Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


“2026 Yılın Tasarımcısı” seçilen Harry Nuriev, ofis koltuklarına haute couture giydiriyor, kurumsal toplantı odalarını pembeye boyuyor, eski kıyafetleri mobilyaya dönüştürüyor. Paris'te konuştuğumuz ünlü mimar, ilgi çeken tasarım felsefesini Vogue Man’e anlattı.
Bir ofis koltuğu haute couture giyebilir mi? Lüks bir avize sıradan aksesuarlarla yeniden kimlik bulabilir mi? Harry Nuriev için evet. Prestijli tasarım ve dekorasyon fuarı Maison & Objet tarafından “2026 Yılın Tasarımcısı” seçilen Nuriev, bugün sektörün dikkatle izlediği isimlerden biri. Çalışmaları ve projeleriyle Balenciaga, Nike, Gucci, Baccarat, Jimmy Choo, Delvaux, Valentino gibi büyük markalar ve modaevleri arasında özgürce dolaşıyor. Çalışmaları, sanat, işlevsellik ve minimalist bir estetiği bir araya getiriyor ve genellikle cesur bir monokrom paletin etrafında hayat buluyor.

Rusya’da doğan, Crosby Studios’u kurduktan sonra Paris ve New York’ta yaşayan ödüllü tasarımcı, 2018’de Art Basel Miami’deki The Office sergisiyle uluslararası ölçekte dikkat çekti. Tekerlekli bir ofis koltuğunu beyaz dantel ve Balenciaga logosuyla kapladı. Ofis estetiğinin yeniden ele alınmasını sağladı. Klasik mekanlara pembe rengi soktu. Moda dünyasındaki dinamizmi iç mekanlara taşıdı. Raf Simons’un defilelerinden ilhamla neon yeşil gibi alışılmadık renkleri iç mimaride görünür kıldı. Nesnelere bakışımızı değiştirmek istediği hep belliydi. Hedefi izleyiciye hem “çok tanıdık” hem de “bunu daha önce görmedim” diyebilecekleri deneyimler yaşatmaktı. Pratiğinin adı “transformizm”di. Fransızcada “dönüşüm” fikrinden beslenen bu kelimeyi kendi yaklaşımını tanımlayan bir kavrama dönüştürdü. Renklere olan keskin bakış açısı, onu iç mekan tasarımı dünyasında başarıyı yakalayan az sayıdaki Rus tasarımcıdan biri yaptı. Eserleri, Bauhaus, 80’ler Art Deco ve İskandinav orta yüzyıl tarzlarının bir karışımını sunuyordu. İncelikli ama belirgin Rus dokunuşu, canlı renklerle hayat bulan eserlerini öne çıkarıyordu. Sıradışı çalışmalarıyla ilgili olarak “Ben her zaman alternatif bir dünya yaratmaya çalıştım” derken farklı olmaktan korkmadığının altını çiziyordu. Vogue Man için Paris’te konuştuğumuz Harry Nuriev, özellikle tasarımda transformasyon konusundaki görüşlerini paylaşırken, hiçbir zaman yeninin peşinde olmadığını bir kez daha belirtti. Zira o sadece mevcut olanı dönüştürüyor, gözden kaçanı görünür kılıyor ve onlara yeni bir anlam kazandırıyor.

Paris, Le Bon Marché'deki Rock’n Drôle sergisi için müzik objelerinden hazırlanan bir çalışma.
Projeleri ölçeklerine göre ayırmıyorum. Hepsini tek ve kesintisiz bir araştırma olarak ele alıyorum. Stüdyom; mimarlık, moda, objeler ve sergilerin aynı anda geliştiği bir laboratuvar gibi çalışıyor. Tempo yoğun, ama yöntem basit: Önce sezgi, sonra yapılandırma.
Uyuma değil gerilime inanıyorum. Moda ve iç mekanlar birbirine meydan okumalı. Konsept bir kıyafetin geleneksel bir kanepenin yanında durması bir rahatsızlık yaratır ve bu rahatsızlık üretkendir. Tasarımı ileriye taşır.
Kimileri trendleri takip eder. Benim için tutumlar önemli. Tasarımcıların kimliği, malzemeleri ve bağlamı nasıl sorguladıklarına bakıyorum. Kıyafetin, bedenden çıkarıldığında ve mekanda nasıl davrandığıyla ilgileniyorum.
Çünkü dünya zaten böyle objelerle dolu. Daha fazlasını yaratmak her zaman gerekli değil. Mevcut olanı dönüştürmek, gizli değeri ortaya çıkarıyor. Bu, dikkatle, başkalarının göz ardı ettiklerini fark etmekle ilgili.
Geri dönüşüm teknik bir işlem. Transformizm ise kültürel. Malzemeyi yeniden kullanmaktan çok anlamını yeniden düşünmeliyiz. Transformizm, bir özen göstergesi.
Algıyı değiştirmek için. Konfor, psikolojik bir kavramdır, malzemeyle ilgisi yoktur.
Evet. Çünkü iç mekanlar, tıpkı kıyafetler gibi kimliğimizi
yansıtıyor. Nasıl görünmek istediğimizi ve kendimizi nasıl
gördüğümüzü ifade ediyorlar.
Ben görsel olarak yoğun ortamlar tasarlıyorum. Onları fotoğraflama isteği doğal bir tepki, bir deneyimin kaydı aslında. Bir projeye başlarken, tasarımın temel yönünü belirleyen dominant bir kararla başlıyorum. Bu, mekanın duygusalatmosferini belirleyen güçlü bir karar oluyor; renk, malzeme veya obje olabilir. Diğer tüm unsurlar bunun etrafında şekilleniyor.

Café Nuances, Paris, 2025
İşte bu, inovasyonun gerçekleştiği yerdir. Günümüzde tasarım tek başına var olamaz. Moda, mimarlık, sanat ve teknoloji sürekli olarak birbirini etkiliyor.
Odak, estetikten anlatıya kayıyor. Objeler artık sadece işlevsel değil aynı zamanda hikayeler, değerler ve duruşlar taşıyor.
Hayır, daha çok değerle ilgili bir duruş. “Sıradan” kabul ettiklerimiz algı değiştiğinde lüks haline gelebilir.
Gerilim yaratarak. Değerli ve gündelik unsurları karıştırmak, markanın kimliğini kaybetmeden yeni anlamlar ortaya çıkarıyor. Ve bu durum markanın mirasına saygı gösterirken sınırlarını sorguluyor. Gerçek lüks, meydan okumaya dayanabilir.
Kapak Fotoğrafı: Flower Room adlı bir günlük sergi, çiçek tasarım şirketi Flover X Crosby Studios, 2025, New York