Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Arkadaş buluşmalarında aç oturanlar; menülerini yenileyen restoranlar; zayıflayıp sevgilisinden ayrılanlar; beden olumlama hareketinden ardına bakmadan uzaklaşanlar... GLP-1 türevleri günümüz yaşamında daha neler değiştirecek?
Malum, son zamanlarda, enjeksiyonlarla birkaç ay içinde tığ gibi incelen bir tanıdığınız vardır mutlaka. Belki de bir başkası için o tanıdık, sizsiniz. GLP-1 kısaltması altında toplanan Ozempic, Mounjaro, Zepbound, Wegovy gibi özünde diyabet, sözünde zayıflama iğneleri 2000’lerin ortalarında geliştirildi. Sağlıklı bir vücutta doğal olarak salgılanan ve kan şekerini düzenleyen GLP-1 hormonunun etkilerini taklit etmek üzere tasarlanmışlardı: Kan şekerini düzenlemekle beraber midenin boşalmasını ve açlık hissinin kendini gösterme sürecini yavaşlatıyor, beyindeki tokluk sinyallerini güçlendiriyorlardı. Buraya kadar her şey tıbbi, ölçülü ve harika!
Ozempic’in diyabet tedavisinde kullanımının onay alması, 2017 yılını buldu. Ardından daha yüksek dozlu versiyonların obezite tedavisi için kullanımı gündeme geldi ve senaryo beklenmedik bir yere gitti: Diyabet sorunu yaşayanlar ve yaşamayanlar, obez sınıfına girenler ve girmeyenler, 25 ya da beş kilo vermek isteyenler... İhtiyacı olan-olmayan herkes, fazla kilolarla mücadelede mucizevi bir seçenek olarak GLP-1 ilaçlarını keşfetmişti. “Bir ayda şu kadar kilo” başlıklı reel’lar, ödül sezonu öncesi dramatik incelmeler, Ozempic Era manşetleri, “çok kilo vermiş, ama Ozempic ile” dedikoduları... Küçük bir molekül, eczane raflarından girls nightout’a, kırmızı halıya, sosyal medyaya, dolayısıyla popüler kültürün merkezine bomba gibi düştü. Bütün bunlar olurken ilk düşündüğüm şuydu: Beden olumlama hareketi bitti mi? Fazla kilolardan kurtulmanın hızlı, çabasız ve etkili bir yolunu bulduğumuz anda, her bedeni olduğu gibi sevmekten vaz mı geçmiştik? Kıvrım romantizmine riyakarca sırt mı çevirecektik? Kulağa biraz çelişkili gelmiyor mu? “Kalçaları geri getiriyorum, gidin o zayıf kızlara söyleyin” dediği şarkı sözleri ve özgüvenle sahip çıktığı balık etli vücuduyla tanıdığımız Meghan Trainor’ın, The Beauty’de yeni fit bedenini sergilediği günleri gördüğümüze göre, evet, vazgeçtik. Barışık olduğunu düşündüğümüz kıvrımlarından jet hızıyla kurtulan tek isim Trainor değil. En büyük şoku göğsünü gere gere zayıflama enjeksiyonlarına başvurduğunu açıklayan dünyaca ünlü tenisçi Serena Williams ile yaşasak da Amy Schumer, Kelly Clarkson, Oprah Winfrey, Kathy Bates gibi, bedeniyle barışıklığını örnek aldığımız pek çok ünlü kadın GLP-1 türevleriyle zayıfladığını dürüstçe paylaştı. Öte yanda dramatik dönüşümü şaibeli bir grup da var. Örneğin Adele ve Lana Del Rey. Yalnızca kadın celebrity’ler değil erkekler de kilo sorunu için ilaçlara başvuruyordu. James Corden’dan tutun Tracy Morgan’a, Google aramalarının verdiği sonuçlar uzuyor. GLP-1’lar rap sanatçısı Fat Joe’yu bile zayıflattı.
Kimileri için mesele tartıda gördüğü rakamlarla sınırlı değil. Bedeni değişenler aynadaki görüntülerinin yanı sıra sosyal konumunu, özgüvenini ve ilişki durumunu yeniden tanımlama eğiliminde. İlişki uzmanları, psikoterapistler Ozempic’in ayırdığı çiftlerden söz ediyor. Ozempic ayrılıkları iki türlü yaşanıyor: “Zayıfladım ve artık senden daha iyisini hak ediyorum” ayrılıkları ve partnerin adaptasyon zorluğu yaşamasına bağlı ayrılıklar.
Washington Üniversitesi’nden sosyoloji profesörü Pepper Schwartz, görünüş ve kimliğin örülü bir yapıda olduğunu hatırlatıyor. “Görünüşünüz başka biri gibi hissedeceğiniz kadar değiştiğinde, kimliğiniz de değişmeye başlıyor.” Çocukluğundan beri obeziteden mustarip Jason Wnuk’un boşanmayla noktalanan, 36 kilo kaybettiği Mounjaro hikayesi buna örnek. Eşiyle 20 yaşında tanışan Wnuk, uzun yıllar sağlığından endişelenen eşinden 25 yıllık birlikteliğin ardından boşanmış. “Farklı noktalarda olduğunuzu fark ettiğinizde, bir şeylerin zamanının geldiğini anlıyorsunuz” diye açıklıyor boşanma nedenini. Eşine göre ise Wnuk artık aynı adam değil ve bu ilişkideki uyumu zorlaştırmış. İlk kategorideki ayrılıklar, uyumsuzluğun duygusal, kimliksel boyutunda yaşanıyor.
Partnerlerin adaptasyon sorununa bağlı GLP-1 ayrılıkları ise geçmiş yılların bariyatrik boşanmalarını anımsatıyor. GLP-1 kullanımı beraberinde daha az dışarı çıkmayı; daha az partilemeyi, değişen yeme alışkanlıklarını; kimileri için sert spor rutinlerini getiriyor ve yaşam faaliyetleri boyutunda bir uyumsuzluk başlıyor. Gece yarısı atıştırmalıkları, dışarıdan pizza sipariş edilen miskin akşamlar rafa kalkıyor; doğum günü pastaları reddediliyor, kutlamaların tadı kaçıyor, yemeğin neşe veren tarafı masadan kalkıyor.
Ayırdığı çiftler gibi, yeniden bir araya getirdikleri de var GLP-1 ilaçlarının. ZipHealth’in Ozempic ve Mounjaro gibi enjeksiyonlara başvuran bin kişiyle yürüttüğü bir anketin sonuçları, beş kişiden birinin DM kutusunda eski sevgililer ya da eşlerden gelen mesajlar olduğunu gösteriyor. Zayıfladığınız için DM’inize düşen toksik eski sevgilinizle barışıp barışmama kararınızı, GLP-1 değişiminizin kimliksel boyutu belirliyor. Peki ya yeni date’ler; uzaktan beğendiğiniz potansiyel kadınlar veya erkekler? Yan etkilerin gecenin sonunda nahoş bir sürpriz yapmayacağından emin olabiliyorsanız, o date’e çıkabilir, o masaya oturabilirsiniz elbette. Ozempic çağında romantizmi kovalarken kaloriler ve farmakolojiyi de hesaba katmak gerekiyor.
İlişki ve date masaları kadar, arkadaş buluşmaları hatta restoran endüstrisi de etkileniyor bu ilaçlardan. Yemeğin biyolojik işlevinin yanı sıra sosyal bir işlevi de olduğunu yadsıyamayız. Ancak GLP-1 çağında hem masalar özelinde hem de restoranlar genelinde dinamik değişiyor. Kimsenin kalori saymadığı, cheat day ilan ettiği kalabalık arkadaş masalarında “Ben yemeyeceğim” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Paylaşımlı tabak kültürü azaldıkça restoran sahnesi de ortama ayak uyduruyor. Bundan birkaç yıl sonra favori mekanınızda, kocaman sepetiyle gelen trüflü patates kızartmanızı sipariş edebilecek misiniz, emin değilim. Alyson Krueger, The New York Times için kaleme aldığı yazısında, hepsi GLP-1 kullanıcısı arkadaşlarıyla gittiği Soothr adlı Thai restoranında, masada yemek yiyen tek kişi olduğunu fark eden avukat Michael Foote’un deneyimini aktarıyor. “Dünyanın yemeğini sipariş etmiş, hepsini paylaşıyorduk. Ben lokmaları ardı ardına yuvarlarken bütün arkadaşlarımın bebekler gibi kemirdiğini fark ettim.” Kullanıcılardan gelen yaygın geribildirimler, GLP-1 ilaçlarının açlık hissini günden güne hafiflettiği; yemek yedikleri nadir durumlarda da birkaç lokmayla büyük bir tokluk hissi yaşadıkları yönünde. Foote gibilerine göre ise bu, arkadaşlar arasındaki grup dinamiğini baştan aşağı değiştiren bir durum. GLP-1 kullanıcılarına nasıl bir ayrıklık sergilemek istediklerini sormak işten değil; buluşmayı küçük porsiyonlu restoranlardan birinde yapmak için ısrarcı olmayı mı, yoksa masanın tok kedisi mi olmayı tercih ederdiniz? Görünüşe göre dönüşüm, restoran sahipleri ve şeflerin de radarına takılmış durumda. Londra’nın devasa ıstakoz ve ördek porsiyonlarıyla bilinen restoranı Otto’nun GLP-1 ilaçlarıyla zayıflama sürecine giren sahibi Tepassé, fine-dining konseptini ortama adapte etmeye koyuluyor. Restoran şimdilerde “lükse yine sahip olacaksınız, ama küçük porsiyonlarla” felsefesiyle exquisite bites kategorisi altında topladığı tabaklar sunuyor. Medium yazarı Akira Brwn, Londralı GLP-1 kullanıcıları için özel bir tadım menüsü tanıtan bir fine-dining restoranında almış soluğu. Ozempic kullandığından değil merakından. “Altı tabak. 350 pound. Ağzının tadını bilse de artık geleneksel porsiyonları tüketemeyenlere göre tasarlanmış.” Anlayacağınız, yeni bir tüketim estetiğiyle de tanışıyoruz. Estetik deyince, başına Ozempic eklenen farklı tamlamalar da geliyor akla: Ozempic yüzü, Ozempic elleri,Ozempic ayakları hatta Ozempic poposu... GLP-1 agonistleri ilişkiler ve yeme içme alanlarında olduğu kadar plastik cerrahi pratiğinde de yeni bir talep doğuruyor.
Günümüzün 90’lar nostaljisi, zayıflığa duyulan arzuyla el ele yayılıyor; ancak o yılların çok eleştirilen heroin chic’i yerini Ozempic chic’e bırakmış durumda. Hangisi daha iyi ya da kötü, bilinmez. Ancak kullanıcıların çoğu için GLP-1 tedavilerine harcanan büyük meblağlar karşılığında değişen, incelen siluetler, bedende bazı rötuşlar gerektiriyor. Sosyal medyada Ozempic face olarak adlandırılan, hızlı kilo kaybına bağlı yüz çökmesi, hacim ve gerginlik taleplerini artırıyor. Tıpkı yukarıdaki restoranlar gibi, estetik klinikleri de adaptasyon sürecine çoktan girmiş. Kilo kaybıyla ellerin üstünde belirginleşen damarlar, hacim kaybeden kalçalar, sarkan çene hattı için çözümler sunuluyor. Dolayısıyla yıllarca hasretle Instagram’daki fit vücutları inceledikten sonra girdiğiniz enjeksiyon süreciyle ideal bedene kavuştuğunuzda,toparlanma sırası yüzünüze geliyor.
Konu kilo hesabından öte bir yere gidiyor. Girdiğimiz bu yeni çağ, sezonluk trendler kadar gelip geçici değil. Alışkanlıklarımız, romantik ilişkilerimiz, arkadaşlıklarımız; restoranlar, spor salonları ve gündelik yaşama dair hemen her şey temelinden değişime uğruyor. Egzersiz ve doğru beslenmeyle kilo vermenin ne kadar zor, uzun ve sabırgerektiren bir süreç olduğu fikrini yeniden değerlendirmek ister misiniz? Yaşamı baştan aşağıya yeniden tasarlamak sizce de daha zor değil mi?

