17 Nisan 2015

Milano Tasarım Haftası 3. ve 4. Gün

YAZI: DİLEK ÖZTÜRK

Bu sene Milano Tasarım Haftası için çok heyecan verici şeyler gördüğümü söyleyemem. Her sene, bir önceki senenin tekrarını yaşasak da, malzeme, form, üretim tekniklerindeki arayışlar sürüyor. Bu arayışın birkaç iyi sonuç doğurduğunu da söylemek gerekir. 
 
Bu sefer Lambrate ve Palazzo Clerici var rotamızda. Ventura Lambrate kent merkezini biraz dışında kalan ve banliyö olarak tabir edebileceğimiz bir alan. Sergiler, buradaki eski endüstriyel yapılar, garajlar ve hangarlarda gerçekleşiyor. Neredeyse bir mahalle büyüklüğündeki bu alana, tabii ki önceden birkaç sergi gözünüze kestirip gitmekte fayda var. Bir önceki günden, sergi planını ve hangi metro durağında ineceğinizi bilirseniz nokta atışı yapmış oluyorsunuz.
 
Ventura’da da kullanıcının mekana, ürüne müdahalesi ile gelişen süreci öven sergiler hakim, ki bu da aslında son yıllarda tasarımcıların sıklıkla yaptığı şeyler. Bu süreç, birbirini tekrar eden ve bazen de gereksiz içerikler üretse de, içlerinden takdir edilesi birkaç projeden bahsetmek istiyorum.
 
 
Özellikle ne zamandır peşinde olduğum Jule Waibel, origami kağıt katlama sanatını kumaş, keçe ve başka materyallere uyguluyor. Bershka ile gerçekleştirmiş olduğu “25 şehre 25 elbise” projesinden sonra, katlama tekniğini keçeye de uygulayarak bu sene Milano’da ilk kez oturma ünitelerini sergiledi. 
 
 
Jule moda tasarımcısı değil, Royal College of Arts’tan mezun bir ürün tasarımcısı. Bauhaus geometrisi ve sadeliğinden etkilendiğini söylüyor. 
 
 
Lidewij Edelkoort küratörlüğünde gerçekleştirilen, geçtiğimiz sene İsrail’deki Design Museum Holon’da da açılan “Gathering” başlıklı sergi ise, içinde bulunduğumuz duruma resmin büyük tarafından bakarak, “yerel zanaattan çağdaş süreçlere” başlığı altında bir araya gelmeyi övüyor. Bir araya gelip, eski zanaat tekniklerini göz önüne çıkarmamız gerektiğini söylüyor. Katlamak, dikmek, örmek, pişirmek, kesmek, dağlamak…
 
 
Zanaat ve el işini övmekten, köklerimize dönmekten bahsederken, Edelkoort ile aynı pavyonda, CRAAFTS ile tanıştım. Özellikle bu sergiyi de görmek için yola çıkmışken, Craafts’ın bir Türk markası olduğunu öğreniyorum.
 
 
 
CRAAFTS, moda ve mobilya endüstrisine, el yapımı özel örnekler sunan bir malzeme kütüphanesi. Moda ve endüstriyel tasarımcılarla çalışan marka, her ay 20 farklı parçayı koleksiyonuna katıyor. Makreme, keçe, dantel, örgü ve tığ işlerinden oluşan koleksiyonları; aydınlatma elemanları, mobilyaların dekoratif detayları ve moda endüstrisine hitap eden her türlü aksesuar ve detayda kullanılıyor. CRAAFTS’ın kurucusu Elif Malkoçlar mimar ve şu anda dünyaca tanınan markalarla (Alexander McQueen, Dolce&Gabbana, Armani gibi) çalışıyor. Floransa, Scandicci’deki atölyelerini ziyaret etmek için söz vererek yanlarından ayrılıyorum.
 
 
Hollandalı tasarım stüdyosu Guteort’un “Hidden Beauty – Inner Skins” projesi, konsept arayışının günümüzde en açık yansıması gibi. Stüdyo, Hollanda’daki mezbahalardan temin ettikleri hayvan iç organlarını kurutma ve boyama işlemlerinden geçirip aksesuarlar tasarlamış. Bunu yaparken de stereotip estetik algımız ve güzelliği takdir etme şeklimizi değiştirebilir miyiz diye sormuşlar. Göze hitap edip, dikkat çektiler mi? Evet.
 
 
Ventura’nın girişinde ise Polonyalı tasarımcıları dünyaya tanıtma amacı ile çalışmalar yapan Culture.PL’nin sergisi “Do It Your Way!”i görebilirsiniz. Sergi, sonuca ulaşmamış ürün ve sistemleri, izleyici ile buluşturarak, izleyiciyi malzeme ve süreçle oynamaya davet ederek sonlandırmayı amaçlıyor.
 
 
Serginin sonunda ise, özellikle bu hafta için tasarlanmış posterleri görebilirsiniz. Doğu bloğu ülkesi olmanın tasarıma etkisini en açık ve etkileyici şekilde görebileceğiniz bir alan.
 
 
Malzeme ve teknik demişken, Wood Skin’den de bahsetmek gerekiyor. Wood Skin, ahşap, çeklik, alüminyum gibi malzemeleri, tekstil ile birleştirerek elastik yüzeyler, paneller oluşturuyor.
 
Lambrate’den sonra yine şehrin merkezine iniyoruz. Via Clerici üzerindeki Atelier Clerici, geçtiğimiz senede olduğu gibi bu sene de avlusunda bir enstalasyon, konferans ve sergi konseptini tekrarlamış. Clerici’nin avlusundaki Space Caviar'ın RAM House enstalasyonu ve Vitra Design Museum’um bir araya getirdiği sergi ve konferans serisi görmeye ve izlemeye değerdi.
 

 

ETİKETLER: MİLANO TASARIM HAFTASI