Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Moda çekimlerinin zarif mimarı, set tasarımcısı Piers Hanmer, “Distracted by Fashion” adlı kitabında bu göz alıcı dünyanın görsel hafızasını etkileyici bir albüme dönüştürüyor.
Moda algımız görünene odaklanır: Kesimler, renkler, dokular, yakalar, paçalar ya da ünlü tasarımlar, tasarımcılar... Oysa görüleni görünür kılan aslında perde arkasındaki gizli kahramanlardır. Yaklaşık 20 yıldır Vogue, Vanity Fair, W Magazine gibi dergilerin moda çekimlerinde görsel hikayeyi derinleştiren sahneler tasarlayan; seti ışıkla, mimariyle, objelerle özgün bir evrene dönüştüren set tasarımcısı Piers Hanmer onlardan biri. Hanmer, yakın zamanda Mörel Books etiketiyle yayımlanan Distracted by Fashion adlı kitabında bu kez görülmeyeni de görünür kılıyor.

Fotoğraf: Mörel Books
Hanmer’ın 2004-2024 arasındaki işleriyle ilmek ilmek dokuduğu Distracted by Fashion; kamera arkası görüntüler, dergi sayfaları, tasarım eskizleri, ilham panosu referansları, fotoğraf kolajları, günlük notlar ve birbirinden ilginç detaylarla sofistike bir kişisel albümü andırıyor. Hanmer da yazışmalarımızda tüm içtenliğiyle “Gerçekten de görsel bir anı kitabı” diye tanımladı bu çalışmayı.
“Hazırlıklara başladığımda, eski editoryal hikayeleri basitçe derlemektense, yaratıcı bir zihnin görsel işleyişini imgeler aracılığıyla keşfetmek benim için önemliydi. Bu yüzden çizimler, renk, şekil ve dokulara dair, setleri inşa eden ekiplerimin de yer aldığı ilham verici fotoğraflar derledik. Böylece izleyici, sahne arkasına bakma şansı yakalayabiliyor ve bir set tasarımcısının moda dergilerinde gördüğünüz o son görüntüleri yaratmak için neler yaptığını görebiliyor.”

Fotoğraf: Mörel Books
Londra doğumlu Hanmer’ın kitabı için Distracted by Fashion adını seçmesi boşuna değil. Çünkü Bournemouth & Poole College’da fotoğrafçılık eğitimi aldıktan sonra Los Angeles’ın yolunu tuttuğunda hedefi vizyonunu genişletmek ve fotoğrafçılıkta ilerlemekmiş aslında; moda yüzünden “dikkatinin dağılacağı” ve hedefinden şaşacağı aklının ucundan geçmiyormuş. Ancak sırf para kazanma umuduyla ilk kez bir dergi çekiminde asistanlık yaptığında büyülenmekten kendini alamadığını itiraf ediyor. Ve böylece New York ile Los Angeles arasında set tasarımcılarına asistanlık yapmaya devam etmiş. Asıl dönüm noktası ise efsanevi moda fotoğrafçısı Annie Leibovitz’in ona set tasarımcılığı teklif ettiği an. Sonrasında her şey çorap söküğü gibi gelmiş ve Hanmer bir çekimden diğerine koştururken bulmuş kendini.
Annie Leibovitz ve Craig McDean gibi ikonik fotoğrafçıların kariyerindeki rolünü, “Üzerimdeki etkileri olağanüstü oldu ve hâlâ öyle” diye anlatıyor Hanmer. “Eğer sektörün en iyileriyle aynı sahada oynuyorsanız, geriye düşmemek için sürekli seviyenizi yükseltmek zorundasınız. Aksi takdirde birlikte çalışmayı tercih etmezler. Her zaman en iyi halinizi ortaya koymalı, onları ilham verecek şekilde desteklemelisiniz ki kendi görsel dünyalarını yakalayabilsinler.”
Hanmer’ın hayranlıkla bahsettiği isimlerden bir diğeri de moda dünyasını dönüştüren kalemlerden biri olan, moda editörü ve stilist Edward Enninful. Kitabın başında Enninful ile yaptığı söyleşiye yer vermesi de bu yüzden: “Gerçekten çok keyifli bir sohbetti. Sadece yanına uğradım, telefonumu kayda aldım ve başladık konuşmaya. Onunla çalışmayı hep çok sevdim, beni her zaman cesaretlendirdi. Sete girer girmez ‘Hazırım, göster bana sahne ışığım Piers’ı!’ derdi. Ne tasarladığımı görmek ister, setin kendi stilini yansıtacak biçimde şekillenmesi için benimle işbirliği yapardı. Yaratıcı açıdan hep arkamda durdu; kitaptaki önemli hikayelerin çoğunda o var. Dolayısıyla önsözde başkası olamazdı.” Kitaba hazırlık süreci esnasında geçmişine bakıp imza attığı işleri yeniden değerlendirirken “olağanüstü yetenekli insanlarla” çalışma fırsatı bulduğu için kendini “şanslı” ve “minnettar” hissediyor. “Bu iş tamamen bir ekip çalışması. Fotoğrafçılardan stilistlere, saç ve makyaj sanatçılarına kadar herkesin katkısı setlerimi daha da yukarı taşıdı. Set tasarımının bu kadar zengin olduğu bir dönemin parçası olmaktan gurur duyuyorum” diyor.

Fotoğraf: Mörel Books
Peki ama altın yılların ardından dergi bütçelerinin düştüğü, içeriklerin hızla tüketildiği bu yeni dönemde editoryal set tasarımı kan kaybetmiyor mu? Geçmişe özlem, geleceğe sitemle mi bakıyor yoksa? Bence bu soruya verdiği cevap, tüm ışıltısına karşın gölgesinde rekabet, kişisel hırslar, ayak oyunları barındıran moda dünyasında yeteneği, sezgileri ve samimiyetiyle sivrilmeyi başaran Hanmer’ın iyimser karakterine dair çok şey söylüyor: “Sektör yıllardır değişim içinde. Azalan bütçeler genellikle daha küçük setler anlamına geliyor ama bu yaratıcılığın azaldığını göstermez. Bu kitabı, artık var olmayan bir zaman diliminin kaydını tutmak için hazırlamak istedim. Ama her kuşak bayrağı devralmalı ve kendi dünyasını, kendi yaratıcı alanını bulmalı. Örneğin yapay zekâdan korkmak yerine, onu nasıl yaratıcı biçimde kullanabileceğimizi düşünmeliyiz. İnsanlar yaratıcıdır. Bir yolunu buluruz.”
