Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Lisa Corti’nin kurduğu desenli dünya artık Ida Corti’nin ellerinde. Anneden kıza aktarılan zanaat ve hafıza, renklerin bir yaşam dili olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Milano’nun dünyaya sunduğu dekorasyon ve tekstil markası Lisa Corti’nin evrenine girerken bir hafıza katmanında yol aldığınız hissine kapılıyorsunuz. Renklerin estetik bir tercihten öte bir yaşam biçimine dönüştüğü; desenlerin yalnızca kumaş üzerinde değil, gündelik hayatın içinde de kendine yer bulduğu bir dünya burası. İtalya’da tasarlanıp Hindistan’da el işçiliğiyle hayat bulan sınırlı sayıdaki baskılar ve kumaşlar, yıllar içinde mevsimlerin ve kuşakların ötesine geçen Lisa Corti tasarımlarına dönüştü. Lisa Corti’nin yaratıcı vizyonu, yaptığı sayısız yolculuk sırasında keşfettiği dekoratif objelerin detaylarından ve geçmiş dönemlerin sanatsal mirasından besleniyor. Bu referansların her biri, ev tekstili ve gündelik giyim için kendi karakterine sahip desenlere dönüşüyor. Neredeyse 60 yıldır markanın imzası haline gelen desenler; masa örtülerinden yastıklara, yatak örtülerinden halılara uzanan geniş bir koleksiyonun merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda kadın, erkek ve çocuk giyim tasarımları, Lisa Corti’nin neşeli estetik dilini gündelik hayata taşıyor.

Lisa ve Ida Corti
Lisa Corti, bu evrenin çıkış noktasını çocukluğundan taşıdığı ilhamla anlatıyor: “Afrika’daki çocukluğumdan gelen tekstillerin güzelliği ve zenginliği beni çok etkiledi” diyor. “Renkler, dokular, her parçanın taşıdığı hikayeler... Bu hazinelerin gündelik hayata yansıyabileceği bir evren yaratmak istedim.” Bu dünyayı kuran Lisa Corti ile bugün markayı devralarak ona yeni bir soluk getiren kızı Ida Corti, aynı çatının altında iki farklı zamanın temsilcileri olarak yan yana duruyor. Anne-kızın birlikte çalıştığı yılların ardından Corti’nin kurduğu evrende artık Ida’nın sesi duyuluyor. O dönem bunun bir gün kızına devredilecek bir marka olacağını hayal etmediğini söyleyen Lisa, “Asla bunun bir aile öyküsüne dönüşeceğini düşünemezdim, ama zanaata, renge ve yaratıcılığa duyduğum sevginin aktarılmasını hep umut ettim” diyor. Bugün bu evrenin yeni sayfalarını yazan Ida ise, “İçgüdüsel bir şekilde annemin tasarım ve tekstil dünyasına bağlıydım” diye anlatıyor. “Çocukluk anılarım, masaların üzerine serilmiş canlı renklerle bezeli kumaşlarla; uzak yolculukların ve farklı kültürlerin hikayeleriyle dolu.”

Tekstilin, zihninden önce duygularına yerleştiğini söylüyor: “Tasarımı entelektüel olarak anlamadan önce bile o dünyayla duygusal bir bağ kurmuştum. Bu, hassasiyetimi ben fark etmeden şekillendirdi.” Ida için markaya katılmak, “her zaman parçası olduğu bir hikayeye kendi ipliğini dokumak” anlamına geliyor. Lisa Corti’nin Ida’ya aktarmak istediği yalnızca estetik duygusu değil, aynı zamanda bir değerler bütünü: “Merak, zanaata saygı, renk ve güzellik sevgisi yaptığımız her şeyin kalbinde.” “Her detayda özen, zanaatkarlara duyulan derin takdir” cümlesiyle de sezgi, sabır ve insan bağlantısının önemini vurguluyor. Kızının özgür olmasını istediğini de ekliyor: “Onun kendini ifade etmesini ama ailemizi ve markamızı şekillendiren değerlere bağlı kalmasını istedim.” Lisa Corti, Ida’nın gerçekten bir partner olabileceğini fark ettiği anı tek bir sahneye bağlamıyor. “Bu çok ince bir histi” diyor. “Onun detaylara dikkatini, renge hassasiyetini, her tekstilin ardındaki hikayelere duyduğu merakı gördüm.” Ve zamanla şunu anladığını söylüyor: “O sadece izimden yürümüyordu; benimle yan yana yürüyordu. Kendi ipliğini dokumaya hazırdı.”

Ida Corti bugün markayı yönetirken bu mirası korumakla onu dönüştürmek arasındaki hassas dengeyi gözetiyor. “Yaklaşımım markanın kimliğine saygıya dayanıyor ama aynı zamanda evrime de açık. Markanın ruhunu korurken yeni yönlere büyümesine alan açmaya çalışıyorum.” Bu dönüşümü yalnız yürütmediğini de ekliyor: Elena Accornero ve Lisa Guittard ile birlikte “geçmiş ve gelecek arasında bir diyalog” kurduklarını söylüyor. “Hepimiz markanın şiirsel ve zanaatkar ruhunu korumak konusunda derin bir sorumluluk hissediyoruz.”

Markanın bugün hangi bölümde olduğunu sorduğumuzda ise Ida’nın cevabı bir son değil bir açılım gibi: “Bence şu an genişleme ve yeniden yorumlama dönemindeyiz. Yeni kitlelere ve yeni bağlamlara açılıyoruz ama köklerimize bağlı kalıyoruz.” Ve ekliyor: “Bu bir süreklilik; aynı zamanda hikayenin yeni manzaralarda, taze bir sesle yeniden yazılması.”

Lisa Corti’nin desen dünyası, Ida’nın vizyonuyla her sezon yeni kültürel referanslarla genişlemeye devam ediyor. Rafine siluetlerin zengin tekstillerle buluştuğu; geleneksel zanaatın Milanolu bir bakışla yeniden yorumlandığı kontrastlar üzerine kuruluyor. Marka, yeni sezonla birlikte Orient yolculuklarının izini taşıyan İlkbahar koleksiyonuna hazırlanırken ilk porselen koleksiyonunu da sunuyor; benzersiz sofralar kurmak ve gündelik ritüellere unutulmaz bir estetik katmak üzere tasarlanmış bir adım bu.