Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Dinlenmek ve rahatlamak için yaptığımız her şey bir yana, arkadaşlar yetişkin yaşamının en değerli nefes kaçamağına dönüşüyor olabilir.
Sinema dünyasına When Harry Met Sally, Julie & Julia, You’ve Got Mail gibi yürek ısıtan kültleri kazandıran yönetmen, yapımcı ve yazar Nora Ephron, ölümünden iki yıl önce yayımlanan I Remember Nothing başlıklı denemeler koleksiyonunda, hayatının son günlerini yaşarken özleyeceği ve özlemeyeceği şeylerin listesini yapar. Özleyecekleri arasında “arkadaşlarla akşam yemeği” ve “arkadaşlarla hiçbirimizin yaşamadığı şehirlerde akşam yemeği” vardır. Yetişkin arkadaşlıklarını daha iyi ifade etmek mümkün mü? Hayatlar farklı yönlere savrulup farklı kariyerler, şehirler, evlilikler, çocuklar arasında bambaşka yollar çizilirken bazı bağlar varlığını ve gücünü korumaya devam eder. Friend kelimesi eski İngilizce’deki frēond’dan geliyor; bu da sevgi dolu birini ya da sevgiliyi ifade ediyor. Dilimizdeki karşılığının nereden geldiği açık: Sırt sırta veren, birbirinin arkasını kollayan kişilerin birlikteliğini nitelemek için kullanıyoruz bu kelimeyi.
Kelimenin anlamı değişmese de arkadaşlıkların -daha doğrusu kadın arkadaşlıklarının- yaşanma şekli ve anlamı değişiyor. Yüzlerce yıldır romantik ilişkiler, arkadaşlık ilişkilerini zayıflatır hatta kimi durumda bitirirken bugün farklı bir öncelik sıralaması yapıyoruz. Sosyal psikolog Bella DePaulo, Batı kültürünün yıllardır evliliği ve romantik ilişkileri sistematik biçimde diğer ilişkilerin üzerinde konumlandırdığını öne sürüyor ve buna matrimania diyor. Ephron’ın yazdığı When Harry Met Sally, özünde bir kadın ve erkeğin gerçekten arkadaş olabilme ihtimalini ele alıyor. Hollywood’un yıllardır anlattığı, en iyi kadın-erkek arkadaşlıklarının bile bir gün mutlaka romantik ilişkiye dönüşme eğiliminde olduğu, ki bu da arkadaşlığın kendi başına yeterli ve değerli bir ilişki olarak görülmediğini gösteriyor. Sex and The City’nin Miranda’sının doğumdan sonra özellikle Samantha tarafından biraz dışlandığını hatırlar mısınız? Dört arkadaş çevresinde şekillenen bir dizide bile bu olurken bugün söz konusu dışlanmanın yerini momcation’lar, girls trip’ler ve chosen family (seçilmiş aile) kavramı almış durumda. Bir sevgili bulup, evlenip, anne olmak geçmiş kuşakların aksine bugün dostluk bağını koparmak yerine güçlendiriyor; kadın arkadaşlıklarını korumaya daha bilinçli bir yaklaşım getiriyor. Eş, iş ve çocuğun getirdiği sorumlulukların arasında boğulmak yerine kadın arkadaşlarımızla vakit geçirmeyi bir nefes molası olarak görüyoruz artık. Kız arkadaşların kıymeti günden güne artıyor; birer kaçış haline geliyorlar. Hatta kaçıştan çok, yetişkinliğin karmaşası içinde ara ara koştuğumuz birer sığınak gibiler.
Baştan söyleyelim, burada konuşacaklarımızın erkek düşmanlığıyla ilgisi yok. Amerikalı dilbilimci Deborah Tannen’ın teorisine göre, kadın ve erkek iletişimi kültürlerarası bir olgu ve iki cinsiyet, iki farklı kelimeler dünyasında yaşıyor. Kadın arkadaşlarınızla iki saat sohbet ettikten sonra yeniden doğmuş gibi hissetmenizin nedeni burada saklı olabilir. Arkadaşların varlığı ne kadar iyi hissettiriyorsa, kopup gitmeleri de bir o kadar yıkıcı oluyor. Tannen’a göre kadınlar için arkadaşlık bağının kopuşu en acı veren ayrılık biçimi. Üzerinden yıllar geçse bile “Benimle ilişkisini bitirmesine neden olan neydi?” sorusunu zihnin bir köşesinde asılı bırakıyor. Arkadaş ayrılıkları, yetişkin arkadaşlıkları ve arkadaşlıkları sürdürme konularına yoğunlaşan klinik psikolog Miriam Kirmayer konunun başka bir boyutuna odaklanıyor: Arkadaşlıkların bitmesi çoğu zaman romantik ilişkilerin bitmesinden daha az görünür olduğundan yas süreci de yalnız atlatılmak zorunda kalınıyor.
Belki de bu yüzden, yetişkin arkadaşlıklarının iyi olma haliyle ilgisi üzerine yapılan araştırmalar, bu iki kavram arasında ciddi bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Hatta kimi zaman arkadaşlarınızla paylaşımınız, romantik partnerinizden aldığınız duygusal tatminden bile büyük. Tannen kadın iletişiminin hayati detayının derinliği olduğunu öne sürüyor. Kız arkadaşlarınız en küçük detayı dahi bilmek istiyor: “Peki sen ne dedin? O ne cevap verdi? Neden böyle yaptığını düşünüyorsun? Nasıl hissettin?…” Çözüm arayışına geçmeden önce yaşadığınız şeyin ne denli sinir bozucu olduğunu karşı tarafa aktarabilmek istiyorsunuz. Ofiste canınızı sıkan bir olayı anlattığınızda yanıt “Takma kafana” ya da “Çok keyfini kaçırıyorsa, istifa et” olmamalı değil mi?

Arkadaşlık bağlarının daha derin anlamlar kazanması, beraberinde aktivite çeşitliliğini de getiriyor; kız arkadaşlarla tatilden tutun birlikte terapiye gitmeye kadar. Arkadaşların değişen rolü ve ehemmiyeti bu ilişkileri yaşama biçimimizi de değiştiriyor. Doğum günü tatilleri, destinasyon bekarlığa vedaları, wellness kaçamakları… Günümüz seyahat sahnesinin bir köşesinde yeni yerler görmektense eski dostlukları canlı tutma çabası sessizce yükseliyor. Ephron’ın “hiçbirimizin yaşamadığı şehirlerde akşam yemeği” ile kastettiği bu değil mi sizce de?
Öte yandan zor bir yanı da var girls trip’lerin. Arkadaşlık ilişkilerine dair tavsiyelerde bulunan Dear Nina adlı podcast’in sunucusu çocuklar, takvimler, finansal durum, lojistik detaylar, suçluluk hissi ve herkese uyan bir tarih bulmanın zorluğundan dem vuruyor. Podcast’in yardımcı yapımcısı Rebekah Jacobs, “buna değer” çizgisinin düşündüğünüzden daha alçak olduğundan söz ediyor. Muhteşem bir rota, kusursuz tatil planı ve o şahane ekip için beklememeyi öğütlüyor. “Yapabildiğinizin en iyisi bir gece mi? O halde bir geceyi kullanın.” Harvard’lı profesör Alison Wood Brooks, konuk olduğu The Diary of a CEO podcast’inde “Biri kulağınıza çılgınca gelen bir fikir sunduğunda insana özgü o yargılama içgüdüsüyle hareket etmeyin” diyor “çünkü ilişkilerimizi mahveden tam da bu.”
Yukarıda bahsettiğimiz zorluklar arkadaşlıkları sürdürebilmek için ödenen küçük bedeller. “Yürümüyorsa bırak gitsin” diyemeyeceğiniz kadar değerli dostluklarınız vardır elbette. Yalnızlığın yaşam modelimize dönüştüğü, programları iptal etmenin bir WhatsApp mesajına baktığı bu ekran çağında sayılı arkadaşlıkların artan değeri yeni bir ihtiyaç doğuruyor: Arkadaşlık terapisi. Evet, ilişki terapisine gider gibi bir terapistten randevu alıp ortak bir seansta arkadaşlarıyla sorunlarına çözüm arayanlar var. Fighting For Our Friendships’in yazarı, arkadaşlık uzmanı Danielle Bayard Jackson, arkadaşlıklardan beklentilerimiz yükselirken bu ilişkileri yönetmek için elimizde romantik ilişkilere kıyasla çok daha az araç bulunduğunu söylüyor. Tannen’ın araştırmalarında söylemeye çalıştığı da bu: Kız arkadaşlardan beklentimiz yalnızca birlikte vakit geçirmek değil anlaşılmak, görülmek, desteklenmek ve hayatımızın evrelerine tanıklık edilmesi. Çok sevdiğiniz partnerinizden ayrılmamak için yapabileceklerinizle, arkadaşınızdan kopmamak için gösterebileceğiniz çaba eşit mi sizce?
Houston merkezli arkadaşlık terapisti Barbie Atkinson meslek pratiğinde bir değişim gözlemliyor. Bundan yıllar önce insanlar ofisini arayıp bir arkadaşlarıyla terapiye gelmelerinin tuhaf kaçıp kaçmayacağını sorarken bugün seanslarının yüzde 25’ini arkadaş çiftlerinin hatta arkadaş gruplarının oluşturduğunu söylüyor. Bugün dating uygulamalarına kaydolduğunuzda önce arkadaş mı, sevgili mi aradığınız soruluyor. Romantik ilişkilerde başımız sıkıştığında yardım alacağımız sayısız kitap, podcast ve çift terapisti var; arkadaşlıklar söz konusu olduğunda uzun süredir durum böyle değildi. Arkadaş ilişkileri ve bağlanma üzerine kitapları bulunan arkadaşlık uzmanı Marisa Franco’nun Platonic’te savunduğu fikir, arkadaşların çoğu zaman kendiliğinden olması gereken ilişkiler gibi görüldüğü ve bu yüzden insanların bu ilişkilerde sorun yaşadıklarında çözüm için çabalamak yerine geri çekildikleri.
Çocukluk yıllarınızı hatırlayın. Havuz kenarında yalnız başına oynayan bir yaşıtımıza, “Oyun oynayalım mı?” diye sormak ebeveynlerimize kolay, bize zor görünen bir soruydu. “Ya benimle oynamak istemezse?” Aslında bugün de aynı özen ve çabayla yaklaşmak gerekiyor arkadaşlıklara. Oyunlar oynamayı bıraktık belki, ancak arkadaşlıkları sürdürmek için gereken çaba pek değişmedi. Lise arkadaşlarınızla yıllar sonra mezunlar gecesinde bir araya geldiğinizde aradan onca zaman geçmemiş gibi laf lafı açıyor değil mi? Belki de o yıllarda dostluk bağına gereken özeni gösterdiğiniz içindir. Şimdi o zamanlar çok sevdiğiniz halde birlikte tatile çıkmanıza izin verilmeyen bff’inizi düşünün ve güncel bff’inizle o tatile çıkın, o partiye gidin, o kaçamağı yapın.


