Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Oscar ödüllü oyunculardan Grammy sahibi müzisyenlere ve dünya şampiyonu sporculara kadar birçok ünlü isim, misafirperverlik anlayışını lüks otellere taşıyor. Robert De Niro, Francis Ford Coppola, Andy Murray ve daha birçok ismin imzasını taşıyan, dünyanın en özel otellerini keşfedin.
Lüks oteller yalnızca konaklanacak yerler değil; kimi zaman bir yaşam tarzının, kimi zaman da kişisel bir hikayenin yansıması. Son yıllarda birçok ünlü isim, oyunculuktan, müzikten ya da spordan kazandığı başarıyı dünyanın farklı köşelerinde açtıkları otellerle, bambaşka bir alana taşıyor. Kimi tarihî bir malikaneyi yeniden hayata döndürüyor, kimi çocukluğunun geçtiği kasabayı canlandırıyor, kimi ise yıllardır ilham aldığı destinasyonda kendi misafirperverlik anlayışını hayata geçiriyor. Eğer bir sonraki seyahatinizde biraz Hollywood, biraz spor kültürü ve bolca yıldız ışıltısı olsun istiyorsanız, rotanıza bu ünlü imzası taşıyan otelleri ekleyebilirsiniz.

Robert De Niro’nun Tribeca’nın dönüşümünde önemli rol oynayan projelerinden biri olan The Greenwich Hotel, klasik bir şehir otelinden çok, New York’ta yaşayan şık bir dostunuzun evinde kalıyormuş hissi yaratıyor. Yalnızca 88 oda ve süitten oluşan butik otelin hiçbir odası birbirinin aynısı değil; Tibet ipek halıları, İngiliz deri mobilyaları, el yapımı ahşap detaylar ve dünyanın farklı köşelerinden seçilen antikalar sıcak bir atmosfer yaratıyor. Misafirlere özel hizmet veren Shibui Spa’nın 250 yıllık Japon bambu çatısı altında konumlanan kapalı havuzu ise otelin en ikonik alanlarından biri. Ünlü İtalyan restoranı Locanda Verde ve yalnızca konuklara açık ortak yaşam alanları sayesinde The Greenwich Hotel, Hollywood yıldızlarının New York’taki favori adreslerinden biri olmayı sürdürüyor.

Francis Ford Coppola’nın dedesinin doğduğu İtalyan kasabası Bernalda’da bulunan Palazzo Margherita, yönetmenin köklerine duyduğu bağlılığın en zarif yansımalarından biri. 19. yüzyıldan kalma tarihî saray, Fransız tasarımcı Jacques Grange’ın dokunuşuyla, yalnızca dokuz oda ve süitten oluşan lüks bir butik otele dönüştürüldü. Fresklerle bezeli tavanlar, avlular, palmiyelerle çevrili yüzme havuzu ve el yapımı İtalyan detayları, misafirlere bir film setindeymiş gibi hissettiriyor. Akşamları avluda düzenlenen açık hava film gösterimleri ve ev yapımı İtalyan lezzetleri ise Coppola’nın sinema ve gastronomi tutkusunu aynı çatı altında buluşturuyor.

1986 yılında Clint Eastwood tarafından satın alınan Mission Ranch, yıkılma tehlikesi altındaki tarihî bir çiftliği yeniden hayata kazandıran tutku projelerinden biri. Carmel-by-the-Sea’de 22 dönümlük geniş bir araziye yayılan otel; okyanus manzarası, koyunların otladığı yemyeşil çayırları ve şömineli odalarıyla Kaliforniya’nın en karakteristik konaklama deneyimlerinden birini sunuyor. Rustik mimari korunurken modern konforla yenilenen odalar, sakin atmosferi ve gün batımında Pasifik’i izleyebileceğiniz restoranıyla Hollywood ihtişamından uzak, zamansız bir lüks anlayışı benimsiyor.

İskoç tenis yıldızı Andy Murray ve eşi Kim Murray tarafından restore edilen Cromlix, 19. yüzyıldan kalma Viktorya dönemi bir malikanede hizmet veriyor. Geniş ormanlık alanlar, göletler ve bakımlı bahçelerle çevrili otelde yalnızca sınırlı sayıda oda bulunuyor. İskoç kırsalının dingin atmosferini çağdaş lüksle buluşturan Cromlix’te tenis kortları, şömineli salonlar, geleneksel akşamüzeri çay deneyimi ve yerel malzemelerle hazırlanan gurme menüler öne çıkıyor. Murray’nin Wimbledon sevgisine gönderme yapan tenis kortu ise otelin en dikkat çekici detaylarından.

Island Records’un kurucusu Chris Blackwell tarafından turizme kazandırılan GoldenEye, yalnızca lüks bir resort değil, aynı zamanda James Bond tarihinin de önemli duraklarından biri. Ian Fleming’in Bond romanlarını kaleme aldığı tarihî evin merkezinde yer aldığı tesis; Karayip Denizi ile turkuaz lagün arasında konumlanan villaları, plaj kulübü, spa’sı ve su sporlarıyla doğayla iç içe bir kaçış sunuyor. Ahşap villalar, tropik bahçeler ve Jamaika’nın gevşeten yaşam tarzını yansıtan atmosferi sayesinde GoldenEye, gösterişli lüksten çok rafine bir ada yaşamını deneyimlemek isteyenlerin favorileri arasında yer alıyor.

Grammy ödüllü çift Gloria ve Emilio Estefan’ın sahibi olduğu Costa d’Este Beach Resort, Florida’nın Vero Beach kıyısında okyanusa sıfır konumuyla dikkat çekiyor. Otel, Miami Modern mimarisinden ilham alan tasarımı, palmiyelerle çevrili sonsuzluk havuzu ve deniz manzaralı odalarıyla rahat ama sofistike bir tatil atmosferi yaratıyor. Tam donanımlı spa, okyanus kıyısındaki restoranı, paddle board ve kano gibi aktiviteleriyle yalnızca dinlenmek isteyenlere değil, aktif bir tatil planlayanlara da hitap ediyor. Otelin dekorasyonunda Estefan çiftinin Latin köklerinden ilham alan sıcak ve enerjik dokunuşlar hissediliyor.


