Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Porselen markası Onni’nin tasarımcısı Aysun Köksal ile dünyayı renklendiren fikirlerini konuştuk.
Onni, porselenin dingin dokusuna şansı işleyen bir marka. Fincede “şans” anlamına gelen adıyla, her parça gündelik hayatın içine küçük bir ritüel gibi giriyor. Yalın formlar, yumuşak renkler ve el işçiliğinin kusursuzluğu sakinliği neşeyle, kaliteyi pozitif duygularla birleştiriyor.
Tasarımcı Aysun Köksal, “Onni, duygularla şekillenen ve aslında benim dünyamı da yansıtan bir marka. Bu yüzden Onni ile ilk karşılaşmada fark edilen şeyin genelde bir dinginlik ve sadelik olduğunu düşünüyorum. Belki de markanın dünyasına girerken ilk hissedilmesi gereken şey tam olarak bu” diye anlatıyor. Ardından ürünün kalitesine ve dokusuna dikkat çekiyor: “Sonrasında ise ürünün kalitesi ve dokunulduğunda hissedilen o pürüzsüz yüzeyin bıraktığı his geliyor.”
Markanın yaratım dilinde materyallerin önemi büyük. Hayatı boyunca bulduğu malzemelerle yeni ürünler ortaya çıkarmayı seven Köksal, Onni’nin odağına porseleni yerleştirmiş. Zarif ama aynı zamanda sağlam bir yapıya sahip olan bu malzeme, dengeyi temsil ediyor.

Renkler ise bu dili tamamlayan bir unsur. Ürünlerin dış yüzeyinin mat, iç kısmının parlak olmasıyla ortaya çıkan kontrast, markanın estetik yaklaşımını güçlendiriyor ve tasarımlara özgün bir karakter kazandırıyor.
Onni’yi Aysun Köksal bir duygu olarak tarif ediyor: “Benim için daha çok bir duygu. Ama zamanla bir yaşam felsefesine de dönüştü diyebilirim. Bir süredir porselenden şans kurabiyeleri yapmaya başladık. Onlar Onni’nin anlamını çok güzel temsil ediyor. Hatta bazen tükendiklerinde sanki şans ve mutluluk da azalacakmış gibi hissediyorum” diyor gülümseyerek.
Onni tasarımlarında hissedilen dingin estetik, Köksal’ın doğal tasarım diliyle birleşiyor: “Sanırım ikisinin karışımı. Hem iç mimarlık geçmişimin hem de yaşam biçimimin bir yansıması. Ürünleri tasarlarken objelerin bağırmasını değil daha sakin bir şekilde var olmasını seviyorum. Tasarım yaparken doğal olarak sadeleşmeye gidiyorum. Gereksiz olanı çıkarmayı seviyorum. Ama aynı zamanda objenin ruhunu kaybetmemesine de dikkat ediyorum.”
Minimalist estetiğe rağmen renkleri öne çıkaran bir marka Onni. Çünkü Köksal, minimalizmi renksizlik olarak görmüyor; tam tersi gereksiz olanı azaltmakla ilişkilendiriyor. Ve renkler doğru kullanıldığında güçlü bir ifade dili yaratabiliyor. Onni’nin renk paletini bir örnekle açıklıyor: “Genelde sıcaklık, biraz merak ve küçük bir şaşkınlık hissi yaratmasını seviyorum. Bir arkadaşım bir gün ‘Lütfen kırmızı bir renk çıkar, ama tonu böyle olsun’ demişti. Kırmızıyı ürettikten sonra ‘Buna bakınca yiyesim geliyor, biliyor musun?’ dedi. İçine doğru akan, çok canlı bir renk olmuştu. Bu duygular beni heyecanlandırıyor. Bir renk oluşturduğumda onu hiçbir zaman tek başınadüşünmüyorum; modelle uyumuna ve diğer renklerle kurduğu dengeye mutlaka bakarım. O rengi gördüğümde önce bana, sonra size iyi hissettirmesi benim için çok önemli.”
