Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Farklı destinasyonları mesken tutan filmler, diziler ve defileler 2026 yazında bavul hazırlama isteğini ekranlardan sokaklara taşıyan yeni bir seyahat rehberi yazıyor.
Bavulumuzun fermuarını kapatmadan önce ekranlara bakıyoruz artık: Bir film karesi, bir dizi sahnesi ya da bir defile podyumu seyahat hayallerimizi şekillendiriyor; izlediğimiz yapımlar, takip ettiğimiz akımlar, Instagram akışları yaşamak istediğimiz hayatların provasına dönüşüyor. Seyahat şirketlerinin alışıldık rotalarına bel bağlamaktansa, adını belki de hiç duymadığımız ama ekranlarda görüp atmosferini duyumsadığımız, yaşam kültürü hakkında meraka kapıldığımız destinasyonlar çiziyor yol haritamızı. Bünyelerimize yüklenen yaz dinamizmiyle birlikte ekranlardan taşıp Taormina’nın dar sokaklarından Provence’taki lavanta tarlalarına ve Dolomitler’in eteklerine uzanan haritamızdan ilham almanın tam vakti.
Simon Porte Jacquemus için podyum, hiçbir zaman yalnızca kıyafetlerin sergilendiği bir alan olmadı. Markanın defileleri, son yıllarda moda dünyasının en güçlü seyahat karelerine dönüştü. Provence’taki lavanta tarlalarına kurulan pembe podyumdan Camargue’un tuz düzlüklerine, Capri’deki Casa Malaparte’dan Versailles Sarayı’na sıradışı mekan seçimleri, şovların kendisi kadar konuşuldu. Markanın 2026’daki son defilesi ise Paris’teki Picasso Müzesi’nde gerçekleşti.
Bir dizinin seyahat alışkanlıklarını değiştirebileceğini kanıtlayan yapımlardan biri şüphesiz The White Lotus. İlk sezonuyla Hawaii’yi, ikinci sezonuyla Sicilya’nın Taormina kasabasını ve üçüncü sezonuyla Tayland’ı gündeme taşıyan dizi, geçtiği destinasyonları kısa sürede arzu nesnesine dönüştürdü. Özellikle Sicilya’daki San Domenico Palace’tan Taormina’nın dar sokaklarına pek çok mekan, dizinin ardından ziyaretçi akınına uğradı. Şimdi ise gözler, 2026’da Fransız Rivierası’na taşınması beklenen yeni sezonda. Cannes, Saint-Tropez ve Monaco hattında geçeceği konuşulan hikaye, Côte d’Azur’u şimdiden rotalarınız arasına eklemenin işaretlerini veriyor. Çünkü The White Lotus, yalnızca yeni bir adres değil her sezon yeni bir tatil hayali satıyor.

The Four Seasons, adından da anlaşılacağı gibi, her iki bölümde bir mevsim değiştiriyor ve izleyicileri yeni bir bavul hazırlamaya davet ediyor. Vivaldi’nin besteleri eşliğinde ilerleyen hikaye, ilk sezonunda çoğunlukla New York eyaletinin göl evleri ve kırsal manzaraları arasında dolaşırken, ilkbaharda kısa bir Puerto Rico kaçamağı yaptı. Mayısta Netflix’te yayımlanan ikinci sezonda ise rotanın bir bölümü Dolomitler’in eteklerindeki Trento’ya uzanıyor. Böylece dizi, Hawaii ya da Sicilya kadar göz önünde olmayan destinasyonları uzun hafta sonları, dostlarla paylaşılan sofralar ve mevsimlerin ritmine göre şekillenen kaçamaklarla yeniden çekici hale getirmeyi başarıyor.
Yaz güneşinin altında erime fikri size göre değilse, yüzünüzü biraz daha kuzeye çevirebilirsiniz. Beşinci ve final sezonuyla ekranlara veda etmek için dönüş yapan The Bear, son birkaç yıldır Chicago’yu hem gastronomi meraklılarının hem de lezzetli yemekler etrafında şekillenen şehir deneyimlerinin peşinden gidenlerin radarına taşıdı. Carmy Berzatto’nun kurduğu Michelin yıldızı hayali kadar şehrin enerjisi, mahalle kültürü ve bitmek bilmeyen yeme içme sahneleri de hikayenin ayrılmaz bir parçası. Sonuç mu? Chicago artık dönüş uçağını erteletme ihtimali olan, zamansız bir kaçamak fikri.
Christopher Nolan’ın 17 Temmuz’da vizyona girecek The Odyssey uyarlaması, fragmanıyla bile Akdeniz’in en büyüleyici köşelerine dair hayaller kurdurmaya başladı. Yönetmenin dijital efektler yerine gerçek manzaralara olan bağlılığı sayesinde film, Yunanistan’ın Peloponnese kıyılarından Sicilya açıklarındaki Aeolian ve Aegadian adalarına uzanan etkileyici bir rota izliyor. Voidokoilia Plajı’nın üzerindeki Nestor Mağarası, turkuaz koylar ve antik kalıntılar, Odysseus’un eve dönüş hikayesine eşlik ederken; Favignana ve çevresindeki volkanik adalar, yüzyıllardır anlatılan mitlerin hâlâ canlı olduğu hissini uyandırıyor. Matt Damon, Zendaya, Tom Holland, Anne Hathaway ve Robert Pattinson’dan oluşan oyuncu kadrosuyla dikkat çeken yapım, aynı zamanda yeni nesil Akdeniz seyahatlerine ilham veren sinematografik bir rota.


