15 Nisan 2015

Pınar & Viola'nın Çevrimiçi Harikalar Diyarı

YAZI: BUĞU MELİS ÇAĞLAYAN

Çağdaş sanat ikilisi Pınar & Viola'yı internet yerlileri olarak tanımlamak pek yanlış olmaz. Yarı Hollandalı, yarı Türk ikilinin teknolojinin hayatımızın her alanına sirayet etmesinden durmaksızın beslenen multimedya işleri, bir süredir radarımızda. İşte Pınar & Viola'nın bol pikselli ve sürükleyici dünyası.
 
İkili olarak işleyen yaratıcı süreciniz, solo bir sanatçınınkinden nasıl farklılaşıyor?
Sanırım her şeyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bireysel olarak çok net bir bakış açımız var. Şanslıyız ki bakış açılarımız, çoğu zaman ortak noktalarda kesişiyor ancak aynı fikirde olmadığımız zamanlarda, yaratıcılık gerçek anlamda devreye giriyor. İkili olarak çalışmanın kötü taraflarını dramatize etmek anlamsız, çünkü çok güzel yanları da var. Görüşüne güvendiğiniz, sevdiğiniz ve inandığınız birinin daima yanınızda olması büyük bir şans. Zor bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bu onay veya destek, özgüveninizi yerine getirip ilerlemenizi sağlıyor.
 
Fotoğraf: Isabella Rozendaal
 
İnternet kültürünün size ilham verdiğini düşünüyor musunuz?
Biz bunun içinde doğduk ve büyüdük, internetin bize ilham verdiğini inkar edemeyiz. Belki de Paris'e taşınmamızın sebebi de, dolaylı olarak internet oldu. Bizce interneti nasıl algıladığınız, nereden geldiğinizle çok alakalı. Palo Alto'da bir genç için çevrimiçi olmak daha farklı bir önem taşırken, Paris'te bir genç kültürel değerleri korumak adına internet bağlantısı olmayan bir okulda eğitim görebiliyor. Kendimizi internet kültürünün tam ortasında konumlandırmamız bilinçli bir tercih ancak şöyle bir cevap daha net olabilir: İnternetten bir şeyler alıyoruz, bunu somut evrenimizin karanlık ve aydınlık meseleleriyle birleştiriyoruz, içine biraz sevgi katıyoruz ve ardından geldiği yere, internete geri gönderiyoruz.
 
Sizce çevrimiçi olmanın en heyecan verici tarafı ne?
Bilgiye ulaşmanın hızı.
 
 
Bugüne dek Amerikalı prodüktör Diplo'dan, New York menşeli bağımsız dergi BULLETT'a kadar bazı marka ve isimlerle diktat çekici işbirlikleriniz oldu. Sizce başkalarıyla çalışırken kusursuz dengeyi kurmanın sırrı ne?
Tüm bu iş birliklerini bazen sevgililere benzetiyoruz. Bazen bir taraf diğerini daha fazla seviyor, bazen de ilişkiyi uzun mesafeli sürdürmek durumunda kalıyorsunuz. Diplo ve BULLETT işbirlikleri, bizim için aile kontenjanına dahil olmuş durumda. En güncel işbirliğimiz olan Seranit örneğini ele alalım. Bu uzun ve değerli bir yolculuktu; iki buçuk ayda tam 11 parçalık bir porselen koleksiyonunu tamamladık. Tüm renk ve desen varyasyonlarıyla, toplamda 62 farklı tasarım ortaya çıkardık. Bu arada hatırlatalım ki, bu işin altından kalkan bizler, bu işbirliğine dek çalışmalarımızı sanal düzlemde ürettiğimiz için bir anda yepyeni bir meydan okumayla karşı karşıya aldık. Belki de bu alışmamışlık, bakışıma bir tazelik kattı. Koleksiyon, Eylül 2015'te Ortaköy Hamamı'nda tanıtılacak.
 
Pınar & Viola'nın Seranit işbirliğinden.
 
Çağdaş sanat sahnesinin kendini dijital çağa adapte edebildiğini düşünüyor musunuz?
Evet! Karşımıza çıkan çarpıcı etkinliklerin, sergilerin ve sanat eserlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Tabii ki her geçiş döneminde olduğu gibi, bazı kişi ve kurumların bu vagona atlaması biraz zaman aldı, bunu inkar edemeyiz. Öte taraftan bu gecikme için kimseyi suçlamamak gerek; bir alışkanlığı bırakıp diğerine geçmek zaman alan bir şey.
 
 
Moda ve dijital sanat arasındaki bağı nasıl yorumluyorsunuz?
Her durumda olduğu gibi iyi, kötü, ilgi çekici, tekdüze, eğlenceli ve sıkıcı örneklerle karşılaşıyoruz. Eğer konuya aşırı ihtimam ve korkuyla yaklaşırsanız, bu oyun alanınızı kısıtlayarak yeni şeyler keşfetmenizi önler. Tabii ki kontrolsüz gücün güç olmaması mevzusu hep bir tarafta duruyor, çünkü moda ve dijital sanatı harmanlayacağım derken ortaya anlamsız bir şey de çıkartmamalı. Bu bağı konuşurken aklımıza ilk gelenler, bizi her an şaşırtmayı başaran Hussein Chalayan ve Iris van Herpen.

ETİKETLER: PINAR & VİOLA , DİJİTAL SANAT , TASARIM