03 Ocak 2022

Condé Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #006: Kullanım ve Yaşam Sonu

Kullanım ve Yaşam Sonu

 

Giysi bakımı

Giysi bakımı; bir giysi satın alındıktan ve eve getirildikten sonra kullanımıyla bağlantılı tüm uygulamaları içerir. Pratiklik ve amaca uygunluk gibi hususlar göz önünde bulundurularak, bir eşyanın kullanım şekillerine ve durumlarına karar vermekle başlar. Giysi bakımı daha sonra evde yıkama, kurutma ve ütüleme rutinlerinin yanı sıra kuru temizleme hizmetlerinin kullanımını içerir. Giysilerin uzun süreli kullanımı ayrıca onarım, değişiklik veya güvelerden korunma gibi hususları da gerektirir. Giyimin aktif ömrünü uzatmak şu anda endüstrinin çevresel etkisini azaltmanın en etkili yolu olarak kabul edildiğinden, giyim bakımı daha sürdürülebilir bir moda geleceği sağlamada kritik olabilir. Yıkama sıklığı, sıcaklık ve kullanılan deterjanların yanı sıra çamaşırların kurutulma şekli de kullanım ömürlerini önemli ölçüde etkileyebilir. Düşük sıcaklıklarda, minimum deterjan kullanımıyla seyrek olarak yıkamak ve ayrıca kurutma makinesinde kurutmak yerine asarak kurutmak enerji ve su tasarrufu sağlamaya, kumaşların erken bozulmasını önlemeye ve çekme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Onarım becerilerinde yeniden eğitim, profesyonel onarım ve tadilat hizmetlerine daha iyi erişim satın alıp kullandığımız giysiler için bakım ve sorumluluk anlayışının teşvikinde anahtar rol oynar. Modadaki mevcut “atılabilirlik” mantığının aksine, insanların modadaki sürekli değişim ve yeniliğin mantığını bozan eski ve tanıdık kıyafetleri kullanmanın ve onlara bakmanın becerikli yollarından genellikle derin bir memnuniyet ve zevk aldıklarını çok sayıda tecrübi kanıt doğrular.

 

Kamu bilinci

Kamu bilinci; insanların varsayımlardan ziyade gerçeklere ve bağlama dayalı olarak kendi “bilgili” kararlarını vermelerini sağlamak için, önemli bir konuyla ilgili meseleler ve endişeler hakkındaki bilgisini ifade eder. Moda endüstrisinin sosyal ve çevresel etkilerine ilişkin kamu bilinci gelecekte moda ürünlerinin üretilme, iletilme, kullanılma ve atılma şekillerinde köklü bir değişiklik için kritik öneme sahiptir. İnsanlar modanın mevcut iş modeli hakkında giderek daha fazla endişe duysa da bu endişeler rutin alışveriş alışkanlıklarına ve tüketim alışkanlıklarına hâlâ nadiren yansır. Bu “tutum davranış boşluğu” kısmen statükoya alternatif konusundaki belirsizlikten, daha sürdürülebilir seçeneklerin görünürlüğünden ve sosyal-çevresel sürdürülebilirlik parametreleri hakkında bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Moda gazetecileri ve önde gelen moda medyası bu nedenle sürdürülebilirlik kültürlerinin yaratılmasında kritik bir role sahiptir. Son araştırmaların sunduğu kanıtlar; medyanın etkisinin yanı sıra “Giysilerimi Kim Yaptı” gibi farkındalık artırma kampanyalarının da zihniyetleri değiştirmek ve iyi olma hâlini en üst düzeye çıkaran, refahın daha derin boyutlarına kapı açan ve gerek insanlara gerek gezegene saygı duyan bir gelecek sağlayacak olağanüstü bir potansiyele sahip olduğunu doğrular.

 

Kullanıcılar

Kullanıcılar terimi ürün ve hizmetlerden yararlanan kişileri ifade eder. Kapitalist ekonomide, kullanıma erişim genellikle bu ürün veya hizmetlerin üretimine ve sağlanmasına yatırım yapanlar için kâr sağlayan bir finansal işlemi içerir. Bununla birlikte kullanıcılar terimi, sürekli aktif kullanım deneyimine vurgu yaparak, yaygın kullanılan “tüketiciler” teriminden ayrılmaktadır. Bu kullanım bireysel ihtiyaçlara, isteklere ve tercihlere daha iyi uyacak şekilde ürünlerin ve hizmetlerin yeniden tahsis edilmesini, hack’lenmesini ve hatta tamamen yeniden tasarlanmasını sağlayan sürekli test ve geri bildirim döngülerini kapsayan ve olgunlaşan bir ilişkiye olanak sağlar. Mevcut iklim aciliyeti, moda ve diğer ürünlerle olan ilişkimizin odağını kaynakların israfı ve pasif azalması anlamına gelen tüketimden, zaman ile dikkatin yanı sıra almayı ve kullanmayı seçtiğimiz eşyalarla ilgilenmeyi de gerektiren uzun vadeli kullanım deneyimlerinden memnuniyet duyan “kullanıcılığa” değiştirmemizi zorunlu kılıyor. Kendimize ve birbirimize dair algımızı; yalnızca tüketici olarak görülmekten kendi becerilerimiz, yaratıcılığımız, insanlara ve çevreye saygımız aracılığıyla topluma, kültüre, çevreye ve ekonomiye katkıda bulunan bireyler ve kullanıcılar olduğumuz fikrine değiştirmemiz gerekiyor.

 

Onarım

Onarım; yıpranmış, yırtılmış veya farklı şekillerde hasar görmüş bir parçanın tekrar kullanılmak ve keyif vermek için restore edildiği bir giysi bakımı uygulamasıdır. Örme ile yama, yamama, dikişleri ve panelleri yeni malzemeyle güçlendirme veya düğmeler ve fermuarlar gibi eksik ya da hatalı unsurları değiştirme gibi teknikleri içerebilir. Örneğin Hindistan’da rafoogar adı verilen insanlar rafoogari (rafoo sanatı) tekniklerinde ustadırlar ve hasarlı kumaşı yama dikişleriyle onarırlar. Rafoogar topluluğunun sürekliliğini sağlamak adına gençler, uzun bir eğitim süreci boyunca örgü örmenin inceliklerini ve becerilerini öğrenirler. Kimileri ipek, yün veya pamuktan yapılmış giysi ve şalların tamirinde uzmanlaşır. Rafoogari'nin inceliği; kumaş tabanıyla birleşip bütünleştirerek hasarı (yırtık, yanık vb.) görünmez kılma yeteneğiyle belirlenir. Hintli kuru temizlemeciler, hasarlı tekstil ürünlerini değerlendirmek ve onarmak için genellikle rafoogar'lar ile çalışırlar. Tarihî dokumaları ve giysi eserlerini restore eden ve koruyan müzelerle kurumlar da aynı amaç için yetenekli rafoogar'lar ile işbirliği yapar. Rafoo gibi görünmez onarım uygulamaları ile onarımı giysinin yaşam süresinin ayrılmaz bir parçası olarak gören sashiko adlı Japon görünür onarım teknikleri, satın aldığımız ve kullandığımız giysilerle uzun vadeli ilişkiler kurulmasını teşvik eder. Giysileri onarma ve değiştirme becerileri eskiden ortak beceriler arasında sayılırken, seri üretim ucuz modanın artan ulaşılabilirliği artık ekonomik olarak uygun değildir. Yeni bir parça satın almak, eski bir parçayı onarmaktan genellikle daha ucuz olabilir fakat kıyafetleri daha uzun süre kullanımda tutarak giyim tüketimimizi azaltmak moda endüstrisinin çevresel etkisini azaltmanın en etkili yolu olarak görülüyor. Bu nedenle, onarım becerilerinde yeniden eğitim ve profesyonel onarım ile tadilat hizmetlerine daha iyi erişim, modayla daha sürdürülebilir ilişki kurma ve zevk alma yollarını teşvik etmede mevcut öncelikler arasında sayılabilir.

 

Tüketiciler

Tüketici terimi, bu ürün veya hizmetlerin üretimine ve sağlanmasına yatırım yapanlar için kâr getiren bir finansal işlem karşılığında ürün ve hizmetleri kullanan kişileri ifade eder. Müşterilerin maddi eşyalarla ilişkisi, genellikle zorunluluktan veya gerçek ihtiyaçtan ziyade moda veya sosyal statü gibi nedenlerden ötürü keyfi satın almalarla karakterize edilir. Tüketim kültürü; üreticiler ve kullanıcılar ile yapma ve kullanma arasındaki kopukluk üzerine kuruludur. Bu da bağlantıları ve ilişkileri zayıflatarak genellikle satın alınan ürünlere özen gösterilmemesi ve bunların dikkatsizce elden çıkarılması olarak yansıtılan, menşe hakkında bir belirsizlik oluşturur. Mevcut iklim aciliyeti, moda ve diğer ürünlerle olan ilişkimizin odağını kaynakların israfı ve pasif azalması anlamına gelen tüketimden, zaman ile dikkatin yanı sıra almayı ve kullanmayı seçtiğimiz eşyalarla ilgilenmeyi de gerektiren uzun vadeli kullanım deneyimlerinden memnuniyet duyan “kullanıcılığa” değiştirmemizi zorunlu kılıyor. Kendimize ve birbirimize dair algımızı; yalnızca tüketici olarak görülmekten kendi becerilerimiz, yaratıcılığımız, insanlara ve çevreye saygımız aracılığıyla topluma, kültüre, çevreye ve ekonomiye katkıda bulunan bireyler ve kullanıcılar olduğumuz fikrine değiştirmemiz gerekiyor.

 

Tüketici davranışları

Bkz. Kamu bilinci, Tüketiciler, Kullanıcılar.

 

Tüketim

Tüketim; üretime ve tedarike yatırım yapanlar için kâr getiren bir finansal işlem karşılığında ürün ve hizmetlerin kullanımını ifade eder. Küresel Kuzey’de ve daha sonra Hindistan ve Çin gibi yükselen ekonomilerde artan harcanabilir gelirle birlikte moda üretiminin artan verimliliği, 20. yüzyıl boyunca moda ürünlerinin tüketimindeki artışa katkıda bulunmuştur. Son 20-30 yılda ucuz ve hızlı modanın aniden ulaşılabilir olması, “giysileri düzenli olarak tüketip atmayı” kabul edilebilir kılan bir zihniyet yarattı. Mevcut iklim aciliyeti, bu iş modelini yeniden düşünmemizi ve modayla ilişkimizin odağını kaynakların israfı ve pasif azalması anlamına gelen tüketimden, zaman ile dikkatin yanı sıra almayı ve kullanmayı seçtiğimiz eşyalarla ilgilenmeyi de gerektiren uzun vadeli kullanım deneyimlerinden memnuniyet duyan “kullanıcılığa” değiştirmemizi zorunlu kılıyor. Kendimize ve birbirimize dair algımızı; yalnızca tüketici olarak görülmekten kendi becerilerimiz, yaratıcılığımız, insanlara ve çevreye saygımız aracılığıyla topluma, kültüre, çevreye ve ekonomiye katkıda bulunan bireyler ve kullanıcılar olduğumuz fikrine değiştirmemiz gerekiyor.

 

Yeniden kullanım

Yeniden kullanım; kıyafetleri mümkün olduğu kadar uzun süre kullanımda tutarak ömürlerini uzatmanın bir yoludur. Moda eşyalarının yüksek devir hızı yaygın bir uygulama hâline geldi. Son 20 yılda bir giysinin atılmadan önce giyilme sayısının dünya çapında ortalama yüzde 36 azaldığı tahmin edilmektedir. Büyük miktarlarda değerli giysiler düzenli olarak atıldığı ve yalnızca küçük bir kısmı geri dönüştürülebildiğinden, birçoğu yakma işlemine tabi tutulur veya çöplüklere gönderilir. Yeniden kullanım, kullanılmayan eşyalara yeni bir yaşam süresi kazandırabilecek onarımlar ve değişiklikler dâhil olmak üzere, sürekli etkin kullanım ve dikkatli giyim bakımı yoluyla giysilerle uzun süreli ilişkiler kurmayı teşvik eder. Modadaki mevcut “atılabilirlik” mantığının aksine, insanların modadaki sürekli değişim ve yeniliğin mantığını bozan eski ve tanıdık kıyafetleri kullanmanın ve onlara bakmanın becerikli yollarından genellikle derin bir memnuniyet ve zevk aldıklarını çok sayıda tecrübi kanıt doğrular. İlk sahibi tarafından kullanılmasının artık mümkün olmadığı durumlarda aile, arkadaşlar ve yerel topluluklarla hediye veya takas, ileri dönüşüm, paylaşım, kiralama, yeniden ticaret ya da hayır amaçlı bağışlar yoluyla giysilere ikinci ve üçüncü hayat verilebilir. Bu uygulamaların çoğu, bir dizi yeni iş modelinde ivme kazanıyor.

 

Yeterlilik

Yeterlilik kavramı; gezegenin sınırlı kısıtlamaları ile modanın sonsuz artan üretim ve tüketim oranları arasındaki uzlaşmazlığı kabul ettiğinden, daha sürdürülebilir moda geleceklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yeterlilik düşüncesi, moda ürünleri dâhil olmak üzere maddi nesnelerin insan kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve belirli bir noktaya kadar yaşam memnuniyetini ve refahını artırabileceğini kabul eder. Öte yandan maddi şeylerin aşırı tüketimi sadece insanlara değil, aynı zamanda çevreye de zararlıdır. Yeterlilik kavramı, talebi yönetmek ve üretim ile tüketim hacimlerini azaltmak için aktif olarak çözümler arayan iş stratejilerine değindiği döngüsel ekonomi bağlamında da değerlendirilir. Bunlar arasında yeniden kullanım, paylaşma, kiralama veya yeniden satış yoluyla giyim ömrünü uzatmayı teşvik eden ve tüm bu seçenekler hakkında kamuoyunu bilinçlendiren alternatif iş modellerini sayabiliriz.

 

Yıkama

Yıkama; giysilerin kir ve kokuyu gidermek için yıkanması, kurutulması ve ütülenmesi anlamına gelir. Ancak giysiler, az giyilen giysileri bir kirli sepetine doldurarak evdeki dağınıklığı toplamak gibi birçok başka nedenden dolayı rutin olarak yıkanmaktadır. Yıkamanın sıklığı ve hacmindeki artışın bir neticesi olarak, Birleşik Krallık’ta çamaşırla bağlantılı toplam enerji kullanımının 1970’lerden bu yana iki katına çıktığı tahmin ediliyor. Sık yıkama giysilerin ömrünü olumsuz etkiler ve yaşam döngüsü boyunca toplam su kullanımıyla karbon ayak izini daha da artırır. Yakın bir zamanda, evde yıkama da mikrofiber kirliliğinin ana kaynaklarından biri olarak tanımlanmıştır.

 

Y jenerasyonu

“Milenyumlular” olarak da bilinen Y kuşağı, 1980’lerin başı ile 1990’ların ortası ve sonu arasında doğan nesildir. Aşağıdaki Z jenerasyonu topluluğuyla birlikte Y jenerasyonu, iklim kriziyle ilişkili risklerin hemen farkında olan nesil olarak kabul ediliyor çünkü sonuçlarıyla ebeveynlerinin neslinden daha doğrudan yüzleşiyorlar. Bu durum, Y kuşağının değişen alışveriş alışkanlıklarına giderek daha fazla yansıyan küresel ölçekli çevresel ve sosyal konulara dair daha çok farkındalık kazanmasıyla da bağlantılı. Y kuşağı, arka plan bilgisi aramayı da içeren değere dayalı tüketime yönelir ve genellikle mülkiyete alternatif olarak paylaşmayı tercih eder. Y ve Z kuşaklarının, moda endüstrisinin geleceği için önemli etkilere sahip çevresel ve sosyal değerlerine uymayan ürünleri satın almaktan etkin olarak kaçınmasının diğer kuşaklara göre daha olası olduğu bildiriliyor.

 

Diğer başlıkları keşfedin: 

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #001: Değerler ve Düşünce Yapıları 

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #002: Moda Endüstrisi

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #003: Tasarım ve İş Modelleri

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #004: Malzeme

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #005: Tekstil ve Giysi Üretim Süreçleri

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #007: Sertifikalar

Conde Nast Sürdürülebilir Moda Sözlüğü #008: Politika & İnisiyatifler ve Destek Kuruluşları & Araçlar

 

Tüm referans ve kaynak bağlantıları incelemek için Conde Nast The Sustainable Fashion Glossary web sitesini ziyaret edin: https://www.condenast.com/glossary/key-elements-of-fashion-and-sustainability 

Sürdürülebilir Moda Sözlüğü; Condé Nast ile Centre for Sustainable Fashion, London College of Fashion, UAL ortaklığıyla hazırlanmıştır. Sözlük, Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Kamu Lisansı’na sahiptir. Bu Sözlük’ü farklı dillere çevirme hakkı da dahil olmak üzere ek izinler verilebilir. Daha fazla bilgi için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

ETİKETLER: #VOGUEGOESGREEN , SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK , SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA , #SÜRDÜRÜLEBİLİRMODASÖZLÜĞÜ