Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


31 Ekim - 1 Kasım hafta sonunda izlemeniz için dijital platformlardan ve beyazperdeden önerilerimizi derledik.
Haftanın yoğunluğundan sıyrılıp dinlenmenin en keyifli yollarından biri, kaliteli bir yapımın evrenine adım atmak. Bu hafta vizyona giren filmler ve yayına başlayan diziler yalnızca eğlence sunmakla kalmıyor; güçlü karakterleri, özgün hikaye anlatımları ve etkileyici görsel dünyalarıyla izleyicide iz bırakıyor. Farklı türlerde öne çıkan, her biri kendi alanında dikkat çekici yapımları sizin için derledik. Bu haftaki izleme listenizi oluştururken, kaçırmamanız gereken bu önerilere göz atın.
Bu hafta vizyona giren A24 yapımı You Can See Everything, Nathan Fielder ve Lance Oppenheim tarafından yönetiliyor ve ikili, gerçek belgesel görüntüleri ile canlandırmaları birleştirdikleri bir film ortaya koyuyor. Yapımın merkezindeyse Elizabeth Holmes yer alıyor. Birkaç damla kanla çok sayıda tıbbi test yapabildiğini vadetmesiyle ünlenen sağlık teknolojisi şirketi Theranos’un kurucusu Elizabeth Holmes, yatırımcıları dolandırmakla yargılanıyor ve cezaevine girmesine 34 gün kala Fielder, Oppenheim ve ekibini, hikayesini anlatmak için evine davet ediyor. Holmes’un partneri Billy Evans ve çocuklarıyla geçirdiği günler kayıt altına alınırken yönetmenlerin Holmes’un çekimleri imajını şekilledirmek için kullanıp kullanmadığını sorgulamasıyla gerilim gitgide artıyor. 34 günlük bir süreç üç yıllık bir yolculuğa dönüşüyor. Kurgu görüntülerde Elizabeth Holmes’u Amanda Seyfried (kendisi olarak da yer alıyor) canlandırırken partneri Billy Evans’ı Christopher Abbott canlandırıyor.
The One About Matthew Perry, Friends’in Chandler Bing’i olarak tanıdığımız ve sevdiğimiz Matthew Perry’nin kaybının üçüncü yıl dönümünde Netflix’te yayınlanıyor. Toplam üç saatlik yapım, üç bölümde sunuluyor ve yönetmenliğini Emmy ödüllü Mary Robertson üstleniyor. Perry’yi, Chandler Bing karakterinin ötesinde; bir insan olarak, yaşadığı zorluklarla ve verdiği mücadeleyle ele alan yapım Perry ailesinin özel arşiv görüntüleri, oyuncunun yer aldığı yapımlardan kesitler, kız kardeşi Mia Perry Bowick, gençlik yıllarından beri yakın dostları olan Roger Castillo ve David Pressman ve eski NBC yöneticisi Warren Littlefield’ın özel röportajlarından oluşuyor. Perry’nin çocukluğu, gençlik yılları ve oyunculuk hayali çevresi tarafından aktarılırken, Friends dönemiyle tutkusunun şöhrete dönüştüğü dönem açılışı yapıyor. Ardından Perry’nin bağımlılık mücadelesi, tedavi süreci ve iyileşme isteği aktarılıyor.
Netflix’in yeni suç ve gerilim filmi Collision Course, ekonomik krizin etkileri altındaki 2013 İspanya’sında geçiyor. Bir grup polis Madrid’de bir bankayı soyuyor ve kaçış sırasında bir trafik kazası yapıyor. Ancak aynı polis ekibi kazayı araştırmak üzere görevlendirilince aralarındaki çıkar çatışmaları, yalanlar ve ihanetler açığa çıkmaya başlıyor. Bir yandan soygunun izlerini yok etmeye çalışırken bir yandan da soruşturmayı kendi lehlerine yürütmeye çalışıyorlar. Filmin yönetmenliğini Daniel Sánchez Arévalo yürütürken, başrollerde Goya ödüllü oyuncular Laia Costa, Karra Elejalde, Luis Zahera, Tamar Novas, Álvaro Cervantes ve Lluís Homar yer alıyor.
Bu hafta vizyona giren ve 2026 Cannes Film Festivali’nde ana yarışma seçkisinde yer alan The Beloved, yıllardır görüşmediği kızıyla yeni filminin setinde bir araya gelen ünlü yönetmen Esteban Martínez’i konu alıyor. Martínez, oyuncu olmak isteyen ancak kariyerinde bir ilerleme kaydedemeyen kızı Emilia’ya başrol teklif ediyor ancak ikilinin birlikte çalışmaya başlamasıyla baba-kız ve yönetmen-oyuncu ilişkileri arasındaki sınırlar birbirine karışıyor. Geçmişten kalan yaralar bugün yaptıkları işi etkilerken ikili, birbirleriyle yeniden bağ kurmaya çalışıyor. Yapımda Esteban Martínez’i Javier Bardem ve kızı Emilia’yı Victoria Luengo canlandırırken yönetmen koltuğunda Rodrigo Sorogoyen oturuyor.
2000’lerin en sevilen filmlerinden The Devil Wears Prada, yirmi yıl sonra gelen devam filmiyle 1 Mayıs’ta vizyona girmiş ve modaseverleri oldukça heyecanlandırmıştı. Bu haftaysa film, Disney+ platformuna ekleniyor. Miranda Priestly, Runway’in itibarını kurtarmak için mücadele ederken artık deneyimli bir gazeteci olan Andy Sachs işini kaybedince tekrar dergiye dönüyor. İkili ve tabii ki Nigel bu kriz döneminde basılı yayıncılığın gerilemesine direnmek ve dergiyi korumak için birlikte mücadele verirken, Dior’da güçlü bir konuma sahip olan Emily Charlton’ın yardımına ihtiyaç duyuyorlar. Filmin yönetmenliğini aynı yirmi yıl önce olduğu gibi David Frankel, senaristliğini Aline Brosh McKenna ve yapımcılığını Wendy Finerman yapıyor. Başrollerdeyse Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci yer alırken, oyuncu kadrosuna yeni eklenen isimler arasında Kenneth Branagh, Justin Theroux, Lucy Liu ve Simone Ashley yer alıyor.
2026 Venedik Film Festivali’nin ana yarışma seçkisinde yer alan A24 yapımı Primetime, bu hafta vizyona giriyor. 2006 yılında yaşanan gerçek olaylardan ilham alan filmde Robert Pattinson, To Catch a Predator programının sunucusu gazeteci Chris Hansen’ı canlandırıyor. Hansen programında, internette çocukmuş gibi davranarak çocuklarla tanışan yetişkinleri ifşalarken bir gün şüphelilerden biri için gerçekleştirilen operasyonun beklenmedik bir sona varması, etik değerleri tartışmaya açıyor. Habercilik, eğlence ve adalet arasındaki sınırlar bulanıklaşırken, suç unsurlarının televizyonda bir eğlence aracına dönüşmesinin etik boyutuna odaklanılıyor. Belgeselleriyle bilinen Lance Oppenheim’ın ilk uzun metraj kurmaca filmi olan Primetime’ın senaryosunu Ajon Singh kaleme alıyor.
HBO Max’te yayınlanan yeni doğaüstü gerilim ve gizem dizisi Yaga, Baba Yaga efsanesini günümüze taşıyor. Küçük bir sahil kasabası olan Whittock’ta balıkçılık sektöründe büyük bir şirkete sahip Park ailesinin genç varisi Henry Park’ın ortadan kaybolmasıyla açılan soruşturma, kasaba gündeminin merkezine yerleşiyor. Whittock'a gelen özel dedektif Rapp, yerel dedektif Carson ve üniversite profesörü Katherine ile karşı karşıya geliyor. Kat Sandler’ın aynı isimli tiyatro oyunundan uyarlanan sekiz bölümlük dizide, hikaye boyunca takip ettiğimiz soruşturma yalnızca suçluların kim olduğuna değil, büyülere dair gizemlere de odaklanıyor. David Frazee ve Rachel Talalay tarafından yönetilen yapımda kayıp varis Henry Park rolünde Hudson Williams yer alırken Rapp’i Noah Reid, Carson’u Clark Backo ve Katherine’i Carrie-Anne Moss canlandırıyor.
Bu hafta vizyona giren korku filmi Clayface, ünlü bir oyuncunun Batman evreninin tanıdık kötü karakterlerinden Clayface’e dönüşüm hikayesini aktarıyor. Yapımda Gotham sokaklarında büyüyen ve Hollywood’da başrol oyunculuğuna kadar yükselen Matt Hagen, bir mafya lideri tarafından saldırıya uğruyor ve yüzü ciddi biçimde zarar görüyor. Yüzünün aldığı hal yüzünden hem işinden oluyor hem de birlikte çalıştığı insanlar ona sırtını dönüyor. Takıntılı bir şekilde eski yüzünü tekrar kazanmak isteyen Matt, Dr. Caitlyn Corr ile deneysel bir tedaviye başlıyor. Ancak bu tedavide Matt kendi kontrolünün dışında ilerleyen gelişmeler sonucu, yüzünün şeklini değiştirebilmeye başlıyor. İlk başta bir yetenek gibi görülen durum yavaş yavaş Matt’in lanetine dönüşüyor.
Perfect Days ile 2023 Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Koji Yakusho, Netflix’in yeni komedi dizisi Did Someone Happen to Mention Me?’nin başrolünde karşımıza çıkıyor. Yakusho’nun canlandırdığı Gen Takasegawa, Japonya’nın en ünlü oyuncularından biri. Londra’ya gidiyor, hatta Shakespeare’s Globe’da Kral Lear’ın başrolünü oynuyor ancak iki yıl sonra Japonya’ya döndüğünde hayranları şöyle dursun, ailesi ve meslektaşları dahil kimsenin onu hatırlamadığını fark ediyor. Gen kendine yeni bir hayat kurmak için sıradan biri gibi yaşamaya başlıyor ancak oyunculuğa duyduğu tutkunun peşinden gitmeye devam ediyor. Tanınma ihtiyacının ve egosunun yaşadığı ani çöküşün etkileri, dizi boyunca inceleniyor.
Fransız yazar Maurice Leblanc’ın yarattığı ünlü hırsız Arsène Lupin’den ilham alan Netflix dizisi, dördüncü kısmıyla geri dönüyor. Üçüncü kısmın bitiminin dört yıl sonrasında geçen hikayede, Assane (Omar Sy) hala hapiste ancak artık hırsızlığı geride bırakmaya kararlı görünüyor. Cezasını tamamladıktan sonra oğluna verdiği sözü tutmayı ve bu doğrultuda onunla Senegal’deki ailesini ziyaret etmeyi hayal ederken, “Lupin” imzasıyla ortaya çıkan gizemli bir duyuru Assane’i karanlık dünyaya geri çekiyor. İmzasının yer aldığı duyuru eş zamanlı müze soygunlarına işaret ederken Assane, soygunları kendisinin yapmadığını kanıtlamak ve imzasını kullanan suçluyu bulmak için hapishaneden kaçıyor.


