03 Ocak 2022

Condé Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #004: Malzeme

Malzeme

 

Bambu

Bambu, hızlı büyüyen bambu bitkilerinin (deri ve sak da denilen) iç kabuğundan elde edilen doğal bir sak lifidir. Menşei Çin olsa da bambu ekin sırasında birkaç eklemeyle diğer lokasyonlar ve iklimlerde de büyür. Günümüzde bambudan iki malzeme üretilmektedir: bambu keten ve bambu viskoz. Bambu dalları suda veya çiyde kırılabildiğinden sürecin çevresel etkisini asgariye indirmek adına bambu keten üretimi büyük ölçüde mekaniktir. Ancak havuzlama adı da verilen çıkarma işlemini hızlandırmak için sıklıkla kimyasal kullanılır. Bambu keteni kolay kırışır ve kullanım aşamasında sık ve yoğun ütü gerektirir; bu da gerek kullanışlılık gerek evde enerji kullanımı açısından bazı etkilere neden olur. Bambu viskoz fazlasıyla kimyasal kullanılan viskoz/rayon süreciyle ya da zehirli olmayan çözücüler kullanıp kimyasal girdilerin çoğunu kapalı döngü bir üretim sisteminde geri dönüştüren liyosel süreciyle üretilir. Bambunun hızlı büyümesi; viskoz/rayon üretimiyle ilişkili önemli bir endişe sebebi olan ormansızlaşmanın yavaşlatılmasında çözüm sunsa da bambu bitkileri son derece istilacı da olabilir; bu nedenle çevredeki habitatları korumak için dikkatli arazi idaresi şarttır.

 

Balık cildi

Bkz. Balık derisi.

 

Balık derisi

Lüks deri bazlı ürünler için okyanus yemi atık balık derisinin (balık cildi) kullanımı, birçok Arktik kültürün kültürel geleneklerinden ve bu malzemenin fiziki özelliklerine dair bilgilerinden yararlanır. Liflerin çapraz hizalanması nedeniyle balık derisi, eş kalınlıktaki kuzu veya inek derisinden çok daha güçlüdür. Buna ek olarak, balık derisinin bir endüstriden (balıkçılık/gıda) gelen atıkları başka bir endüstriye (moda) ürün üretmek üzere yeniden kullanımı, lüks moda ürünlerinin imalatında döngüsel ekonomi ilkelerini uygular.

 

Biyoçözünür malzemeler

Biyoçözünür malzemeler, daha basit maddelere indirgenebilen ya da bakteri ve mantar gibi mikroorganizmaların harekete geçirdiği doğal süreçler vasıtasıyla tamamıyla minerallere ayrıştırılabilen malzemelerdir. Bir malzemenin biyoçözünürlük potansiyelinin olmasının, o malzemenin daima biyolojik olarak parçalanacağı anlamına gelmediğini belirtmekte fayda var zira biyoçözünme sıcaklık, besin kaynakları, pH ve oksijen seviyeleri gibi uygun çevresel koşullara bağlı doğal bir süreçtir. Buna ek olarak biyoçözünürlük için boya, yıkama ve üretimde kullanılan diğer kimyasallar gibi tüm girdilerin de biyoçözünür olması şarttır; buna kimyasal iz bırakabilecek ya da malzemeyi çözünmekten alıkoyacak her şey dâhil edilebilir. Üç ana çeşit biyoçözünür iplik vardır: (1) yün, pamuk, ipek, kenevir lifi ve ketenin yanı sıra modal, viskoz ve liyosel gibi selüloz bazlı doğal iplikler, (2) polilaktik asit (PLA) plastikler, selüloz asetat ve alifatik polyesterler gibi biyobazlı sentetik iplikler ve (3) genelde bakteriyel fermantasyon ile oluşan polihidroksialkonatlar (PHA) gibi, mikroorganizmaların ürettiği polyesterler. “Biyoçözünür” ve “gübrelenebilir” terimleri sık sık eş anlamlı kullanılır. Kesin tanımlar farklılık gösterse de biyoçözünürlük genel olarak doğal ayrışmaya işaret ederken gübrelenebilirlik, endüstriyel gübreleştirme gibi ayrışma süreçlerinin yönetilmesine dayanır.

 

Biyoplastik

Bkz. Plastik.

 

Denim

Denim çoğunlukla indigo boyalı, dayanıklı ve pamuk fitilli bir kumaştır. Önemli çevresel ve sosyal etkileri pamuk üretimi, taşlama ve boyama teknolojilerinin yanı sıra her biri işçiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açan ve giysinin sağlamlığını azaltan eskitme, kumlama ve taş yıkama gibi bitim süreçleriyle ilişkilidir. Denim üretiminin her evresi yoğun kimyasal kullanımına dayanır, yüksek su kullanımı talebinde bulunur ve birçok bölgede üretimi ayrıca ciddi su kirliliğine yol açar. Diğer bir çevresel etkisi de aşırı ve genellikle gereksiz yıkama nedeniyle denimin kullanım evresiyle ilişkilidir. Buna ek olarak, sorumlu bir şekilde üretildiğinde kot dayanıklı nitelikleri, giydikçe yumuşayıp vücudun şeklini alması ile fiziksel ve duygusal sağlamlığı sayesinde, uzun ömürlülük anlamında kuvvetli bir potansiyele sahiptir.

 

Deri

Deri; inek, keçi, koyun, domuz, geyik veya egzotik hayvanlar gibi türlerin derisinden elde edilen, hayvansal kaynaklı bir malzemedir. Deri bir hayvanın derisinin yüzülmesi, kıl derisinin temizlenmesi ve tabaklama ile boyama aracılığıyla korunmasıyla elde edilir. Bazı tedarikçiler, yalnızca et endüstrisinin sertifikalı yan ürünü olan deriyi (inek, koyun, buzağı ve domuz için) sunsa da bu durum piyasada bulunan tüm deriler için geçerli değildir. Deri endüstrisi ciddi çevresel ve sosyal etkilerle bağlantılıdır. Bunlar arasında yüksek sera gazı salınımları, yoğun su ve arazi kullanımı, hayvancılık için alanların temizlenmesinden kaynaklanan kritik ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybının yanı sıra deri işlemeden kaynaklanan kimyasal atıklarla su kirliliği sayılabilir. Diğer endişeler ise hayvan refahıyla, özellikle de insanlık dışı kesimlerle ilgilidir. Alternatifler arasında bitkisel tabaklanmış deri, balık derisi ve giderek artan vegan deri seçenekleri bulunur.

 

Doğal lifler

Doğal lifler bitki ve hayvan proteinleri gibi doğal kaynaklardan elde edilen liflerdir.

 

Doğal malzemeler

Doğal malzemeler iki büyük kategoriye ayrılır: selüloz veya bitki bazlı malzemeler (örneğin pamuk, kenevir, keten) ve protein veya hayvan bazlı (örneğin yün, ipek, deri, kuş tüyü) malzemeler. Genellikle sentetik malzemelere tercih edilen “iyi” alternatifler olarak görülseler de bütün malzemelerin sosyal ve çevresel etkileri, nereden geldiklerine ve nasıl üretildiklerine göre değişir. Örneğin; pamuk mahsul verimini ve lif uzunluğunu artırmak için yüksek su kullanımına ihtiyaç duyan bir mahsuldür ve büyük ölçüde zaten su kıtlığından mustarip bölgelerde yetiştirildiğinden oldukça sorunludur. Geleneksel olarak yetiştirilen pamuk (genetiği değiştirilmiş mahsuller, organik pamuk veya Better Cotton Initiative [BCI] pamuğunun aksine) yoğun haşerat ve böcek ilacı kullanımına ihtiyaç duyar. Yün, deri, ipek veya kuş tüyü gibi hayvansal bazlı malzemeler hayvan refahı, arazi kullanımı ve kimyasallarla yoğun işlemler açısından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Tedarik zincirinin izlenebilirliği, doğru uygulama için doğru malzeme seçimi, üretim süreçleri, dağıtım, yıkama ve kullanım sırasındaki bakım uygulamaları ile modaya uygun ürünlerin kullanım ömrü sonunda nasıl elden çıkarıldığı da denkleme dâhil edilmelidir. Bu nedenle, malzemede sürdürülebilirlik karmaşık bir alandır ve daima bağlama bağlıdır.

 

Ekonil®

Ekonil® balıkçı ağı, kumaş paçavraları, halı döşeme ile çöp sahaları ve okyanuslardan toplanan endüstriyel atıklardan üretilen geri dönüştürülmüş bir naylondur. Tüm girdi malzemeler yoğun bir arıtma sürecinden geçerek nitelik anlamında işlenmemiş malzemeye eş bir ipliğe dönüşür. Bu ipliği geliştiren İtalyan şirket Aquafil, Ekonil® için tam üretim şeffaflığı vadediyor; yani kaynak bulma ve üretimin her aşaması kapsamlı bir şekilde kontrol ediliyor ve deneyime açık hâlde işliyor. Ekonil® gerek iç mekan gerek moda endüstrilerinde kullanılıyor; bu teknoloji sayesinde iplik kalitesinden taviz verilmeden tekrar tekrar ıslah sağlanabiliyor.

 

Geri dönüştürülmüş malzemeler

Bkz. İşlenmiş malzemeler.

 

Harman malzemeler

Kompozit malzemeler olarak da bilinen harman malzemeler birden fazla tekstil ipliğinden meydana gelen malzemelerdir. Çeşitli ipliklerin niteliklerine dayanan geliştirilmiş performans özellikleri sayesinde moda endüstrisinde yaygın olarak kullanılırlar. Daha fazla esneklik ve konfor sağlayan elastan bileşenli denim ya da çekmeyi azaltmada ve kırışıklara karşı direnç sağlamada kullanılan pamuk ve polyester harmanları gibi örnekler verilebilir. Ancak harman malzemelerin geri dönüşümü, tüm bileşen polimerlerin ayrıştırılmasını gerekli kıldığından teknolojik bir zorluk teşkil eder. Dolayısıyla, günümüzde (yazının yazıldığı Aralık 2019’da) harman malzemeler için gerekli ölçekte herhangi bir geri dönüşüm seçeneği bulunmamaktadır ve atılan harmanların çoğu ya aşağı dönüşüme uğrar ya yakılır ya da çöp sahasına atılırlar.

 

İpek

İpek; kendilerini 1 mil uzunluğa kadar kesintisiz bir iplik oluşturan bir proteine ​​saran ipek böceği kozalarından elde edilen doğal bir liftir. Ticari olarak üretilen ipeklerin çoğu, dut ağaçlarının yapraklarıyla beslenen evcilleştirilmiş Bombyx Mori türü ipek böceklerinden elde edilir. İpek böceklerinin kozalarından doğal olarak kopmalarını ve dolayısıyla kesintisiz ipek lifine zarar vermelerini önlemek adına, ipek böcekleri buharla veya delerek öldürülür ve böylece filamentin uzunluğu korunur. İpekçilik (ipek böcekçiliği) oldukça emek isteyen bir iştir ve ağaç başına verim (gram aralığında) çok düşük olduğundan dut ağaçlarının dikili olduğu geniş alanlar gerektirir. İpek üretiminin çevresel etkisi çiftçilik uygulamalarına göre değişir: Ağaçların yetiştirilmesinde kullanılan gübreler ve böcek ilaçları (ipek böcekleri tarımsal kimyasallara karşı çok hassastır); krizalitler için iklim kontrolünde enerji kullanımı; ipek filamanının zamkını gidermek için kullanılan kimyasallar; tarım ve lif üretimi için su kullanımı ve atık bertaraf yöntemleri bunlardan yalnızca birkaçıdır. Ticari olarak yetiştirilen ipeğe bir alternatif, meşe yaprağı veya dut yaprağıyla beslenen ve kozalarından doğal olarak çıkmaya ve filamenti kırmaya bırakılan yabani ipek böceklerinden elde edilen ipektir. Bununla birlikte, söz konusu filament, hasat edilen ipekten çok daha kalın ve kısa olduğu için en kaliteli ipek, yabani ipek böceklerinden elde edilemez. Ticari olarak yetiştirilen yabani ipeğe bir örnek, kozalarından koparken temiz bir delik ve daha uzun filamentler bırakan Tussah ipek böceklerinin ürettiği Tussah ipeğidir. Dut ağacı yetiştiriciliği için gübre ve zirai ilaç kullanılmadan üretilen organik ipek de az miktarda mevcuttur. İpek uygun koşullar altında potansiyel olarak gübrelenebilir ve biyolojik olarak parçalanabilir; ancak diğer malzemelerde olduğu gibi bu durum, kullanılan kimyasallar ve boyalar gibi birçok başka faktöre bağlıdır.

 

İşlenmiş malzemeler

İşlenmiş malzemeler; atılan ürünlerden geri dönüşüm ile yeniden üretilen malzemelerdir. Örnekler arasında geri dönüştürülmüş denim veya okyanus atığı plastiklerden üretilen geri dönüştürülmüş polyester gibi geri dönüştürülmüş tüketici sonrası malzemeler yer alır. Bununla birlikte, tekstilden tekstile geri dönüşüm (örneğin pet şişeden tekstile geri dönüşümün aksine) çok sayıda teknolojik zorluk barındırır ve çoğu tekstil ürünü hâlâ parçalama işlemiyle, elle geri dönüştürülür. Bu da daha kısa lifler ve daha düşük kaliteli iplik üretir. Dolayısıyla, işlenmiş lifler nihai malzemenin kalitesini dengelemek için çoğunlukla işlenmemiş liflerle karıştırılır. Yüzde 100 işlenmiş malzeme hâlâ nispeten nadirdir (yazının yazıldığı Aralık 2019 tarihinde).

 

İşlenmemiş malzemeler

İşlenmemiş malzemeler, daha önce ürünlerin imalatında kullanılmamış malzemelerdir. Örnekler, geri dönüştürülmüş alternatiflerinin aksine işlenmemiş yün, işlenmemiş pamuk veya işlenmemiş polyesterdir. İşlenmemiş malzemelerin kullanımı; polyester üretimi için ham petrol veya üretim tesislerine enerji üretmek için kömür gibi hammaddelere ve yenilenemeyen kaynaklara yüksek talepler getirir.

 

Kaşmir

Kaşmir, tüy dökme mevsiminde düzenli taramayla kaşmir keçilerinden elde edilen yumuşak bir ipliktir. Dünyadaki kaşmirin çoğu Asya’dan, bilhassa Çin ve Moğolistan’dan gelir. Keçi başına iplik hasadı oldukça düşüktür (keçi başına en fazla 200 gram); bu bir kazak için dört ila beş keçinin yününe ihtiyaç duyulurken bir palto üretimi için yeterli malzeme yaklaşık 30 hayvanla karşılanabildiği anlamına geliyor. Bu da kaşmir üretiminin çevresel etkisini artırıyor zira iyi ipliğin ünlenmesi, bu talebi karşılamak adına büyük arazilerin keçi hayvancılığında kullanılması anlamına geliyor. Buna ek olarak, kaşmir keçileri diğer türlere kıyasla arazi niteliğine daha fazla zarar veriyor çünkü daha agresif eşeliyorlar ve daha çok kaba yem tüketiyorlar. Artan küresel talep nedeniyle Orta Asya çayırları aşırı otlatmaya ve dolayısıyla çölleşmeye, arazi bozunumuna ve toprak kayması sebepli toz fırtınalarına maruz kaldı. Kaşmir üretimi hayvanların iyiliğinden de tavizde bulunuyor; yoksulluk içinde yaşayan ve iklim değişikliğiyle yerel arazi bozunumunun etkilerine fazlasıyla açık olan keçi çobanlarına istikrarsız bir geçim kaynağı sunuyor. Sonuç olarak, yün ve geri dönüştürülmüş kaşmir gibi daha sürdürülebilir alternatifler aranıyor. Sustainable Fibre Alliance çayırların restorasyonu ile çobanlar için destek ve eğitim aracılığıyla daha sürdürülebilir bir kaşmir tedarik zinciri geliştirmeye odaklanıyor.

 

Kendir

Bkz. Keten.

 

Kenevir lifi

Kenevir lifi; en eski tarım ürünlerinden biri olan endüstriyel kenevirin iç kabuğundan (deri olarak da adlandırılır) elde edilen ve dayanıklılığıyla ünlü tekstil ürünlerine dönüştürülen ilk bitkilerden elde edilen doğal bir sak lifidir. Kenevir çok hızlı ve kolay büyür; çoğu koşula uyum sağlayabilir, gübre veya böcek ilacı ile sulamaya çok az ihtiyaç duyar. Diğer mahsullerin çoğundan farklı olarak, kenevir yetiştirmek, içinde yetiştiği toprağı tüketmek yerine zenginleştirir ve arındırır. Kenevirin konum veya toprak kalitesi anlamına belirli bir gereksinimi yoktur ve diğer tüm liflere kıyasla dönüm başına daha yüksek mahsul verir. Ayrıca bitkinin tüm kısımları gıda, tekstil veya yapı malzemeleri yapımında kullanılabilir. Bitkiden kenevir lifi çıkarma işlemleri, keten veya bambu keten gibi diğer sak lifleri ile aynıdır; çiy ile, havuzda, tankta veya akan su altında ıslatma ve kimyasal çürümeyi içerir. Lif bitkiden çıkarıldıktan sonra kenevir kumaş üretimi, ipliğe dönüştürmeyi ve kumaşa dokumayı içeren mekanik bir işlemdir.

 

Keten

Keten; ketenin iç kabuğundan (keten derisi olarak da adlandırılır) elde edilen doğal bir sak lifidir ve en eski tekstillerden biridir. Keten; ılıman, nemli iklimlerde yetiştirildiğinde çok az sulama gerektiren ve hızlı büyüyen bir bitkidir. Ayrıca pamuğa göre çok daha az gübre ve böcek ilacı gerektirir. Bambu ve kenevir örneğinde olduğu gibi, keten lifinin çıkarılması (havuzlama) işlemi suyla sağlanır; keten saplarının çürümesi için birkaç hafta tarlada bırakıldığı geleneksel çiy havuzlama işlemi düşük maliyetli bir işlemdir. Su tanklarında, göletlerde suya basmak veya sapları akan suyun altına yerleştirmek gibi diğer yöntemler de kullanılmıştır. Bununla birlikte, çürüyen gövdeler su kirliliğine neden olur ve dolayısıyla yerel su yolları üzerinde zararlı etkileri olabilir. Keten lifi çıkarımının bir başka yöntemi de en hızlı süreç olan ancak nihai kaliteyi olumsuz yönde etkileyen ve daha da zararlı atıklar salan kimyasal ıslatmadır. Çürüme etkilerini azaltmak için enzim ıslatma gibi daha yeni yöntemler geliştirilmiştir. Lif bitkiden çıkarıldığında keten üretimi, ipliğe dönüştürmeyi ve kumaşa dokumayı içeren mekanik bir işlemdir.

 

Kürk

Kürk; tilki, kedi, köpek, koyun, fok, ayı, porsuk (vizon, ermin vb.), kemirgen (tavşan, kunduz, çinçilla vb.) ve diğer egzotik türler gibi kalın kürklü türlerin derilerinden elde edilen hayvansal kaynaklı bir malzemedir. Hayvanın derisinin yüzülmesiyle elde edilir ve bu işlemden sonra tüyler posta yapışık kalır. Bazı kürkler astragan gibi fetal hayvanlardan üretilir. Bu sebeple, kürk üretimi önemli etik soruları ve hayvan refahıyla ilgili ciddi endişeleri gündeme getirir. Bu endişelerden bazıları insanlık dışı katliam, tuzak ve çiftçilik yöntemlerinin yanı sıra nesli tükenmekte olan ve egzotik türlerin toplu katliamıdır. Kürk ayrıca deriden daha fazla çevresel etkiye sahip olabilir zira bazı derilerin aksine, et endüstrisinin bir yan ürünü olduğu nadiren görülür.

 

Liyosel

Liyosel; 1990’ların sonundan bu yana piyasada bulunan yeni, rejenere edilmiş bir selüloz elyaftır. TENCEL™ ticari adı altında bilinen liyosel artık çoğunlukla Avusturyalı üreticiler Lenzing Group’tan geliyor. Viskoza benzer şekilde, liyosel kimyasal işleme yoluyla doğal selülozdan elde edilir ve sonsuz tellere dönüştürülebilen ve iplik hâline getirilebilen bir çözelti üretir. Bununla birlikte, viskoz üretiminden farklı olarak, liyosel işlemindeki çoğu kimyasal geri kazanılabilir, kapalı döngü bir üretim sisteminde yeniden kullanılabilir ve kullanılan çözücünün (amin oksit) toksik olmadığı kabul edilir. TENCEL™ yalnızca sertifikalı ormancılık programları kapsamında yetiştirilen ağaçlardan belirlenen yöntemlerle çıkarılan odun hamurunu kullanır. Yeni REFIBRA™ teknolojisi, TENCEL™ liyosel için gerekli selülozun tüketici öncesi atık pamuktan (giysi üretiminin atıkları gibi) elde edilmesini sağlar. TENCEL™ elyafları gübrelenebilir ve uygun koşullar altında biyolojik olarak parçalanabilir.

 

Naylon

Naylon (sentetik poliamid), 1930’ların sonlarında ve 1940’ların başlarında ilk yüzde 100 sentetik elyaf olarak ticarete tanıtıldı. Başlangıçta ağırlıklı olarak kadın çoraplarında kullanıldı. Günümüzde naylon esas olarak orijinal marka adıyla bilinir ve polyesterden sonra en çok üretilen ikinci sentetik elyaftır. Birkaç çeşit naylon vardır ve aralarındaki farkı polimerleri oluşturur. En yaygın kullanılanlar, her biri biraz farklı uygulamalara ve özelliklere sahip Naylon 6 ve Naylon 6.6’dır. Polyester ve diğer sentetik malzemelerin üretimi gibi, naylon üretimi de büyük ölçüde petrol ve karbon bazlı fosil yakıtlar gibi yenilenemeyen kaynaklara dayanır. Naylon, önemli karbondioksit ve diğer sera gazı salınımları ile bağlantılıdır ve üretim süreci de enerji kullanımı anlamında yüksek talepte bulunur. Öte yandan, naylon üretimi pamuk ve diğer birçok doğal malzemeye göre daha az su ve arazi kullanımı gerektirir. Tamamen sentetik bir malzeme olan naylon biyolojik olarak çözünemez ve çöplüklere bırakıldığında çözünmesi yüzyıllar alır. Bununla birlikte, Naylon 6 sonsuz yeniden polimerleşme sağlayan kapalı döngü kimyasal bir işlemde geri dönüştürülebilir ve işlenmemiş malzemeye eş kalitede iplik üretir.

 

Pamuk

Pamuk; pamuk bitkilerinin üzerinde koza adı verilen koruyucu keselerde büyüyen yumuşak bir ipliktir ve tekstil için ekilen en eski iplikler arasındadır. Pamuk çiftçiliği dünyanın ekilebilir arazilerinin yüzde 2,3’ünü kullanır ve Çin ile Hindistan’ın küresel liderler olduğu, çoğu gelişmekte olan yaklaşık 75 ülkeyi kapsar. Önemli bir gelir ekini olan pamuk milyonlarca çiftçi için gelir sağlasa da çok ciddi sosyal ve çevresel etkileri de bulunur. Bir kilogram pamuk (yaklaşık dört tişört) için küresel ortalama su kullanımı 10 bin litredir. Pamuk kuraklığa ve sıcaklığa karşı biraz tolerans gösterse de su tedariki hasat miktarını artırmanın yanı sıra kaliteyi ve iplik uzunluğunu da etkiler. Sonuç olarak, pamuğun yaklaşık dörtte üçünün sulandığı hesap ediliyor. Bu da su tedarikinin yanı sıra Mısır, Özbekistan, Pakistan ve Avustralya gibi halihazırda su kıtlığı çeken bölgelerdeki yerel su dengelerinde yıkıcı sonuçlar doğurur. Pamuk, böcek istilasına karşı son derece hassastır; genetiği değiştirilmiş ekinlere, organik pamuğa ve Better Cotton Initiative (BCI) pamuğun aksine geleneksel pamuğun yetiştirilmesi, diğer ekinlere kıyasla birim anlamında çok daha fazla böcek ilacı kullanımını gerektirir. Pamuk yetiştirirken kullanılan zehirli kimyasallar su kirliliğine neden olur ve toprak verimliliği, böcek direnci ve biyoçeşitlilik kaybı gibi uzun vadeli etkilere yol açar. Ayrıca yerel topluluklar ve çocuk işçiler dâhil olmak üzere ekinlerle ilgilenen insanlar için ciddi sağlık sorunları yaratır. Ancak pamuğun fiziki konforu ve teknik özellikleri ona alternatif sunmayı zorlaştırır ki piyasada pamukla karşılaştırılabilir bir malzeme henüz bulunmuyor. En iyi mevcut seçenekler arasında organik pamuk, BCI pamuk ve diğer lisanslı, daha sorumlu yetiştirilmiş pamuklar yer alıyor. Yine de bu seçenekler pamuk piyasasının ancak küçük bir kısmını karşılıyor.

 

Plastik

Plastik; kalıplanabilirlik özelliğini ve plastisitesini kazandıran polimerik (makromoleküler) yapıya sahip insan yapımı bir malzemedir. Dolaşımdaki plastiklerin çoğu, petrokimyadan elde edilen fosil bazlı organik polimerlerdir. Yaygın adıyla biyoplastikler (örneğin selüloz, bitkisel yağlar ve sıvı yağlar, mısır, bezelye veya patates nişastası, şeker kamışı ve şeker pancarından elde edilen şekerler gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen biyopolimerler) olarak bilinen ve gelişmekte olan alternatifler pazarın hâlâ çok küçük bir bölümünü oluşturur. Polimerik yapıya bağlı olarak birden fazla plastik kategorisi vardır. En yaygın olarak plastiklerden bazıları polietilen (PE), polipropilen (PP), polistiren (PS), polivinilklorür (PVC), polietilen tereftalat (PET), polyester (PES), poliamid (PA) ve akrilik (PC) içerir.

1950’lerden bu yana plastik üretimi, kullanımdaki plastik hacminin ekonomik büyüme ile neredeyse eş anlamlı hâle geldiği ölçüde üssel bir artış gördü. Plastikler hafiflik ve dayanıklılık gibi birçok faydalı özelliğe sahip olsa da aynı özellikler deniz, tatlı su ve kara ekosistemlerinin küresel plastik kirliliğiyle bağlantılı ciddi çevresel, sosyal ve sağlık krizlerine de neden olagelmiştir. Plastikler, özellikle ambalajlar, büyük oranda üretildikleri aynı yıl ve çoğu zaman aynı ay içerisinde atığa dönüşür.

Saf plastiklerin zehirliliği nispeten düşük olmakla birlikte, çoğu plastik malzeme stabilizatörler, renklendiriciler, antistatik işlemler, alev geciktiriciler, plastikleştiriciler veya takviyeler gibi kimyasal katkı maddeleri içerir. Bunların çoğu çevreye sızabilen ve toprağı, havayı ve suyu kirletebilen toksik bileşikler içerir. Plastik gıda ambalajlarından salınma yoluyla doğrudan insanların maruz kalmasından da sorumlu olabilirler. Plastik geri dönüşümü plastik kirliliği kriziyle baş etmede popüler bir seçenek hâline gelse de, çoğu plastik malzemenin hâlâ yakıldığını veya çöp sahalarını ve yasadışı çöplükleri boyladığını ve çözünmelerinin birkaç yüzyıl sürdüğünü belirtmek de önem arz ediyor. Doğal sistemlere asla tam olarak asimile edilememeleri muhtemeldir ki bu da zayıflayıp mikroplastiklere ve nanoplastiklere dönüştükleri için kalıcı kirliliğe neden olur. Ayrıca uygun olmayan geri dönüşüm ve geri kazanım süreçleri, özellikle yeterli altyapı ve düzenlemelerin olmadığı ülkelerde (Çin, büyük plastik üreticileri ve geri dönüşümcüler gibi) geri dönüştürülmüş ürünleri kirletebilir, işçiler ile çevre bölgelerde yaşayanlar için ciddi sağlık tehlikelerine neden olabilir. Geri dönüşüm yalnızca plastiklerin atılmasını geciktirir; plastik atıkları önlemenin tek yolu insan sağlığı ve çevre için ciddi riskler oluşturan malzeme ve ürünlerin sınırsız üretimine olanak tanıyan, kullan-at zihniyetini ve piyasa mantığını azaltacak daha uzun vadeli sistemik çözümlerdir.

 

Poliamid

Bkz. Naylon.

 

Polyester

Polyester dünyanın en yaygın sentetik elyafıdır ve pamukla birlikte dünya elyaf pazarının çoğunluğunu oluşturur. Üretimi büyük ölçüde petrol ve karbon bazlı fosil yakıtlar gibi yenilenemeyen kaynaklara dayanır; yüksek karbondioksit ve diğer sera gazı salınımlarıyla bağlantılıdır. Üretim süreci de oldukça fazla enerji tüketir; yani polyester pamuğa göre çok daha fazla enerji kullanımı gerektirir. Öte yandan, genellikle pamuğun ihtiyaç duyduğu suyun sadece bir kısmını kullanır. Diğer sentetik elyaflar gibi polyester de giderek artan bir şekilde mikro elyaf kirliliğiyle, özellikle de denizdeki vahşi yaşamı tehlikeye atan ve insan ile çevre sağlığı için ciddi riskler oluşturan mikroplastiklerle ilişkilendiriliyor. Alternatifler arasında geri dönüştürülmüş polyester veya biyolojik bazlı polyester yer alıyor ancak her ikisi de polyester pazarının yalnızca bir kısmını kapsıyor. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da geleneksel polyester gibi polyester alternatiflerinin de mikrofiber kirliliğine katkıda bulunduğudur.

 

Reyon

Bkz. Viskoz.

 

Sahte kürk

Sahte kürk, hayvan kaynaklı kürkün görüntüsünü ve hissini taklit eden bir malzemedir. Söz konusu malzeme bir yandan kürk üretiminde hayvanların iyiliğine dair endişelere değinirken öte yandan ekolojik ayak izi anlamında bir dizi meseleye neden oluyor. Çoğu sahte kürk, genellikle akrilik veya polyester olmak üzere, sentetik ipliklerden üretiliyor; bu da demek oluyor ki ham petrol ve karbon temelli fosil yakıtlar gibi yenilenemez kaynakları fazlasıyla kullanıyor. Üretim süreci yüksek enerji kullanımı, sera gazı salınımları ve mikro fiber kirliliğiyle ilişkilidir. Sahte kürk ile gerçek kürkün çevresel etkilerini kıyaslayan yaşam döngüsü değerlendirmeleri (LCA) henüz kesin bir sonuca varmış değil zira çıkarımlar bakım, ürün ömrü ve bilhassa menşe ile kullanım gibi diğer değişkenlere bağlı olarak değişebiliyor. İşlenmemiş ham petrol temelli sahte kürke alternatif olarak çıkan çözümler arasında biyobazlı plastik ve geri dönüştürülmüş polyester harmanları sayılabilir.

 

Sentetik lifler

Sentetik lifler doğal veya sentetik polimerlerden elde edilen, insan yapımı liflerdir.

 

Sentetik malzemeler

Sentetik malzemeler doğal polimerlerden (örneğin; viskoz, liyosel, asetat) ya da sentetik polimerlerden (örneğin polyester, naylon, akrilik) üretilir. Üretim süreçleri yoğun kimyasal kullanımına, yüksek enerji kullanımına ve yenilenemeyen kaynakların tüketimine dayanır. Fosil yakıtların kimyasal tesislere güç sağlamak için yakılması da yüksek hacimlerde karbondioksit ve sera gazı salınımları üretir. Ancak tıpkı doğal malzemelerde olduğu gibi, sentetik malzemelerin de etkileri nerede ve nasıl üretildiklerine göre değişir. Örneğin, suni ipek (viskon, modal ve liyosel) üretimi ham madde olarak odun hamuru kullanır ve dolayısıyla—odun, Canopy gibi sorumlu bir ormancılık programı kapsamında yetiştirilip ayıklanmadıkça—endişe verici ormansızlaşma oranlarına katkıda bulunur. Sentetik malzemeler mikrofiber kirliliği ile denizdeki vahşi yaşamı ve insan sağlığını tehlikeye atan mikroplastiklerin salınımıyla da giderek daha fazla ilişkilendiriliyor.

 

Sürdürülebilir malzemeler

Sürdürülebilir malzeme terimi, geniş anlamda, yenilenemeyen kaynaklar tüketilmeden temin edilebilen, hem insanlara hem de çevreye zarar vermeden gerekli miktarlarda üretilebilen, kullanılabilen ve bertaraf edilebilen malzemeleri kapsar. Doğal malzemeler genellikle sentetik malzemelere “iyi” ve daha sürdürülebilir alternatifler olarak bilinse de bütün malzemelerin sosyal ve çevresel etkilerinin nereden geldiklerinin yanı sıra nasıl üretildiklerine, kullanıldıklarına ve atıldıklarına bağlı olarak değiştiğini kabul etmek önemlidir. Son yenilikler sıklıkla tercih edilebilir ve sürdürülebilir seçenekler olarak tanıtılan bir dizi yeni geri dönüştürülmüş, geri dönüştürülebilir, biyolojik bazlı, biyolojik olarak parçalanabilir, kağıt bazlı veya kompostlanabilir malzemelerin geliştirilmesine olanak sağladı. Bununla birlikte, bu tür iddiaları destekleme anlamında, teknik özellikleri ve çevresel etkilerine dair karşılaştırılabilir verilerde hâlâ önemli bir eksiklik mevcuttur. Herhangi bir malzemenin çevresel potansiyelini değerlendirmek için malzeme seçiminin tüm yaşam döngüsü etkisini dikkate almak gerekir. Doğru uygulama için doğru malzeme seçimi; kimyasalların kullanımı, ürün dağıtımı, yıkama ve giysi bakımı pratikleri dâhil olmak üzere ham elyaf tedariki ve üretim süreçlerinin izlenmesini sağlayacak bir tedarik zincirinin izlenebilirliği; moda ürünlerinin yaşamlarının sonunda nasıl atıldığı, hepsi denkleme girmelidir. Malzeme sürdürülebilirliği karmaşık bir konudur ve her zaman bağlama bağlıdır. Hem geleneksel hem de yeni malzemeler, doğru koşullar altında, malzeme seçimlerinin çevresel ve sosyal etkilerini azaltma potansiyeline sahiptir. Yine de, modanın üretim ve aşırı tüketim hacmi ve ölçeğindeki mevcut eğilimler değişmediği sürece hiçbir malzeme endüstri için “sürdürülebilir çözüm” olamaz.

 

Tek tip malzemeler

Tek tip malzemeler tek bir lif türü barındıran malzemelerdir. Yüzde 100 pamuk veya yüzde 100 polyester örnekler arasında sayılabilir. Tek tip malzemelerin geri dönüşümü harman malzemelere göre çok daha kolaydır zira harman malzemelerin bileşen polimerlere ayrılması gerektiğinden daha büyük teknolojik zorluklar ortaya koyar.

 

Tencel™

Bkz. Liyosel.

 

Vegan deri

Vegan deri; hayvansal kaynaklı herhangi bir ürün içermeyen, hayvansal deriye bir dizi alternatif içerir. Vegan deriler iki ana kategoriye ayrılır: (1) Termoplastik poliüretan (PU), poliüretan laminat (PUL) ve polivinil klorür (PVC) gibi yaygın olarak bulunan yüzde yüz sentetik yağ bazlı imitasyon (suni) deriler ve (2) sezü, muz veya ananas yaprağı derisi, mantar derisi, hindistancevizi derisi veya elma derisi dâhil olmak üzere gelişen bitki bazlı alternatifler. Taklit (suni) deriler petrolden üretilen tüm sentetik malzemeler gibi, hayvan kaynaklı derinin özellikleriyle birçok yönden eşleşirken önemli çevresel etkilerle bağlantılıdırlar. Bitki bazlı alternatiflerin çoğu, döngüsel ekonomi modellerinden yararlanılarak tarımsal atık malzemelerden üretilir fakat bunların teknik özellikleri ve çevresel etkileri hakkında karşılaştırılabilir yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) verilerinde hâlâ önemli bir eksiklik vardır. Laboratuvarda yetiştirilen biyo-üretim deri en son gelişmeler arasında yer alır fakat ancak bitki bazlı alternatiflerin çoğu gibi, henüz ticari olarak mevcut değildir (yazının yazıldığı Mart 2020 tarihinde).

 

Viskoz

Viskoz; 1880’lerin ortalarında patenti alınan ve 20. yüzyılın başlarında “sanat ipeği” olarak bilinen ilk insan yapımı elyaftır. Viskoz rayon işlemiyle üretildiğinden, viskoz rayon veya sadece rayon olarak da bilinir. Viskoz tipik olarak ladin, çam veya okaliptüs gibi ağaçların odun hamurundan elde edilen doğal selülozdan üretilir; atık pamuk linterleri (pamuk bitkilerinden kısa lifler) de viskoz yapımında kullanılmıştır. Selüloz daha sonra, sonsuz filament ipliklere dönüştürülebilen ve iplik hâline getirilebilen bir çözelti elde etmek için kimyasal çözücüler kullanılarak işlenir. Viskoz üretim süreci su kullanımına yüksek talep getirir ve sodyum hidroksit (kostik soda), sodyum sülfür, ağartıcı veya karbon disülfit gibi çok sayıda kimyasala dayanarak hava kirliliğine önemli ölçüde katkıda bulunan salınımlara neden olur. Yerel su yollarının süreçten çıkan kimyasal atıklarla olası kirliliği de diğer bir önemli endişe kaynağıdır. Daha da önemlisi, viskoz üretimi ormansızlaşma oranlarının artmasıyla da ilişkilidir. Viskoz üretiminin çevresel etkisini azaltmanın yollarından biri kullanılan ahşabın—Forest Stewardship Council (FSC) veya Canopy’nin viskoz girişimi gibi—sertifikalı bir sorumlu ormancılık programı kapsamında yetiştirildiğinden ve çıkarıldığından emin olmaktır. Viskoz üretimi için gerekli odun hamuru hızlı büyüyen, düşük etkili bambu bitkilerinden de elde edilebilir. Süreç inovasyonunda daha fazla iyileştirme yapıldı ve 1990’ların sonundan beri piyasada yeni, rejenere selüloz lifli liyosel mevcut. Liyosel işlemi (Tencel™) zehirli olmayan çözücüler kullanır ve kapalı döngü bir üretim sisteminde kimyasalların çoğunun geri kazanılmasını ve yeniden kullanılmasını sağlar.

 

Yün

Yün; koyun (örneğin; merinos yünü), keçi (kaşmir, tiftik) veya tavşan (angora) gibi hayvanlardan elde edilen bir protein saç lifidir. Moda endüstrisinde yün terimi genellikle koyunlardan elde edilen yünü ifade etmek için kullanılır. Pamuğa benzer şekilde, yün üretimi de çok daha düşük hacimlerde olmasına rağmen, pestisitlere ve diğer kimyasallara dayanır. Pestisitler esas olarak koyunları parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlardan korumak için kullanılır ancak bunların güvenli olmayan şekilde taşınması, çiftçiler için ciddi sağlık tehlikeleri oluşturabilir ve çiftliklerden gelen akıntılar yoluyla su kirliliğine neden olabilir. Ham yünün temizlenmesi yüksek sıcaklıklarda ıslak yıkama gerektirir ve çoğu zaman önemli miktarda lif kaybına neden olur. Bu süreç ayrıca su kullanımı ve enerji kullanımına yüksek talepler getirir ve atık suları yerel su akıntılarına bırakarak daha fazla su kirliliğine neden olur. Sonrasında, yünün çekmesini (keçeleşmesini) önleyen “süper yıkama” gibi boyama ve bitim işlemlerinde yüne daha fazla kimyasal uygulanır. Hayvan refahı, yün üretiminde bir başka endişe kaynağıdır. Tiftik ve yün ticareti için kırpma sırasında hayvan yaralanmaları; işçilere saat yerine hacim olarak ödeme yapma eğiliminde olduklarından ve hızlı çalışmak koyunların kesilmesine ve dikkatsiz kullanılmasına neden olduğundan nadir değildir. Tartışmalı “kuyruk kesme” (mulesing) uygulaması, özellikle merinos üreten koyunları parazit sinek saldırısına karşı korumak için kalça çevresindeki etin ağrılı bir şekilde kesilmesini içerir; Avustralya’da hâlâ yaygın bir uygulama olan bu işlem genellikle anestezi kullanılmadan gerçekleştirilir. Bununla birlikte yünün yüksek mukavemet, sıcaklık, su ve koku direnci gibi sayısız doğal özelliği vardır; tedarikinde, üretiminde ve bakımında sorumlu uygulamalar kullanılırsa yünlü giysiler hem fiziksel hem de duygusal dayanıklılık yoluyla uzun ömür için güçlü bir potansiyele sahiptir.

 

Diğer başlıkları keşfedin: 

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #001: Değerler ve Düşünce Yapıları 

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #002: Moda Endüstrisi

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #003: Tasarım ve İş Modelleri

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #005: Tekstil ve Giysi Üretim Süreçleri

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #006: Kullanım ve Yaşam Sonu 

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #007: Sertifikalar

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #008: Politika & İnisiyatifler ve Destek Kuruluşları & Araçlar

 

Tüm referans ve kaynak bağlantıları incelemek için Conde Nast The Sustainable Fashion Glossary web sitesini ziyaret edin: https://www.condenast.com/glossary/key-elements-of-fashion-and-sustainability 

Sürdürülebilir Moda Sözlüğü; Condé Nast ile Centre for Sustainable Fashion, London College of Fashion, UAL ortaklığıyla hazırlanmıştır. Sözlük, Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Kamu Lisansı’na sahiptir. Bu Sözlük’ü farklı dillere çevirme hakkı da dahil olmak üzere ek izinler verilebilir. Daha fazla bilgi için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

ETİKETLER: VOGUE GOES GREEN , SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK , SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA , #SÜRDÜRÜLEBİLİRMODASÖZLÜĞÜ