26 Eylül 2012

Mantar peşinde

YAZI: DİDEM ŞENOL

Sonbahar geldiğinde, hava serin ve ıslak olduğunda artık avunmam için bir sebep var. İlk kez iki sene önce Jilber hoca sayesinde bana bulaşan bu his yağmurlu günlerden -ormana yapacağım gezilerin hayalini kurarak- keyif almamı sağlıyor. Sabah erken saatte ormana dalıp hiçbir şey düşünmeden yerlere konsantre olunan bir tür terapi mantar toplamak.

 

 

Mis gibi kokan ormanda turlamak için belki de bahane. Tüm ekibi yollara döktüm iki hafta önce ilk yağmurlar yağdı artık gidebiliriz diye fakat hoş bir gezintiyle yetinmek zorunda kaldık.

 

 

Jilber hoca, Belgrad’ın ne kadar bereketli olduğunu anlatmıştı. Mantar toplamanın inceliklerini, zarafetini öğretmiş hepimizin sorduğu bin bir soruya yılmadan cevap vermişti.

 

 

Zehirli ve çok zehirli mantarların neler yapabildiğini birçok örnekle anlatmıştı. Ben de bu kısa deneyimimden sonra ne toplayacağımı bilerek çıkıyorum yola; sığır dili, sarı kız veya trompet. Üçünden başkasını tanımam risk de almam.

 

 

Yokuşlar inip çıkan ekip pes edince birkaç hafta sonra geliriz demek düştü bana. Bu hafta sonu bu sefer sadece Müdahir’le çıktık yola. Yine bir hareket yok. Birkaç bir şey var fakat benim aradıklarım değil. Hala eski kurutulmuş trompetlerle idare ediyorum ve bu senenin verimli günlerini iple çekiyorum.

 

 

 

Fotoğraflar: Orhan Cem Çetin

ETİKETLER: YEMEK , VOGUE GURME , TARİF , ORMAN , ŞEF , MANTAR