Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Menopoz döneminde uyku sorunlarıyla başa çıkmak için uzman önerilerini keşfedin. Ekran süresini azaltmaktan nefes egzersizlerine kadar, daha kaliteli uyku için 8 etkili ipucu.
50 yaşın üzerindeyseniz, son yıllarda uyku düzeninizde bazı değişiklikler fark etmiş olabilirsiniz. Belki eskisi kadar kolay uykuya dalamıyor, gece sıcak basmaları nedeniyle sık sık uyanıyor ya da yeterince dinlenmiş hissetmiyorsunuz. Bunun olası nedenlerinden biri menopoz olabilir.
Mayo Clinic’e göre menopoz dönemindeki kadınların yüzde 40 ila 60’ı uyku problemleri yaşadığını bildiriyor. Bunun nedenlerinden biri, vücudun östrojen ve progesteron hormonlarını daha az üretmeye başlaması. Her iki hormon da uyku kalitesini etkileyebiliyor. Johns Hopkins Medicine’da nöroloji profesörü ve uyku uzmanı olan Dr. Rachel Salas’a göre dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise uyku apnesi riskindeki artış. Uyku apnesi, kişinin uyku sırasında nefesinin durup yeniden başlamasıyla karakterize edilen bir durum.
“Uykuyla ilgili herhangi bir sorun yaşıyorsanız ya da gün içinde sürekli yorgun ve uykulu hissediyorsanız, bunlar önemli uyarı işaretleridir” diyor Dr. Salas. Bu nedenle doktorunuzla görüşmeniz ve hem uyku ortamınızı hem de günlük alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz önemli.
Dr. Salas’a göre ekranları kapatmak için altın kural, yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımını bırakmak. Bunun nedeni, telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışığın melatonin üretimini olumsuz etkilemesi. Ayrıca tavandaki güçlü ışıkları azaltmayı ve daha yumuşak aydınlatmalar kullanmayı öneriyor. “Akşam saatlerinde maruz kaldığınız ışık miktarını azaltmak için yapacağınız her şey faydalıdır” diyen Salas, sabahları parlak gün ışığından yararlanmanın da biyolojik saatinizi yeniden düzenlemeye yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Gece sıcak basması, tuvalet ihtiyacı ya da başka bir nedenle uyandığınızda mümkün olduğunca az uyarana maruz kalmak önemli. Dr. Salas, hastalarına yataklarının yanında küçük bir el feneri bulundurmalarını önerdiğini söylüyor. Hareket sensörlü gece lambaları da iyi bir alternatif olabilir. Amaç, beynin tamamen uyanmasını önlemek ve yeniden uykuya geçişi kolaylaştırmak.
“Her türlü nefes çalışmasının büyük bir destekçisiyim” diyor Dr. Salas. Özellikle yatmadan önce kaygı yaşayan kişiler için ilginç bir önerisi var: Baloncuk üflemek. Evet, gerçekten... Hastalarından endişelerini baloncukların içine koyduklarını hayal etmelerini ve baloncuklar patladıkça bu düşüncelerin de dağıldığını düşünmelerini istiyor. Bu yöntem, zihnin egzersize daha kolay dahil olmasına yardımcı olabiliyor. Ayrıca nefes çalışmalarını yalnızca yatmadan önce yapmak zorunda değilsiniz. Gün içinde düzenli olarak uygulamak da zihinsel ve fiziksel gerginliği azaltmaya destek olabilir.
2025 yılında yayımlanan bir araştırma, sabah saatlerinde gün ışığına maruz kalmanın uyku düzenini destekleyen melatonin hormonunun salgılanmasını düzenleyebileceğini ve bunun da hem daha kolay uykuya dalmayı hem de daha kaliteli uyumayı destekleyebileceğini ortaya koydu. Dr. Salas’a göre sabah güneşi aynı zamanda sirkadiyen ritmin, yani biyolojik saatin düzenlenmesine de yardımcı oluyor.
Yatmadan önce yazı yazmak uzun zamandır daha iyi uyumaya yardımcı olan alışkanlıklardan biri olarak görülüyor. Ancak Dr. Salas bu öneriyi bir adım ileri taşıyor ve özellikle olumlu düşüncelere odaklanan bir günlük tutulmasını tavsiye ediyor. Ona göre insanlar bazen sürekli endişelerine, eksik gördükleri şeylere ya da mutsuz oldukları konulara odaklandıklarında farkında olmadan ekstra stres yaratabiliyor. Bu da uykusuzluğa hatta kabuslara neden olabiliyor. Yine de olumsuz düşünceleri yazarak zihninizden çıkarmanın size iyi geldiğini düşünüyorsanız, bunu yapmaya devam edebilirsiniz. Önemli olan, bu düşünceleri geride bırakarak daha sakin bir uykuya geçebilmek.
“Uyku problemi yaşayan hastalarıma her zaman öğle saatlerinden sonra kafeini bırakmalarını öneriyorum” diyor Dr. Salas. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi’nin 2013 tarihli bir raporuna göre yaklaşık iki ila üç fincan kahveye denk gelen 400 mg kafein, yatmadan altı saat önce tüketilmiş olsa bile uyku üzerinde belirgin olumsuz etkiler yaratabiliyor.
Dr. Salas’ın en önemli tavsiyesi tutarlılık. Yemek saatlerinden egzersiz programına, nefes çalışmalarından meditasyona kadar mümkün olduğunca düzenli bir rutin oluşturmanın önemini vurguluyor. Geçmişte insanların günlük yaşamları çok daha öngörülebilirken, günümüzde sürekli değişen programlar ve sayısız uyaran, beynin uykuya hazırlanmasını zorlaştırabiliyor. Yemek saatlerimizin, ekran kullanım alışkanlıklarımızın ve hatta yatma saatlerimizin sürekli değişmesi, biyolojik saatin de şaşmasına neden olabiliyor. Daha tutarlı bir günlük düzen ise beynin uyku sinyallerini daha kolay tanımasına ve sirkadiyen ritmin dengelenmesine yardımcı olabilir.
Hem fiziksel hem de zihinsel açıdan destekleyici bir uyku ortamı oluşturmak uyku kalitesini artırabilir. Örneğin evinizin ya da çalışma alanınızın dağınık olması, farkında olmasanız bile zihninizi etkileyebilir. Dr. Salas ayrıca beynin değişime uyum sağlama kapasitesi olan nöroplastisitenin önemine dikkat çekiyor. Sürekli olarak “Ben zaten iyi uyuyamam” demenin, zamanla beyniniz tarafından gerçek kabul edilmeye başlanabileceğini söylüyor. Bu nedenle hastalarıyla olumlu iç konuşmalar ve niyetler üzerine çalışıyor. “Yalnızca meditasyon yapmayın” diyor, “Daha iyi ve dinlendirici bir uyku için meditasyon yaptığınızı kendinize söyleyin.” Bu tür olumlu psikoloji uygulamaları, düşünce biçiminizi dönüştürerek davranışlarınızı ve dolayısıyla uyku kalitenizi etkileyebilir.
