Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Kolajen ne zaman alınmalı? Sabah mı yoksa akşam mı daha etkili? Kolajeni en doğru şekilde kullanmak için uzmanlardan zamanlama, dozaj ve uygulama önerileri.
Cilt, saç ve eklem sağlığını desteklemede uzun süredir vazgeçilmezler arasında yer alan kolajen takviyeleri, aslında kafa karıştırıcı bir dünyaya sahip. Bunların ne zaman alınması gerektiğine dair pek çok farklı ve birbiriyle çelişen öneriyle karşılaşıyoruz. Oysa kolajeni almak için en doğru zamana ilişkin cevap, düşündüğünüzden çok daha esnek.
Tüm bu bilgi kalabalığını sadeleştirmek için uzmanlara başvurduk. Kolajeni ne zaman almanız gerektiğine dair söylediklerine birlikte bakalım.
Doğru zamanı bulmak tamamen hedeflerinize bağlı. Keck Medicine of USC’den uzman klinik diyetisyen Alexis Lopez, genel hatlarıyla kolajeni günlük rutininize kolayca entegre edebileceğiniz bir zamanı seçmenizi öneriyor. Yani önemli olan, sabah kahvenize karıştırmak ya da gece rutininizin bir parçası hâline getirmek gibi alışkanlıklar edinerek, bunu her gün düzenli almayı hatırlamanız.
Daha spesifik hedefler söz konusuysa -örneğin eklem ağrısı, kilo yönetimi ya da egzersiz performansı- kolajeni antrenman zamanına yakın almak (örneğin egzersizden 30–60 dakika önce bir smoothie içinde) bağ dokularında kolajen sentezini destekleyebilir.
Mount Sinai Hastanesi’nden Ayakta Beslenme Hizmetleri Bölümü Direktörü Samantha Dieras ise sabah alınan kolajenin, dolaşımı ve cilt metabolizmasını destekleyebileceğini gösteren çalışmalar olduğunu ekliyor.
Bununla birlikte uzmanlar, 'tam saat'e fazla takılmamak gerektiğini vurguluyor. Kolajeni günün hangi saatinde aldığınızdan çok, düzenli olarak almak daha önemli. Diyetisyen ve Real Nutrition’ın kurucusu Amy Shapiro’nun kendi sözleriyle, “Araştırmalar kolajenin etkisinin, belirli bir saatten ziyade zaman içinde düzenli günlük alımla ortaya çıktığını gösteriyor.” Kolajen, tüketildiğinde amino asitlere ve peptitlere ayrılır ve saatler boyunca kan dolaşımında kalır; yani vücudunuz ihtiyaç duyduğu anda bunları kullanabilir.
Lopez’e göre kolajen takviyeleri, emilim açısından en etkili form. Besinlerle alınan kolajenin vücut tarafından kullanılabilmesi için önce daha küçük parçalara ayrılması gerekir; bu da süreci biraz daha verimsiz hâle getirir.
Kolajen takviyeleri sıvı ve toz gibi farklı formlarda bulunur ve sizin için en iyi seçenek, her gün keyifle tüketebileceğiniz formdur. Örneğin Shapiro, pratik ve çok yönlü olduğu için toz formu tercih ediyor. Dieras ise toz kolajenin hem daha ekonomik olduğunu hem de sıvı ve kapsül formlara kıyasla istenen dozu almak açısından daha avantajlı olduğunu belirtiyor.
Kolajeni aç ya da tok karnına alabilirsiniz. Lopez, aç karnına almanın emilimi bir miktar artırabileceğini söylüyor, ancak etkili olması için bu şart değil. Ayrıca turunçgiller, orman meyveleri ve biber gibi C vitamini açısından zengin besinlerle birlikte tüketmek, vücudun doğal kolajen üretimini destekleyebilir. Hassas bir sindirim sisteminiz varsa veya sindirim sorunları yaşıyorsanız, kolajeni öğünlerle birlikte almak daha iyi bir seçenek olabilir.
Shapiro’ya göre çoğu araştırma, hedefe bağlı olarak günlük 2,5 ila 15 gram arasında kolajen alımını destekliyor. Düşük dozlar daha çok cilt ve saç sağlığına yönelikken, daha yüksek dozlar eklem sağlığı ve egzersiz sonrası toparlanma için tercih ediliyor. Kolajeni günde tek seferde alabilir ya da ikiye bölerek tüketebilirsiniz. Ancak daha fazlasını almak her zaman daha fazla fayda anlamına gelmez; diğer protein kaynakları gibi kolajen de genel beslenme düzeninizin bir parçası olmalı.
Kolajen takviyeleri çoğu kişi için güvenli kabul edilse de dikkat edilmesi gereken bazı durumlar var. Lopez, özellikle vegan ve vejetaryenlerin dikkatli olması gerektiğini belirtiyor; çünkü çoğu kolajen takviyesi hayvansal kaynaklıdır. Ayrıca yumurta, balık veya kabuklu deniz ürünlerine alerjisi olanların, bu kaynaklardan elde edilen kolajenlerden kaçınması önerilir.
Bitki bazlı kolajen alternatifleri de bulunuyor; ancak bunlar doğrudan kolajen içermez. Bunun yerine vücudun kendi kolajen üretimini destekleyen besin öğelerini (örneğin C vitamini ve amino asitler) içerir.
Dieras ayrıca böbrek taşı, karaciğer hastalığı, hiperkalsemi gibi rahatsızlıkları olanların ya da hamile ve emziren kişilerin ekstra dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Her takviyede olduğu gibi, kolajeni günlük rutininize eklemeden önce bir doktora veya sağlık uzmanına danışmak en güvenlisi.

