Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Kate Hudson listeye girerken Ariana Grande ve Paul Mescal dışarıda kaldı; Wunmi Mosaku ve Delroy Lindo’nun yer aldığı “Sinners” ise adeta yeniden doğdu.
2026 Oscar adaylıkları, ağızları açık bırakan anlarla doluydu. Şaşırtıcı adaylar, akıl almaz 'dışarıda bırakılmalar' ve ödül sezonu kahinleri için bol bol yorumlanacak işaretler… İşte aday listesinde hâlâ konuşmayı bırakamadığımız, en kafa karıştırıcı 11 hayal kırıklığı ve sürpriz.
Wicked devam filmi vizyona girdikten kısa bir süre sonra Glinda’mızın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanma yolunda olduğu düşünülüyordu. Geçen yıl çok yaklaşmıştı ve bu an onun ânı gibi görünüyordu. Ta ki film izleyici ve eleştirmen nezdinde beklentilerin altında kalana kadar. Oscar adayları listesinde Wicked: For Good tek bir adaylık bile alamadı. (İlk Wicked 10 adaylık kazanmıştı.) Bir noktada, 10 filmlik En İyi Film listesine girmesine kesin gözüyle bakılıyordu; ancak hayır. En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm Tasarımı (ilk filmde kazandığı, bu yıl da kazanması beklenen iki kategori) dahil olmak üzere; Görüntü Yönetimi, Saç ve Makyaj, En İyi Özgün Şarkı (iki yeni şarkısı The Girl in the Bubble ve No Place Like Home ile) kategorilerinde de yer alamadı. Üstelik Cynthia Erivo’nun En İyi Kadın Oyuncu adaylığı da gelmedi.
İnanması zor ama Hollywood’un bu yıldız ismi daha önce hiç Oscar’a aday gösterilmemişti. (Geçen yıl A Complete Unknown ile dışlanmıştı ve rol arkadaşı Monica Barbaro adaylık almıştı.) Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisi giderek daha rekabetçi hâle gelirken bir kez daha yarış dışı kalacağı düşünülüyordu; ancak neyse ki Joachim Trier’in Norveç yapımı aile dramasındaki hassas performansıyla listeye girmeyi başardı. Film toplamda, En İyi Film dahil dokuz adaylık elde etti.
Michael B. Jordan’ın, Ryan Coogler imzalı vampir destanıyla En İyi Erkek Oyuncu kısa listesine girmesi geniş çapta bekleniyordu; ancak iki rol arkadaşının kaderi daha belirsiz görünüyordu. Endişelenmelerine gerek yokmuş zira 'adaylıklar sabahı' Sinners, Oscar tarihinin en yüksek sayısı olan 16 adaylıkla ortalığı kasıp kavurdu. Bunların arasında Mosaku’nun En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Lindo’nun ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı da var.
Eğer Grande’nin yokluğu listenin en büyük 'dışlanması'ysa en büyük sürpriz de sektörün gediklisinin En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde aday gösterilmesi oldu. Kate Hudson, bundan tam çeyrek asır önce Almost Famous ile Oscar’a aday gösterilmişti. Neil Diamond’a saygı duruşu niteliğindeki müzikal filmi, seçmenler arasında sessiz sedasız bir favoriye dönüşmüş durumda. Kısa listeye girebileceğine dair fısıltılar vardı. Sonuçta filmle hem Altın Küre hem de SAG adaylığı almıştı; ancak adının Oscar listesinde olduğuna şahit olmak, yine de insanın ağzını açık bırakıyor.
Hudson’ın listeye sızması, Paul Thomas Anderson’ın devrim niteliğindeki epik filmindeki şaşırtıcı derecede güçlü başrol performansının, ne yazık ki En İyi Kadın Oyuncu kategorisine girememesi anlamına geldi. 25 yaşında olan Infiniti’nin önünde elbette daha pek çok fırsat var; ancak bu yıl burada olmayı hak ediyordu. Üstelik onun yokluğunda En İyi Kadın Oyuncu kategorisinin tamamen beyazlardan oluşması da ayrıca üzücü.
Hamnet, Altın Küreler’de son anda Sinners’ı geride bırakarak En İyi Drama ödülünü kazanmasının ardından güçlü bir ivme kazanmıştı. Oldukça saygın bir Oscar adaylığı da elde etti; ancak kritik kategoriler olan En İyi Görüntü Yönetimi ve Kurgu'da adaylık alamadı (özellikle Kurgu’da aday gösterilmek, En İyi Film zaferi için önemli bir gösterge kabul ediliyor). Daha önce En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde “kesin aday” gözüyle bakılan Paul Mescal'in 'sert mizaçlı William Shakespeare' yorumu da listeye giremedi. Yine de unutmamalı, İrlandalı yıldız daha önce Oscar’a aday gösterilmişti (2023’te Aftersun ile) ve muhtemelen çok yakında yeniden yarışın içinde olacaktır. (Sonuçta sıradaki rolü Paul McCartney…) Filmin genel kaderine bakıldığında ise bu durum, En İyi Film yarışında Hamnet’in üçüncü sıraya gerileyip, Sinners’ın One Battle After Another’ın ardından ikinci liğe yükseldiğine işaret ediyor olabilir.
Üç Oscar’lı Meksikalı auteur Guillermo del Toro’yu kutsayalım; zira tartışmalı canavar filmi için adeta cehennemden çıkma bir kampanya yürüttü. Filmi, Venedik Film Festivali’ndeki kutuplaştırıcı prömiyerinden alıp, bitmek bilmeyen röportajlar, etkinlikler ve sergilerle ödül sezonunun güçlü adaylarından biri hâline getirdi. Bu çabalar toplamda etkileyici dokuz adaylıkla karşılık buldu; ancak kaderin acı bir cilvesi olarak, del Toro En İyi Yönetmen kategorisinde yer alamadı. Oysa film En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında aday gösterildi. Frankenstein’ın bu iki kategoride de kazanması pek olası görünmüyor; del Toro’yu tanıyorsak, enerjisini şimdi tüm kalbiyle ekibinin mümkün olduğunca çok ödül almasını sağlamaya yöneltecektir. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da Jacob Elordi’den; Kostüm Tasarımı, Sanat Yönetimi ve Saç & Makyaj’a kadar birçok dalda birden fazla ödül kazanılması olası görünüyor.
Altın Palmiye ödüllü İranlı yönetmen Jafar Panahi için de bir an durup düşünmek gerek. Muhalif kimliğiyle tanınan Panahi, son hapis cezasından ilham alan kara komedisinin uluslararası başarısının ardından, yakın zamanda bir kez daha hapse mahkum edildi. Bir dönem En İyi Film için güçlü bir aday olarak görülen It Was Just An Accident, yalnızca iki adaylık alabildi: En İyi Uluslararası Film ve En İyi Özgün Senaryo. Panahi ise ne yazık ki En İyi Yönetmen kategorisinde de dışarıda kaldı. Son yıllarda Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmlerin Oscar'larda En İyi Film adaylığı ya da zaferiyle taçlandığı seri (Anora, Anatomy of a Fall, Triangle of Sadness, Parasite) şimdilik burada sona ermiş gibi görünüyor. Bunun yerine, Cannes çıkışlı bir başka yapım olan Kleber Mendonça Filho imzalı The Secret Agent, En İyi Film listesine girmeyi başardı ve ayrıca üç adaylık daha elde etti.
Jafar Panahi'nin övgüyle karşılanan arthouse yapımının En İyi Film listesinde yerini kim aldı? Joseph Kosinski’nin büyük, eğlenceli ve nefes kesen yarış filmi F1. Film ayrıca En İyi Kurgu, Ses ve Görsel Efekt kategorilerinde de adaylık elde etti. Tüm bunlar, Akademi ne kadar uluslararası ve “yüksek sanat” odaklı hâle gelirse gelsin, seyirciyi coşturan gişe filmlerinin asla modasının geçmediğinin kanıtı.
Yorgos Lanthimos’un bu tuhaf bilimkurgu filmi kolaylıkla sıfır adaylıkla da geçiştirilebilirdi. (The Favourite dokuz adaylıktan bir Oscar çıkarmış, Poor Things ise 11 adaylıktan dört ödülle dönmüştü; ancak Kinds of Kindness tamamen görmezden gelinmişti.) Buna rağmen Akademi’nin Yunan yönetmene hâlâ bir zaafı olduğu açık: Bugonia, En İyi Film ve Emma Stone’un manyetik başrol performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dâhil olmak üzere dört adaylık elde etti. Uzun süredir En İyi Erkek Oyuncu adayı olabileceği konuşulan Jesse Plemons listeye giremedi. Ancak yine de, bütününde film ekibi için son derece tatmin edici bir liste olmalı.
Sentimental Value, It Was Just An Accident, The Secret Agent ve Sirât, En İyi Uluslararası Film kategorisindeki adaylıkları oldukça garantili görünüyordu; ancak Park Chan-wook’un No Other Choice’unun hızla öne çıkmasıyla birlikte, Kaouther Ben Hania’nın Gazze’de çatışmaların ortasında kalan küçük bir kızın gerçek hikayesini anlatan sarsıcı filmi The Voice of Hind Rajab’ın tek bir Oscar adaylığı bile alamayacağı düşünülmeye başlanmıştı. Neyse ki film bu kategoride kendine yer buldu. Aslında En İyi Film dahil olmak üzere her alanda takdiri hak ediyordu; ancak Akademi’nin onu tamamen dışlamadığını bilmek bile… Oscar adaylıkları gününde bundan daha iyi bir haber zor bulunur.


