05 Ağustos 2013

#sosyopatlaaşk

YAZI: ZEYNEP YAPAR

Cezayir restoranın bahçesinde oturuyorum. Randevuma erken geldim, gazetemi okuyorum. Hemen yanımdaki masada üç kadın oturuyor. Üçü de 30’larının üzerinde olmalı. Yarılanmış şarap kadehlerinde koyu renk ruj izleri var; saçlara karışan eller, dalan gözler, belli ki akıllarında da soru işaretleri... Ahşap masada şarabın mezesi Facebook, Twitter ve aşk. Aklımda yazmak istediğim bu yazı olduğundan sohbetlerine bile isteye kulak kabartıyorum. İçlerinden biri öfkeli: “Biz ayrıldıktan sonra beni hemen Twitter’da unfollow etmiş, bence ezik hareket.” Bir diğeri atılıyor: “Böyle oldu bu işler. Biz ayrıldığımızda Facebook’tan şimdiye kadar ‘like’ ettiği bütün fotoğraflarımı ‘beğenmekten’ vazgeçti.”

Ülkenin 10 milyona yaklaşan Twitter kullanıcısının, 31 milyonu aşmış Facebook üyesinin birer üyesine kulak verdim. Üçüncü sandalyenin sahibinde tanıdık bir garabet var. “Ya bırakın” diyor. “Facebook’muş, Twitter’mış...” En iyi onu anlıyorum. Facebook’ta yokum, Twitter’da pasif okurum.

Türkiye, Facebook kullanım istatistiklerinde dünya genelinde yedinci, Twitter’da 12. sırada. Şimdilik. Memlekette ilişkisini sosyal medya üzerinden kuran, sosyal medya üzerinden bozan, durumun sağlamasını bu yoldan alanların sayısı her geçen gün artıyor. Geçtiğimiz Eylül ayında, ilk Twitter nikahı da memleketimiz sınırları içinde kıyıldı, hayırlı olsun. Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, sosyal medya editörü Cengizhan Çelik’le Candan Canik’in nikahını Twitter’da kıydı. Haber uluslararası basında da yer buldu. Davetlilerin bir restorana kurulan dev ekranda internet üzerinden izlediği nikah töreninde, Belediye Başkanı Kara, merasimden hemen önce Twitter’a şöyle yazdı: “Genç kardeşlerimiz ve aileleri adına hem sizlere hem Twitter üzerinden bizleri takip eden dostlara hoş geldiniz diyorum.” O güne kadar Twitter kullanmayan gelin Candan Canik’in ilk tweeti de “Evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” sorusu üzerine yazdığı “Evet” oldu. Nikah sonrası, Başkan Kara misafirlere seslendi ve nikaha dair tüm tweetleri “retweet” yapmalarını rica etti. Onlar erdi muradına takipçileri çıksın kerevetine...

Kendinden bahsetmek seks kadar zevkli

Bayılıyoruz hayatı ortada yaşamaya, kendimizi anlatmaya... Ben değil araştırmalar söylüyor. Sosyalmedya.co’nun haberine göre, WorldWideLearn’ün yayınladığı infografik şöyle diyor: İlişkileri bittiğinde insanların yüzde 52’si bunu anında sosyal medyada ilan ederken, yeni bir ilişkinin paylaşılma oranı yüzde 38. Dahası var: Harvard Üniversitesi nöroloji departmanında yapılan araştırmaya göre, Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarında kendimizden söz etmenin beyinde yarattığı etki, yemek, para ve seksin tetiklediği zevk duygusuyla aynı. Time dergisinden Matt Peckham’ın makalesine göre, araştırmayı sürdüren sinir sistemi uzmanları Jason Mitchell ve Diana Tamir, kendimizden söz etmenin ciddi bir kişisel tatmin sağladığını söylüyor. Yapılan deneylerde, gönüllülere kendileri dışında, farklı insanlar hakkında sorulan sorulara yanıt verdikleri takdirde değişen miktarlarda para ödeneceği söylenmiş. Para teşvikine rağmen, gönüllülerin birçoğu kendisi hakkında konuşmayı tercih etmiş. Beyin görüntüleme ve davranış testleri üzerinden yapılan araştırmalara göre, günlük konuşmalarımızın yaklaşık yüzde 40’ı, neler hissettiğimizi ya da düşündüğümüzü başkalarına anlatmakla geçiyor. Merak ediyorum, geri kalan yüzde 60’lık oranın ne kadarı başkalarını dinlemekle geçiyor?.. Kendimizden dem vurmayı sevdiğimiz kadar, başkalarının başına gelenle de ilgilendiğimiz aşikar. Sonuç: Büyüksün sosyal medya.

Sosyal medyada dört büyükler

Twitter, Facebook, Instagram, Foursquare. Sosyal medya çılgınlığının dört büyüğü... Whatsapp’ı da eklemek lazım. Zira söz konusu ilişkiler olduğunda başa dert açanlardan biri de o. İlişkiler adına tehlike, kişilerin bu mecraları kendini anlatmak dışında sevgilisini anlatmak, eski sevgilisini yoklamak, potansiyel sevgiliyi bulmak için kullanmasıyla gelişiyor.

Twitter’da en son kimi takip etti, kim tarafından takip edildi?
Facebook’ta en son hangi fotoğrafı beğendi, hangi fotoğrafın altına yorum yazdı, niye yazdı ki?
Instagram’a koyduğu fotoğraflar ne manaya geliyor? Onun fotolarını “like” eden bu kadın da kim?
Foursquare’de en son nerede “check in” yaptı, yanında kimler vardı?

Whatsapp’da en son ne zaman görüldü, ne kadar online kaldı? İlişkilere artık bu soruların cevaplarına bağlı olarak güveniliyor, ayrılıkları bu cevaplar belirliyor.

Köşeli aşklar platformu

Twitter’da kendini ifade etmek 140 karakterin eline bakıyor. Takip edilen ve takip eden listesi kişi hakkında çok şey söylüyor. Bir de mention etmek meselesi var. Başkalarını kendi 140 karakterine dahil edip sohbete ortak etmek, dürtmek... Beğendiği adamın tweetlerinde mention ettiği kadın, potansiyel bir tehlike, bir risk. Derhal kadının tüm tweetleri okunuyor, özgeçmiş araştırılıyor. Eğitim seviyesi ne, bekar mı, sevgilisi var mı? Akıllı mı? Sosyal medya canavarları Twitter’ı bu anlamda arama motoru olarak kullanıyor. İlişkisini henüz meşru zemine taşımamış olanlar, sevgili adayını Twitter’dan daha iyi tanıyor. Okuduğu birkaç tweetle bu adam benim olmalı kanaatine varan, tek bir tweetle işi rafa kaldıran var. Sevgili olanlar DM yani Direkt Mesajı tehlikeli buluyor. Zira konuşma bu andan itibaren özel alana taşınıyor. Sevgilisinin Twitter hesabını sırf direkt mesajlarını okumak için kırmaya çalışmak arzusu yiğitliğe sığar, sığmaz ama yapan çok. Şeytan insanın aklına bir girmeye görsün. İşini karşılıklı sağlama alıp Twitter’da tek başına hesap açmak yerine, karı-koca ya da sevgili, hesabı bir çift olarak açmaya götürenler de var. Profil fotoğrafı, elbette çiftin mutlu bir anında patlayan flaşın eseri. Twitter bu anlamda Facebook’un pabucunu dama atmış gibi görünüyor. Fakat Facebook üzerinden yaklaşan organizasyonlara katılıp katılmayacağınızı belirttiğiniz alanda tehlike çanları çalıyor. Diyelim gelecek hafta bir konser var. Facebook size etkinliği hatırlatıp katılıp katılmayacağınızı belirtmenizi istiyor. Katıl, belki ya da geri çevir seçeneklerinden birini işaretliyorsunuz.Ve asıl önemlisi, listelere tıklayıp etkinliğe kimin katılacağını görebiliyorsunuz. Yan yana gelmeye çalıştığınız hoşlandığınız adam? Ne haltlar karıştırdığını merak ettiğiniz eski sevgili? İşte fırsat!

İngiltere’deki Brunel Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma Facebook kullanıcılarının yarısı, yani yarım milyardan fazla insanın psikolojisinin, eski sevgililerini site üzerinden takip dolayısıyla risk altında olduğunu söylüyor. Facebook’u yakın arkadaşlarla iletişimi sıkı tutmak, iş arkadaşınızın yeni doğan bebeğinin fotoğraflarına bakmak için kullanıyor olsanız da, arada dayanamayıp eski sevgilinin profiline tıklıyorsunuz. Onu başka biriyle görmek, hatta sadece arkadaşlarıyla eğlenirken çekilen fotoğraflarına bakmak bile kalp ağrıtıyor.


Instagram dünyası da görsele dayalı. Kendinizi en güzel açıdan çekip fotoğrafa bir de filtre attınız mı, cillop gibi profil fotosu hazır. Sevgili/sevgili adayının Instagram hesabı dışında, ilişki/ potansiyel ilişki açısından risk grubuna girenlerin hesapları da takip altında. Eski sevgilisi, birlikte çalıştığı kadınlar, onun fotoğraflarını post etmesi muhtemel yakın arkadaşlar... Üstelik bu isimlerin birçoğu resmi olarak değil, el altından takip ediliyor. Zira takip et düğmesine dokunup tanımadığınız insanlara kendinizi açık edeceğinize, her seferinde kişinin kullanıcı adını “kullanıcı bul” hanesine girip fotoğraflarını kontrol etmek, araştırmacı olduğu kadar gururlu da bir tavır. Sevgiliniz, onun eski sevgilisinin fotoğraflarını çılgınca takip ettiğinizi bilse haliniz nice olur. “Dur bakalım fotoğrafın detaylarından mekanı çıkarabiliyor muyum” da yaygın bir Instagram sorusu. Bu platformda karşınıza çıkanlar, verinin görsel olması sebebiyle en çok acı verenler olabiliyor.

Bir arkadaşımın boşandığı kocasının yeni sevgilisini ben Instagram’dan öğrendim. İşin kötüsü sarı renkle filtrelenmiş bu fotoğrafı o da gördü: Ve evet, mutfakta artık yeni biri var.

Sosyal medya gafları

Foursquare diğerlerine göre yeni popüler olmaya başlıyor. Gittiğiniz mekandan check in yapıp, takipçilerinizle nerede olduğunuz bilgisini paylaşıyorsunuz. Her şey sizin kontrolünüz altında olduğu sürece sorun yok. Ancak siz nerede olduğunuzun bilinmesini istemediğiniz halde, bir başka Foursquare kullanıcısı “with/others” yani mekanda birlikte olunan diğer kişiler bölümüne adınızı girerse, vay halinize. Yakın bir arkadaşımın sevgilisi, ona telefondan iyi geceler öpücüğü verip uyuyacağını söyledi. O sırada beraberdik. Bir saat sonra sevgilisinin bir arkadaşı, İstanbul’un eğlence mekanlarından Cahide’de birlikte olduklarına dair Foursquare’den adını etiketledi. Bu ilk sosyal medya gafı değilmiş, şimdi ayrılar.

Bir de Whatsapp var, son zamanların çıban başı. Akıllı telefonlara yüklenebilen bu uygulama, karşıdaki kullanıcının o anda çevrimiçi olup olmadığını veya uygulamayı en son ne zaman kullandığını gösteriyor. Kişiler partnerinin ne zaman uyuyup ne zaman uyandığını buradan takip ediyor. Whatsapp’ı en son kullandığı saat üzerinden aldatılma senaryoları üretenler, sevgilisi çevrimiçi olduğunda iletişim halinde olması muhtemel şahısların da çevrimiçi olup olmadığını kontrol edip yazışıp yazışmadıklarını kestirmeye çalışanlar... “Typing...” yani “yazıyor...” kimileri için ne çok şey ifade ediyor.

Bize ne oldu? Hep mi güvensizdik, sonradan mı olduk... Elini veren kolunu kaptırıyor, baksanıza... Varsın garabet susanda olsun.

-Zeynep Yapar

Fotoğraf: Ferran Traite Soler / Getty Images

Kasım 2012

ETİKETLER: SOSYAL MEDYA , TATİLOKUMASI