30 Eylül 2017

Sindirim Sisteminizi Üzmeyin

YAZI: DİLARA KOÇAK

yoğurt

Fotoğraf: Daniel Hurst Photography / Getty Images

Hemen hemen herkes hayatının bir döneminde sindirim sistemi şikayeti yaşamıştır. Karın ağırsı, karında hassasiyet, şişkinlik, gaz, ishal gibi şikayetler sebebiyle kendinizi umutsuz, sıkıntılı, üzgün ve depresif hissettiğiniz oldu mu? Yakınınızda tuvalet olmadığında strese girdiğiniz ya da günlük programınızı bağırsaklarınızın durumuna göre planladığınız oluyor mu?

Bu tablolar size de bir yerden tanıdık geldiyse endişelenmeyin, yalnız değilsiniz. Sindirim sistemi şikayetleri toplumda kadınlarda daha fazla sıklıkta görülüyor ve maalesef kronik seyredebiliyor. Şikayetlerin bir çoğu günlük yaşam kalitesini oldukça etkileyen sorunlar. Hatta araştırmalar, sindirim sistemi şikayetlerinin günlük yaşam kalitesini diyabetten bile daha çok etkileyebileceğini söylüyor. Yani sindirim sisteminiz rahat ve mutluysa aslında sizde rahat mutlusunuz diyebiliriz.

Bağırsaklarımız vücudumuzdaki hücre sayısından bakteri içeriyor. Eğer iyiler kötülere oranla çoğunluktaysa bu iyi bir mikrofloraya sahip olduğumuz anlamına geliyor. Sağlıklı bir mikroflora aslında anne karnındayken başlıyor. Annenin beslenmesi bile bebeğin mikroflorasını etkileyebiliyor. Sezaryen yerine normal doğumu tercih etmek, anne sütü ile beslenmek olumlu anlamda etkiliyor. İlerleyen yaşlarda da sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak hatta evde bir hayvan beslemek bile mikrofloramız için önemli faydalar gösteriyor. Gereksiz antibiyotik kullanımının faydalı bakterileri ciddi anlamda olumsuz etkilediğini de lütfen unutmayın.

Probiyotikler son zamanların en çok konuşulan konuları ve hepimizin bildiği gibi sindirim sistemi için oldukça faydalı. Bağırsakta yaşayan dost bakteriler dediğimiz bu bakteriler sindirim sistemi şikayetlerini azaltabiliyor. Ama her probiyotik her şikayete iyi gelmeyebiliyor, bunun için iyi araştırıp hekim kontrolünde doğru takviyeyi almak önemli. Son dönemde şikayetin çeşidine göre özel takviyeler de çıkmaya başladı. Probiyotik takviyelerinin etki gösterebilmesi için minimum 4 hafta kullanmak gerekiyor. Duruma göre süre uzatılabiliyor, ara verilip tekrar başlanabiliyor.

Elbette beslenmeyi de probiyotik açıdan desteklemek mümkün. Yoğurt, kefir, turşu gibi besinler doğal probiyotiklerdir. Bir de prebiyotikler var yani probiyotiklerin çoğalmasını sağlayan ve faydasını artıran besinler. Yer elması, pırasa, soğan, bamya, enginar, kereviz, sarımsak, kuşkonmaz, gibi sebzeler, kuru baklagiller, tam tahıllar, yağlı tohumlar prebiyotik besinlerdir.

ETİKETLER: PROBİYOTİK , SAĞLIK , DİLARA KOÇAK , SİNDİRİM SİSTEMİ