Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Chanel’in doğuşundan Gucci ailesinin çöküşüne, podyum kulislerinden New York sokaklarına uzanan bu filmler, stilin sinemadaki en çarpıcı hâllerini bir araya getiriyor.
En ikonik moda filmleri estetik ilhamın yanı sıra kültürel bir ayna işlevi görür. Aslında moda ile sinemanın bu kadar kusursuz biçimde kesiştiği başka çok az yaratıcı alan vardır. Bir yönetmenin bir elbisenin dramatik hareketini beyazperdeye taşıma ustalığı da, moda tasarımcılarının yıllar boyunca sinemaya yaptığı katkılar da bu ilişkinin parçası. Sonuçta ortaya çıkan şey ise, tüm zamanların en unutulmaz sinema anlarından bazılarıdır.
Bu gizemli endüstriye dair merakınızı gidermek, moda tarihinin dönüm noktalarının arka planını keşfetmek ya da yalnızca stil dolu bir kaçamak yapmak için bu ikonik moda filmlerine göz atın.
Kimler sever: Hollywood’un Altın Çağı ihtişamına hayran olanlar, müzikallerden vazgeçemeyenler ve Paris’in her zaman iyi bir fikir olduğuna inananlar.
Moda filmleri arasında Funny Face kadar saf bir neşe duygusu yaratan çok az yapım var. Audrey Hepburn, Paris’te felsefe okumayı hayal eden utangaç New York'lu kitapçı asistanı Jo Stockton’a hayat veriyor. Bu hayal, ünlü moda fotoğrafçısı Dick Avery’nin (Fred Astaire) onu keşfetmesi ve ilham perisine dönüştürmesiyle beklenmedik ama masalsı bir şekilde gerçeğe dönüşüyor. Paris’in büyüleyici fonu, George ve Ira Gershwin’in hafızalara kazınan şarkıları ve hem efsane kostüm tasarımcısı Edith Head’in hem de Hepburn’ün yakın işbirlikçisi Hubert de Givenchy’nin imzasını taşıyan zarif tasarımlar sayesinde film, haute couture’ün neşesine yazılmış bir aşk mektubu gibi ilerliyor. — Liam Hess
İkonik moda anları: Hepburn’ün defilede giydiği pembe kısa pelerini andıran ceketten finaldeki düşük belli, kayık yakalı gelinliğe uzanan Head ve Givenchy imzalı görünümler adeta ardı ardına gelen stil manifestoları. Caz kulübü sahnesindeki siyah babet, kapri pantolon ve balıkçı yaka kombinasyonu ise 1950’lerin Beat Kuşağı ve Fransız varoluşçuluğuna göz kırpan, dönemi tanımlayan bir minimalizm örneği.
Moda trivia'sı: Maggie Prescott (Kay Thompson) karakteri Diana Vreeland’dan esinlendi. Astaire’in canlandırdığı karakter ise efsanevi moda fotoğrafçısı Richard Avedon’dan ilham aldı.
Kimler sever: Art house ve deneysel sinema tutkunları; 1960’ların Londra kültürel devrimini tanımlayan stil ve müziğe hayran olanlar.
Listede ton olarak daha karanlık bir yerde duran bu tehditkar ama bir o kadar da göz alıcı gerilim, Michelangelo Antonioni imzası taşıyor ve bizi Swinging Sixties Londra’sının baş döndürücü atmosferine götürüyor. Hikayenin merkezinde David Hemmings’in canlandırdığı moda fotoğrafçısı Thomas var. Sıradan bir çekim sırasında tesadüfen bir cinayeti görüntülemiş olabileceğini fark ettiğinde film, stil dolu bir entrika ve paranoya hikayesine dönüşüyor.
Bugün bakıldığında Thomas’ın kadınlara yaklaşımı açıkça döneminin zihniyetini yansıtıyor. Ancak bu problemli tavır, filmin yarattığı gerilimi gölgelemiyor. Aksine, Veruschka’dan Jane Birkin’e uzanan oyuncu kadrosu, filmin karanlık tonunu estetik bir dengeye taşıyor. Blow-Up, bugün hâlâ moda tarihinin kırılma anlarından birini belgeleyen büyüleyici bir film niteliğinde. — L.H.
İkonik moda anları: Veruschka’nın metalik elbisesiyle verdiği pozlar saf, filtresiz bir 60’lar ihtişamı. Jane Birkin’in çizgili elbiseleri ve perçemleri ise gençliğin zahmetsiz cool’luğunu taşıyor.
Moda trivia'sı: Thomas karakteri David Bailey, Don McCullin ve John Cowan gibi gerçek İngiliz moda fotoğrafçılarından ilhamla yaratıldı.

Kimler sever:Fransız Yeni Dalgası’nı, satiri ve mockumentary türünü sevenler; 'her karesi vintage bir dergi edisyonu gibi görünen bir film' fikrinden heyecan duyanlar.
Who Are You, Polly Maggoo? Blow-Up ile aynı yılgösterime girmiş olsa da Swinging Sixties’e bakışı çok daha sürreal ve bilinçli biçimde satirik. Amerikalı fotoğrafçı ve yönetmen William Klein, moda endüstrisinin aşırılıklarını, göz kamaştırıcı ama bilinçli biçimde karikatürize edilmiş bir estetik üzerinden eleştiriyor. Kostümler, 1960’ların stilini kristalize eden bir zaman kapsülü niteliğinde. Filmi izlemek için bir başka neden ise Diana Vreeland’ı andıran otoriter moda editörü Miss Maxwell rolündeki Grayson Hall’un, kariyerleri tek cümleyle yükseltip bitirebilecek keskinlikteki performansı. — L.H.
İkonik moda anları: Açılış sahnesindeki Space Age alüminyum görünüm, Paco Rabanne ve André Courrèges’in tanımladığı o dönemin cesur tasarımlarına gönderme yapıyor.
Moda trivia'sı: Klein gerçek hayatta Vogue için çalışan bir moda fotoğrafçısıydı. Polly’yi canlandıran Dorothy McGowan da profesyonel bir modeldi.

Kimler sever: Valley of the Dolls ya da Showgirls gibi camp estetiğe sahip kült klasikleri sevenler.
Moda tasarımcılarının beyazperdedeki temsilleri söz konusu olduğunda, Diana Ross’un Amerikalı tasarım öğrencisi Tracy Chambers rolündeki performansı oldukça sıra dışı ve gösterişlidir. Tracy’nin tasarımları, 1970’lerin Roma’sında, yüksek sosyete salonlarında beklenmedik bir ilgi ve başarıya dönüşüyor. Motown Records’un kurucusu Berry Gordy’nin yönettiği film, modanın en ihtişamlı ve abartılı hâlini kutlarken, bugün hâlâ güncelliğini koruyan politik bir mesaj da taşıyor. Tracy, memleketi Chicago’da soylulaştırmaya karşı mücadele eden siyah bir aktiviste duyduğu aşk ile Avrupa’daki modellik kariyerinin göz alıcı ama sonunda boş vaatler sunan dünyası arasında kalıyor. — L.H.
İkonik moda anları: Filmin belki de en çok referans verilen sahnesinde Ross, spot ışıkları altında neredeyse göz kamaştıran, ayna parçalarıyla kaplı ve yere kadar uzanan ışıltılı bir pelerin giyiyor. Filmin diğer parıltılı görünümleri de Halston ve Bob Mackie’nin disko dönemine özgü ihtişamını yansıtıyor.
Moda trivia'sı: Ross, filmde kullanılan 60’tan fazla kostümün 50’sini bizzat tasarlamış olsa da kostüm tasarımcısı olarak resmi jenerikte yer almaz. Yine de filmin etkisi bugün de sürer; Beyoncé, Rihanna ve Zendaya hem çekimlerde hem kırmızı halıda Mahogany estetiğine göndermeler yapmıştır.

Kimler sever: 1990’ların süpermodel dönemine nostalji duyan herkes.
Robert Altman’ın moda endüstrisine yazdığı geniş kadrolu, yıldızlarla dolu ve son derece satirik övgü niteliğindeki bu filmde hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Yönetmenin imzasını taşıyan mockumentary tarzı anlatımda, Julia Roberts, Sophia Loren ve Lauren Bacall gibi isimler, şehir moda konseyinin başkanı Olivier de la Fontaine’in ölümü sonrasında Paris Moda Haftası’na akın eden moda figürlerini canlandırıyor. Film, hem eleştirel hem de ticari açıdan beklenen başarıyı yakalayamamış olsa da moda dünyasının başlangıçtaki temkinli ve şaşkın tepkisi yıllar içinde yerini bir tür sevgiye bırakmıştır. 1990’ların defile ihtişamını belgeleyen bir yapım olarak, dönemin atmosferini yansıtan en iyi örneklerden biri. — L.H.
İkonik moda anları: Jean-Paul Gaultier, Thierry Mugler, Sonia Rykiel, Christian Lacroix ve Vivienne Westwood’un gerçek Paris Moda Haftası görünümleri.
Moda trivia'sı: Zengin bir oyuncu kadrosu olan filmde Sophia Loren, Julia Roberts, Tim Robbins ve Lauren Bacall’ın yanı sıra Anouk Aimée, Forest Whitaker, Rupert Everett, Lili Taylor, Naomi Campbell, Claudia Schiffer ve Linda Evangelista gibi isimler de yan rollerde karşımıza çıkıyor.
Kimler sever: Güç dengesi oyunlarını ve keskin, lafı gediğine oturtan replikleri sevenler.
Moda medyasının seçkin ve gizemli dünyasını mercek altına alma konusunda çok az film The Devil Wears Prada kadar etkili olmuştur. Runway dergisinin genel yayın yönetmeni Miranda Priestly rolüyle Oscar’a aday gösterilen Meryl Streep, büyüleyici ölçüde acımasız performansıyla filmi adeta sırtlıyor. Hikaye, modayla pek ilgisi olmayan Andy Sachs’ın (Anne Hathaway) Miranda’nın asistanı olarak bu acımasız ve yüksek tempolu dünyaya adım atmasını izliyor. Moda sektöründe çalışanların takıntılı doğasına dair hâlâ alıntılanan replikleri ve zekice gözlemleriyle film; Emily Blunt ve Stanley Tucci’nin güçlü yan performanslarıyla daha da derinleşiyor. Yine de asıl kötü karakterin Andy’nin erkek arkadaşı olup olmadığı sorusu, yıllardır süren bir tartışma başlığı; sosyal medyada kısa bir gezinti bile bunun hâlâ hararetle konuşulduğunu gösteriyor. — L.H.
İkonik moda anları: Tek bir sahne seçmek neredeyse imkansız. Ancak Andy’nin Chanel çizmeleri, kusursuz kesim paltoları ve Hermès eşarplarıyla dönüştürdüğü stili, filmin hafızalara kazınan anlarından.
Moda trivia'sı: Kostüm tasarımcısı Patricia Field, film için 100’den fazla kombin hazırladı; haute couture ile hazır giyimi ustalıkla bir araya getirdi ve Hathaway’in gardırobu için 1 milyon dolarlık Chanel kullandı. Bu ödünç sürecini bizzat Karl Lagerfeld onayladı. Paris Moda Haftası sahnelerinde ise Valentino Garavani’nin kısa rolüne dikkat!
Kimler sever:Frida, Jackie ve Becoming Jane gibi, ikonik ve sıra dışı kadınları merkezine alan biyografik filmleri sevenler.
Moda tarihine yakından bakmak isteyenler için, Audrey Tautou’nun, kendi adını taşıyan modaevini kurmadan önceki genç Coco Chanel yorumundan daha etkileyici bir başlangıç zor bulunur. Film, Chanel’in terzilik yaptığı yıllara odaklanırken zarif sinematografisi ve güçlü sanat yönetimiyle dikkat çekiyor. Özellikle Fransız kostüm tasarımcısı Catherine Leterrier’nin (bu filmle César kazandı) stil yaklaşımı, hikayeye derinlik kazandırıyor. Yüzeyde bir dönem filmi gibi görünse de tasarımcının iç dünyasına dair dokunaklı bir hikaye sunuyor. — L.H.
İkonik moda anları: Chanel’in çizgili Breton tişörtten küçük siyah elbiseye uzanan ve 20. yüzyıl modasını şekillendiren tasarımlarının doğuşu, adım adım gözler önüne seriliyor.
Moda trivia:Chanel, tarihsel doğruluk için arşivini açtı ve referans parçalar ödünç verdi. Film vizyona girdiğinde Tautou aynı zamanda Chanel No. 5’in yüzüydü.
Kimler sever: Takıntı, kontrol ve toksik aşk hikayelerine ilgi duyanlar; Vertigo ya da Black Swan hayranları.
Haute couture’ün titiz ve takıntılı doğasını, Paul Thomas Anderson’ın klostrofobik atmosferiyle anlattığı Phantom Thread kadar iyi yansıtan az film vardır. Hikaye, Charles James’ten ilhamla yaratılmış tasarımcı Reginald Woodcock ile bir sahil kasabasında tanıştığı ve zamanla ilham perisine dönüşen genç kadın arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Daniel Day-Lewis’in Oscar adaylığı getiren performansı; Vicky Krieps ve Lesley Manville’in güçlü oyunculuklarıyla dengeleniyor. Savaş sonrası moda dünyasına açılan penceresiyle film, zarif bir masal gibi başlıyor ancak giderek bir kabusa dönüşünüyor. — L.H.
İkonik moda anları: Kraliyet düğünü için tasarlanan gösterişli elbise, eski dünyanın ihtişamını saf hâliyle yansıtıyor.
Moda trivia'sı: Day-Lewis rolü için dikiş dikmeyi öğrendi, gerçek terzilerle çalıştı ve Cristóbal Balenciaga’nın couture tekniklerini inceledi.
Kimler sever: Prequel’leri sevenler ve The Devil Wears Prada’nın daha karanlık, daha anarşik bir versiyonunu arayanlar.
Disney’in modaya yaklaşımı yer yer abartılı olsa da, Cruella görsel cesaretiyle öne çıkıyor. Film, 101 Dalmatians’ın stil sahibi kötüsü Cruella DeVil’in gençliğine odaklanıyor. Karaktere Emma Stone hayat veriyor. 1960’ların çiçekli Londra estetiğine karşı daha karanlık ve asi bir moda dili geliştiren karakter, Vivienne Westwood ve John Galliano gibi figürlerle paralellik taşıyor. Kostümler tarihsel olarak birebirlik olmasa da modadaki ego ve aşırılık hikayesi zamansız. —L.H.
İkonik moda anları: Finaldeki siyah-beyaz kombinler, Cruella’nın ileride Dalmaçyalı beneklerine duyacağı takıntının zekice bir ön izlemesi.
Moda trivia'sı: Kostüm tasarımcısı Jenny Beavan, çoğu el yapımı 277 özgün görünüm tasarladı ve bu çalışmasıyla Oscar kazandı.
Kimler sever: Umudunu kaybetmeyen romantikler.
Audrey Hepburn, New York’ta zengin biriyle evlenme hayali kuran eksantrik ama kırılgan Holly Golightly’yi canlandırıyor. Aynı apartmana taşınan yazar Paul Varjak (George Peppard) ile yolları kesişiyor. Kırık kalpler ve gözyaşları eşliğinde, aşkın ne anlama geldiğini keşfediyorlar. Ancak filmden geriye en çok Holly’nin siyah elbisesi, incileri ve uzun ağızlığı kalıyor. — G.Y.
İkonik moda anları: Açılış sahnesindeki yere kadar uzanan siyah Hubert de Givenchy elbise, opera eldivenleri ve büyük güneş gözlükleriyle tamamlanan kombin, sinema tarihinin en ikonik görünümlerinden.
Moda trivia'sı: Film, Hepburn-Givenchy işbirliğini sürdürdü ve Tiffany & Co.’nun küresel ününü pekiştirdi; gösterim sonrası 5. Cadde mağazasına ziyaretler ciddi şekilde arttı.
Kimler sever: Death Becomes Her ya da Fargo hayranları ve kara mizahı sevenler.
Myrtle “Tilly” Dunnage (Kate Winslet), yıllar önce bir suçla itham edilerek ayrıldığı Avustralya’daki kasabasına geri dönüyor. Artık couture tasarımcısı olduğu için kasabaya gelişi dengeleri değiştiriyor. Film, bir elbisenin yalnızca bir giysi değil, güç ve dönüşüm aracı olabileceğini anlatıyor. Ancak Tilly, kasaba kadınlarını yeniden stilize ederken geçmişin hesabını da soruyor. Alevler içindeki final sahnesi ise unutulmaz bir kapanış. — G.Y.
İkonik moda anları: Tilly’nin eve dönüşte giydiği vücuda oturan kırmızı elbise, gerçek bir intikam manifestosu.
Moda trivia'sı: Siluetler, 1950’lerin Cristóbal Balenciaga tasarımlarına ve Dior’un New Look dönemine gönderme yapıyor.
Kimler sever: Gerçek suç hikayelerini seven moda tarihi meraklıları.
Gerçek bir hikayeye dayanan House of Gucci, Patrizia Reggiani’nin Gucci ailesine gelin olarak gelmesini ve hırsının ihanet, intikam ve cinayetle sonuçlanan bir zincirleme reaksiyonu tetiklemesini anlatıyor. Film, göz kamaştırıcı kombinler eşliğinde bir aile dramını seyirciye aktarıyor. İtalyan moda imparatorluğunun bu dramatik yeniden anlatımında Lady Gaga, Adam Driver ve Al Pacino gibi yıldız isimler yer alıyor. —G.Y.
İkonik moda anları: Baştan sona görsel bir şölen sunan filmde, Jared Leto’nun pastel takımları özellikle akılda kalıcı.
Moda trivia'sı: Gaga’nın 70’i aşkın kostümü arasında vintage Gucci ve Yves Saint Laurent parçalar yer alıyor. Kostüm tasarımcısı Janty Yates, tarihsel yolculuk için couture tasarımlar hazırladı.


