Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Davetiye ve akreditasyon olmadan, kaçak şekilde girdiği moda haftalarında bir gölge gibi dolaşan fenomen fotoğrafçı Dan Bassini, yeni kitap serisiyle sektörün yasaklı kapılarını herkese aralıyor.
Moda haftalarının kilitli kapılarından gizlice sızmak neredeyse imkansız. Podyumun ihtişamı, kulislerin telaşı ve front row’da oturan yıldızlar... Tüm bu dünyayı yakından görme fırsatına yalnızca davetliler ve akredite olan basın mensupları erişebilir. Ancak fotoğrafçı Dan Bassini, davetiyesi ve akreditasyonu olmadan, defilelere gizlice girerek dünyaca ünlü isimleri yakından görüntülüyor ve çok çarpıcı hikayelere imza atıyor. Dahası, bu anları yalnızca objektifinde saklamakla kalmıyor; No Invite adını verdiği kitap serisiyle moda dünyasının yasaklı kapılarını kendi bakış açısından okurlara da aralıyor.

1990’lardan kalma 35mm profesyonel kompakt kameralara duyduğu tutku, Bassini’yi yıllardır objektifin diğer tarafına bağlıyor. 15 yılı aşkın süredir fotoğrafçılıkla uğraşan Bassini’nin hikayesi, ilk olarak müzik sahnelerinde başladı. Yaklaşık on yıl önce Jersey City’e taşındığında ise lensini moda dünyasına çevirdi ve podyumların kapalı kapılarının peşine düştü.

Moda haftaları onun için hiçbir zaman yalnızca podyumları izlemekle ilgili olmadı. Daha çok, bu ortamın sunduğu güçlü görsel sahneleri yakalamakla ilgilendi. “Moda haftalarına merakım vardı ama bu alan benim için daha çok ilginç fotoğraflar üretmenin sahnesi. Moda dünyası çok sömürücü olabiliyor, ben de biraz o dünyayı geri sömürerek işime dönüştürüyorum diyebilirim.” Böylece, davetiyesiz girdiği defilelerden ve yakaladığı sahnelerden doğan kareler hem belgesel bir değer hem de kendine özgü estetik bir manifesto haline geldi.

Bassini, modanın en korunaklı alanlarına kaçak girme cesaretini ilk olarak 2016 sonbaharında hissettiğini anlatıyor. New York’ta Meatpacking District’te dolaşırken Milk Studios’ta düzenlenen bir moda haftası partisine rastlamış. Gösterişli kıyafetler içindeki kalabalıkta, yabancılardan fotoğraf izni istemek genç bir fotoğrafçı için zorlu bir bariyer olmuş. Ama dışarıda birkaç kare fotoğraf çekmeye başladıktan sonra, grupla birlikte içeri girmiş. Yine de içeri sızmanın çok kolay olmadığını söylüyor: “Çoğu zaman kapıdan kendi evime giriyormuş gibi bir özgüvenle yürürüm. İnsanlarda doğal bir çatışmadan kaçınma eğilimi vardır. Ben de sanki önemli bir işin ortasındaymışım gibi bir enerjiyle hareket ettiğimde, çoğu insan o aciliyeti hissedip yoluma çıkmaz.” Fotoğrafçı, içeri alındıktan sonra dikkat çekmeden hareket etmeyi ve diğer fotoğrafçılarla uyumlu olmayı ilke edinmiş.

“Backstage’deysem diğer fotoğrafçılarla uyumlu olup kimsenin işini zorlaştırmamaya çalışırım” diyor ve ortamı iyi okumada çok başarılı olduğunu sözlerine ekliyor: “Enerjinin değiştiğini veya güvenliğin şüphelendiğini hissettiğimde mekan değiştiririm. Çoğunlukla da oradaki insanlarla sohbet eder hatta bazen beni dışarı atabilecek insanlarla arkadaş olurum.”

Bassini, bu yöntemle yakaladığı anlardan en unutulmaz olanını da paylaşıyor. Örneğin; Kendall Jenner’ı bir defile çıkışında neredeyse boş bir sokakta tek başına yakalamış: “Herkes onu başka bir kapıda beklerken, ben şansa doğru köşedeydim. O anın sakinliği, kalabalıksız ve flaşsız oluşu fotoğrafı çok özel kıldı.”

Modanın korunaklı kapılarının ardına gizlice girdiğinde adrenalin dolu bir heyecanın yanı sıra ayrıcalıklı bir alanda olmanın verdiği benzersiz bir keyif yaşadığını söylüyor ünlü fotoğrafçı. Ona göre kapalı kapılar ardında çok ilginç şeyler oluyor ve çoğu insan “Kapı kilitli mi acaba?” diye bakmaya bile cesaret edemiyor. “Eğer beni içeri almamaya çalışıyorlar, içeride kesin iyi bir şeyler oluyordur!”

Bassini’yi en çok etkileyen deneyimlerden biri, 2022 yılında Fendi’nin Manhattan Center'daki Hammerstein Ballroom’da düzenlediği ilk ABD moda şovu olmuş. “Baget çantanın 25. yılını kutluyorlardı. Dışarıda tam bir kaos vardı; kapılar kapalı, kalabalık kontrolsüzdü” diyor. “İyi kareler yakalayamıyordum, ben de şansımı içeride denemeye karar verdim. Kameramı cebime koyup en sinirli yüz ifadesi takındım. Güvenliğin yanından sorun çözen birinin adımlarıyla geçtim ve kapıdaki görevliye ‘Yine mi bu saçmalık’ der gibi bakınca, o da şapkasını sallayarak beni içeri buyur etti. Bir anda kendimi Kate Moss ve Adwoa Aboah’nın yanında buldum.” Bu deneyim, onun için sadece şans değil aynı zamanda doğru zamanlama ve özgüvenin birleşimiyle elde edilen bir ânı temsil etmiş.

Bassini, kariyeri boyunca pek çok dünyaca ünlü ismi fotoğraflamış. Ancak hâlâ bir hayal listesi var: Miranda Kerr, Nicole Kidman, Tyra Banks, Naomi Campbell, Stella Maxwell ve Allison Harvard. Fotoğrafladığı ünlülerle kurduğu samimi bağlar da onun için çok değerli.

“Bir keresinde Tom Hanks’i moda dışı bir etkinlikte çektim. Fotoğraf için daha iyi bir yere geçmeyi rica ettiğimde, herkes çok şaşırmıştı. O ise gayet anlayışlıydı” diye konuşuyor fotoğrafçı. Bunun, kişinin kendisini gerçekten olduğu gibi gördüğünün ve dünyaya öyle görünmek istediğinin göstergesi olduğunu ifade ediyor. Fotoğrafçı için bundan daha değerli bir şey yok.
