26 Mart 2015

Sessiz ve Derinden: D Vitamini

YAZI: VALERİE DAYAN

 
Fotoğraf: Getty Images Turkey
 
Aslında vitamin mi?
 
Temel vitaminleri öğrendiğimiz ilkokul yıllarında, listenin demirbaşları arasında D vitamini de vardı. Ancak vitaminin dışardan alınan ve vücudun üretmediği bir şey olduğu düşünülürse, D, vitamindense hormona daha yakın. University of California San Francisco’da araştırma yapan Dr. Janice Schwartz da, bu görüşe katılıyor ve çok düşük D vitamini seviyelerinin depresyon, demans ve kalp krizi gibi ciddi rahatsızlıklarla ilişkilendirildiğini söylüyor. 
 
Güneş yeterli mi?
 
Doktorlar D vitaminini güneşten almanın en etkili seçenek olduğunu söylese de, yaşam şartları düşünüldüğünde bu her zaman mümkün olmayabiliyor. Solaryuma benzeyen ve faydalı güneş ışınlarını vücuda sentezleyen fototerapinin popülerleşmesinin sebeplerinden biri de bu: D vitamini eksikliği aslında oldukça yaygın. Sokakta haftanın üç günü yarımşar saat çıplak gezmenin pek gerçekçi olmadığını ve güneşe her çıktığımızda haklı olarak koruma faktörlü krem sürdüğümüzü düşünürsek, bu yönteme çok da güvenmemek gerekiyor. Bu noktada da D vitamini takviyeleri ve düzenli tüketilen süt, peynir ve palamut, somon, ton gibi yağlı balıklar imdadımıza yetişiyor. Ancak, nükleer tıp uzmanı Dr. Erol Ergüler, yoğun D vitamini içeren besinleri bol bol güneşlenilen deniz tatillerine gitmeden çok tüketmemeyi, aksi taktirde bunun güneşle olacak D vitamini sentezini önleyebileceği konusunda bizi uyarıyor.
 
Kolesterolle de ilgisi var
 
Massachusetts Institute of Technology’de D vitamini üzerine çalışan Dr. Stephanie Seneff, geçtiğimiz yıllarda çok önemli bir bulgu elde etti: D vitamini seviyesi normal olan kişilerin “iyi kolesterol”leri yüksek, “kötü kolesterolleri” ise anlamlı bir oranda düşük çıktı. Ve bu bulgu, pek çok kişinin uğraştığı kolesterol sorunuyla ilgili önemli bir açılım oldu: Demek ki, D vitamini eksikliğimizi giderdiğimizde, kolesterol problemimiz bir nebze de olsa çözülebilir.
 
Seks, mutluluk ve D vitamini
 
Yaz aşklarının kış aşkı olmamasının dolaylı yolla da olsa geçerli ve medikal bir nedeni olabilir. Araştırmalar, D vitamini eksikliğinin kadınlarda düşük östrojen seviyelerine, dolayısıyla cinsel isteksizliğe yol açabileceğine işaret ediyor. Bu durum erkekler için de geçerli: Testesteron seviyeleri düşüyor. Bu da sadece seks hayatını değil, aslında ruh halimizi de kötü yönde etkileyebiliyor. Ancak D vitamini eksikliğinin modumuzla direkt bir bağlantısı da var. Halk arasında kış depresyonu da denen mevsimsel duygudurum bozukluğu, soğuk aylarda daha az D vitamini alıyor olmamızla alakalı. Bunun sebebiyse D vitaminin dopamin ve serotonini salgılayan hücreleri harekete geçirebilmesi.
 
Meme kanserini önleyebilir mi?
 
D vitamininin, son zamanlarda özellikle kadınlar arasında hiç olmadığı kadar konuşulmasının ve C vitamini takviyeleri gibi yaygın olarak alınmasının en büyük sebebi, geçtiğimiz yıl University of California San Diego’da yapılan araştırmanın sonuçları. Buna göre, D vitamini eksikliği menopoz öncesi dönemde meme kanseri riskini arttırabiliyor. Yani D vitamini, sadece yaşla kemik yoğunluğu azalmış kadınlar için değil, henüz menopoza girmemiş olanlar için de hayati bir önem taşıyor. Bu araştırmanın başında olan Prof. Cedric F. Garland, yeterli miktardaki D vitamininin tümör oluşumunu ve büyümesini önleyebildiğine dikkat çekiyor. 
 
Jinekoloji uzmanı ve İstanbul Tabip Odası Başkanı Profesör Dr. Selçuk Erez, özellikle 60 yaş ve üzeri kadınlar için D vitamininin önemini vurguluyor. Bunun sebebi sadece cildin daha genç yaşlarda sahip olduğu niteliği yitirmesi ve vitamin sentezinin yavaşlaması değil, aynı zamanda bu yaşlardaki kadınların mayo giyip güneşlenme dürtüsünün de azalması. Eksikliği kemik yoğunluğunun ciddi miktarda azalmaya, kanda yüksek oranda kalsiyum birikmesine, kas azalmasına, yüksek tansiyona ve hatta Alzheimer’a bile sebep olabileceğinden, Prof. Dr. Erez, özellikle 60 yaş üzerine mutlaka D vitamini takviyesi öneriyor.

 

 

ETİKETLER: DERGİDE BU AY , ARŞİVDEN , D VİTAMİNİ