21 Aralık 2014

Renée’nin Yüzü, Renée’nin Kararı

YAZI: VALERİE DAYAN

 

Renée Zellweger’ın canlandırdığı Bridget Jones’un bendeki kredisi sonsuzdur. Çünkü o, 2001 yılından beri, desenli pijaması, elindeki şarap kadehi, dağınık saçları ve bağırarak söylediği Celine Dion’un All By Myself’i ile, her kalp kırıklığı yaşadığımda yanımda olan samimi ve rahatlatıcı bir dost. Yine de, 20 Ekim’de katıldığı bir davette farklı bir yüz ile karşımıza çıkan Zellweger’ı kendi haline bırakmak daha iyi olacak. Ama bunun Bridget Jones sevgimizle hiç bir alakası yok.

21 Ekim’de uyandığımda bir zamane insanı gibi ilk iş sosyal medya hesaplarıma bakmaya koyuldum. Çeşitli selfieler ve akşamdan kalma fotoğraflar arasında durmadan karşıma Zellweger’ın yüzü çıkıyordu. Daha doğrusu, gördüklerim ona benzediğini düşündüğüm hoş bir kadının fotoğraflarıydı. Paylaşımları yapanlar ise dört bir ağızdan aynı şeyi söylüyordu: “Kendine ne yaptın Renée? Bu ne hal! Çok kötü olmuş!”

 

Fotoğraf Hakkı: Jason Merritt/Getty Images Turkey

 

İmaj değişikliğinin saçları çenede küt kesip araya birkaç gölge attırmanın çok ötesine geçtiği ve estetiğin daha ulaşılabilir ve kabul edilir olup yaygınlaştığı günümüzde, belki biraz daha radikal bir değişikliği seçen Zellweger’a karşı neden bu kadar acımasızdık? Özellikle de çok uzak olmayan bir geçmişte kürtaj haklarını savunan “Benim bedenim benim kararım” diyen bir coğrafyanın kadınları olarak, söz konusu estetik olduğunda kendi iradesi ile yüzünde veya bedeninde fiziksel değişiklikler yapan kadınları gördüğümüz anda ilk tepkimiz neden hep negatif oluyordu?

 

Estetik yaptırmış kişileri ilk bakışta beğenmememiz, ille de kötü niyetli veya dedikoduya meyilli olduğumuz anlamına gelmiyor. Uzman psikolog Emir Erünsal, bu durumun, “familiarity issue” denilen bir olgu ile açıklanabileceğini söylüyor. “Estetik ameliyatlar karşıdaki kişinin yüz algılama algoritmalarını değiştiriyor. Bu formülün içinde simetri, benzerlik gibi parametreler var. Algoritmanın sonunda, insanın beyninde kodlanan ve o yüze karşı takındığı tavır estetik ameliyatla değişebiliyor. Hatta basit bir kaş aldırma ile bile.”

 

Yani alıştığımız, bildiğimiz bir surat değişince, bu yenilik onda olduğu gibi, bizde de bir takım değişikliklere yol açıyor. Bu sadece ünlüler değil, yakınlarımız için de geçerli. Belki daha bile fazla geçerli. 32 yaşındaki Aslı, çevresinde estetik yaptıranları ilk bakışta yadırgadığını anlatıyor. “Yaptıran kişi ne kadar yakınımsa, o kadar tuhaf karşılıyorum. Bunun nedeni, alışık olduğum mimikleri görememem. Bir akrabamla konuşurken güldüğü anda mimik çizgileri oluşmadığı için yabancılaşıp sürekli gözlerimi kaçırdığımı anımsıyorum.” Çok yakın bir arkadaşı botoks yaptıran Deniz de, “ifadesinde bir bozukluk var diye düşündüm, hemen botoks olduğunu anladım ve beğenmedim” diyor.

 

Belli olsun mu, olmasın mı?

Plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı Op. Dr. Tunç Tiryaki, kendisine gelen hastaların sıklıkla “estetik yaptırdığım belli olmasın” kaygısını taşıdığını söylüyor. Benim konuştuğum ve yaşları 20-40 yaş arasında değişen on üç kadından on ikisi, dışarıdan anlaşılmayacağını bilseler estetik yaptırmaya sıcak bakacaklarını söylüyor. Yani güzelleşmek ve gençleşmek istiyoruz, ancak “Allah vergisi gibi” durması önemli. 25 yaşındaki galeri direktörü Melek, “Hiç belli olmuyor ama gençleşmişsin, sana bir şey olmuş” gibi cümleleri duymaktan hoşlananların tercihinin dışarıdan belli olmayan estetikten yana olacağının kanısında. Gizem ise “Evet sanırım belli olmasını istemem, doğal görünmek tek derdimiz değil mi” diyerek, estetik tekniklerinin ilerlerlerken doğallığa dönüşün de dört bir yanımızı sardığı şu günlerde yaşadığımız bir ikileme parmak basıyor.

 

Psikolog Erünsal, kişilerin estetik operasyon yaptırma konusundaki cesaretsizliklerinin de, negatif bakış açısına sebep olabileceğini vurguluyor. “Birey kendi cesaretsizliğinden veya toplumun eleştirisinden çekindiği için estetik yaptıramayabilir. Başkasının yaptırdığını görünce de tercihini kendisine açıklamak için bir fırsat doğar. Estetik yaptıranı kendisiyle kıyaslar, egosuna tehdit olarak görür ve bunu defanslarla bertaraf etmeye çalışır. Zellweger’in örneğinde de geçerli olduğunu düşünebileceğimiz bu duruma psikolojide buna rasyonelleştirme diyoruz.” Op. Dr. Tiryaki de, estetiğe olumsuz tepki verenleri ikiye ayırıyor: Aslında kendisi estetik geçirmiş olan, fakat bunu saklamak için eleştirenler ve kendisi cesaret edemediğinden yaptırmak istemeyenler.

 

Kişisel özgürlüklerimize sıkıca sarıldığımız bir zamanda yaşadığımız düşünülürse sebebi veya psikolojik açıklaması ne olursa olsun, kendi tercihiyle estetik yaptırmış birini yerden yere vurmamız ne kadar doğru? 5 Harfliler sitesinin yazarı Çağla Özbek, “Ben kişisel olarak Renée Zellweger lincine çözümü, ünlüler üzerindeki tahakkümümüzü yeniden ve yeniden sorgulamakta buluyorum. Gözümü bu değişiklikleri daha az fark etmek için eğitmeye çalışıyorum ki, aynı özgürlüğü kendim için bekleyebileyim” diyor. Zellweger göz kapaklarını kaldırdı mı, botoks yaptırdı mı, neden yaptırdı, bilemeyiz. Ancak emin olduğum ve hepimizin kabul etmesi gereken tek bir şey var: Renée’nin yüzü, Renée’nin kararı. 

ETİKETLER: ESTETİK , GÜZELLİK , BAKIM , RENEE ZELLWEGER , DERGİDE BU AY , İMAJ , DEĞİŞİKLİK