Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sahnenin ışıkları yandığında yalnızca oyun başlamıyor; yeni bir kuşağın hayalleri, heyecanları ve yaratıcılığı da görünür oluyor. Altı genç tiyatrocu kendi yollarını çizerken bir yandan da tiyatronun bugününe ve yarınına yön veriyor. Her birinin yaklaşımı, deneyimi ve düşleri farklı. Ortak noktalarıysa önlerinde henüz yazılmamış pek çok hikayenin olması.
Bahçeşehir Üniversitesi Konservatuvarı Sahne Sanatları bölümünden 2024 yılında mezun oldum. Sidikli Kasabası Müzikali, Hamiyet, Proje Diktatör, Zenginlik Tanrısı isimli oyunlarda yer aldım.
Tüm hayatım sahne diyebilirim. Genellikle provadayım. Eğer değilsem konser veriyor, oyun izliyor, sinemaya gidiyor, oyun okuyor ya da konsere gidiyorum. Tüm zamanım tiyatro, müzik üretimi ve tüketimiyle geçiyor. 3 Aralık itibarıyla Dorian Gray’in Portresi adlı oyunda Sibyl Vane karakterini canlandıracağım. Sibyl Vane, Viktorya dönemi İngiltere’sinde yaşayan bir tiyatrocu. İşçi sınıfına mensup, oldukça yetenekli, annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan genç bir kadın. Dorian Gray’in ilk aşkı.
Mutluluk verici. Görünmenin zor olduğu ve büyük önem taşıdığı bir sektörde, böyle bir işin içinde olabilmek benim için gurur verici. Beni en mutlu eden şeylerden biri de kendim gibi genç meslektaşlarımla tanışma ve aynı sahneyi paylaşma fırsatı bulmuş olmak.

Yün hırka MANGO, Çizgili triko üst MASSIMO DUTTI, Asimetrik volanlı etek DICE KAYEK, Deri topuklu ayakkabı ELLE SHOES | Selin Beliz Şahan Katmanlı kolsuz üstler MAX&CO, Kumaş midi etek ZARA, Deri topuklu ayakkabı MERSEIGHT, Çiçek figürlü kolye YOU - GIZIA GATE, Diz altı çorap Moda editörüne ait
Zor bir gün geçirmiş olsam da dans edip insanları eğlendirmeye odaklandığım ya da oldukça neşeli bir günümde trajik öykülerin içinde yer aldığım, sahnede geçirdiğim iki saati yaşamımdan tamamen koparabildiğim pek çok temsilim oldu. Ancak bu projeyle birlikte, ilk kez bu konu üzerine daha derin düşünmeye başladım. Oyunda canlandırdığım Sibyl’ın yaşadıklarından hareketle sahneyle hayat arasındaki çizgiyi, natüralist tiyatronun sınırlarını ve biz oyuncuların mesleki başarıyla öz değerleri arasındaki ilişkiyi sorguluyorum. Bu açıdan bu proje ve karakter benim için yeniden okula dönmek gibi.
Zenginlik Tanrısı oyununda replik unutmuştum. Galamızdı, Ses Tiyatrosu’ndaydık ve epey heyecanlıydım. Repliğimi unuttum. Oyun açık biçimdi; yapısı gereği bir tiyatro oyununun içinde olduğumuzu zaman zaman seyirciyle de paylaşıp eğleniyorduk. Zaten oyunun içinde başka yerlerde de herhangi biri repliğini unutmuş gibi yapıyor ve diğer oyuncular olarak ona hatırlatıyorduk. Ben de bunu düşünerek partnerime döndüm ve “Ne diyordum?” dedim. Sağ olsun arkadaşım hatırlattı ve devam edebildim.
“Sen bana hiç inanmıyorsun ama belki çok ileriki zamanlarda gülebileceğiz. Bak gör. Benim kalbim biliyor.” Özlem Dilan Atakul’un yazdığı Yeterince Sakızımız Var mı? isimli kısa oyundaki repliklerim arasındaydı. Bu zamana kadar beni en çok etkileyenlerden biri.
Müthiş bir deneyim. Sadece okuma provalarında dahi onları izlemek inanılmaz öğretici bir süreç. Sanırım bu provalarda bana en çok geçen şey enerjilerinden gram eksiltmeden sakinliklerini koruyabilmelerindeki ustalık oldu. Kendilerine verebildikleri zamanı ve alanı izlemek şahane bir fırsat. Özlem Zeynep Dinsel, Onur Ünsal, Ayşegül Uraz, Oğulcan Arman Uslu, Tanıl Yöntem, Merve Dizdar, Gizem Erdem ve Ceren Taşçı örnek aldığım isimlerden.
Hata yapmak oldukça korktuğum bir şey ama bunun risk almamı engellemesine izin vermemeye çalışıyorum. Genelde ne yapıyorsam korkarak yapıyorum. Şu anda da pek çok şeyden korkuyorum ama kendimi bulmak için risk almaktan kaçınmamam ve müdanasız olmam gerekiyor. Hata yapma korkusuna kapıldığımda, gelecekte kendime “O zamanlar öylesinin doğru olduğuna inanıyordum” deme alanı açıyorum ve bacaklarım titreyerek denemeye gidiyorum.

Tanık olduğum en büyük olaylardan biri pandemiydi. Pandemi ve ekonomik koşulların tiyatro ekiplerini az kadrolu oyunlara yöneltmesinin, seyircinin tiyatro izleme pratiğini de değiştirdiğini düşünüyorum. Oyun sürelerinin kısalmasıyla birlikte, iki perdelik oyunlar sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan metropol seyircisine artık pek cazip gelmiyor olabilir.
Kariyerimde gerçekleşen her mutluluk verici olayda babam hep aynı şeyi söylüyor: “Tamam kızım, yavaş yavaş.” Bazen mesleğimde kaybolmuş, yeterince çaba sarf etmeyen ya da değersiz hissettiğim sabahlara uyanabiliyor, bu hisleri bertaraf etmek için bir telaşa kapılıyorum. Babamın her mutlu haberden sonra söylediği bu cümleyi, o sabahlarda kendime hatırlatıyorum.
Sanırım en çok zorlanacağımı düşündüğüm işler, biyografik projeler. İmgelemimizde bir karakter yaratmak zor olsa da onu prova odasında yaratıcı ekiple ve yazarla birlikte şekillendiriyoruz. Ancak gerçekten yaşamış, hele ki tanınmış birini canlandırmak, onu yeniden var etmek gibi geliyor bana. Oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Belki bir gün Stephanie J. Block’un Cher’i canlandırması gibi, Raye ya da Chappell Roan gibi bir pop yıldızını canlandırabilirim.
Büyük ve şahane prodüksiyonlarda yer almak kadar, yazar, yönetmen ve oyuncu arkadaşlarımla kendi üretimimiz ve tasarımımız olan işler yapmak da tiyatroya dair en büyük hayallerimden biri. Bunun yanı sıra, çok yetenekli müzisyen dostlarımla sürdürdüğüm ve büyütmek istediğim bir müzik kariyerim de var. Sinema ve dizi projelerinde yer almayı gönülden istiyorum. Ayrıca, en büyük tutkularımdan biri olan müzikal tiyatroyu sezonlar boyunca yapmak istiyorum. Önümüzdeki yıllar için en büyük hedefim, hem mesleki donanımlarına hem de varoluşlarına hayran olduğum genç arkadaşlarımla birbirimize el verdiğimiz, birbirimize inandığımız ve kendi sözümüzü özgürce söyleyebildiğimiz işler üretmek.
Kapak: Yün hırka MANGO, Çizgili triko üst MASSIMO DUTTI, Asimetrik volanlı etek DICE KAYEK, Deri topuklu ayakkabı ELLE SHOES, Dantelli çorap Moda editörüne ait