Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sanat ve moda tasarımının iç içe geçerek birbirini en çok etkilediği dönemlerden 1990’lara odaklanan The 90s: Art and Fashion sergisi, efsanevi moda insanı Edward Enninful küratörlüğünde Tate Britain galerilerinde.
Moda tarihindeki gelişmeler, üst üste eklenerek günümüze uzanan tasarım külliyatını oluştururken her tarihsel kırılma kendine özgü bir kimlikle öne çıkıyor. 1990’lar da İngiltere’de genç yeteneklerin gerçekçi, mükemmeliyetçilikten uzak hatta kusurları yüze vuran, cesur ve bireysel üretimleriyle karakterize bir dönemdi. Bu dönemde 20’lerine dahi geçiş yapmamış tutkulu gençlerin bulunduğu asi nesil, çeşitlilik içeren üretimleri ve DIY (do-it-yourself) yaklaşımlarıyla bağımsızlıklarını ilan ederek grunge kültürünü besliyor, kendi estetik anlayışlarıyla bir çeşit anti-moda ekosistemi yaratıyorlardı. Bunların başında, Vogue Britain’ın eski yayın yönetmeni ve moda dünyasının efsanevi ismi Edward Enninful yer alıyor. The 90s: Art and Fashion sergisinin küratörlüğünü üstlenen Enninful, 1991’de henüz 18 yaşındayken i-D dergisinin moda direktörü olarak Londra merkezli bu dönüşüme başrolde katkı sağlıyordu. Ona göre 1990’lar derin kültürel dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdi. “Siyasi, teknolojik ve toplumsal değişimlerin şekillendirdiği bu on yıl; sanatın, modanın ve imajın kamusal alandaki yerini ve işleyişini yeniden tanımladı. Özellikle Londra’da bu dönüşüm çok daha yoğun hissediliyordu. Şehir henüz bugünkü küresel ve cilalı kimliğine kavuşmamıştı; daha ham, daha kırılgan ve sürekli kendini yeniden icat etmeye açık bir yerdi. Tüm bunların altında ise oyunu ve deneyselliği besleyen canlı bir ruh yatıyordu” diye açıklıyor Enninful 90’ları.

Naomi Campbell, Vivienne Westwood 1994 Sonbahar/Kış “On Liberty” defilesinde. Guy Marineau, Vogue
Yeni bir yaratıcı dilin filizlendiği, daha kapsayıcı ve çoğulcu bir kültürel ortam palazlanırken, diğer yandan teknolojik gelişmeler kitle iletişimini ve ortaya çıkan ürünlerin dolaşımını hızlandırıyor, moda ve sanat kendi müştereklerinde köprüler inşa ediyordu. “Londra’da bu etkileşim, herkesin birbirine yakın olması sayesinde daha da hız kazanıyordu. Fotoğrafçılar, stilistler, sanatçılar ve tasarımcılar, iç içe geçmiş sosyal ve yaratıcı çevrelerin içinde birlikte üretiyor, birbirlerinden besleniyordu. Damien Hirst formaldehit dolu tanklara köpekbalıkları yerleştirirken, Vivienne Westwood moda düzenini ilmek ilmek sökmeyi sürdürüyordu. Kate Moss ve Nick Knight’la sabah başlayan bir çekim günü, akşam Soho’daki bir kulüpte son bulabiliyor; Alexander McQueen de çoğu zaman bu kalabalığın bir parçası oluyordu.”
The 90s: Art and Fashion sergisinin amacı yakın geçmişte belli bir döneme odaklanarak bu dönemin günümüzdeki sanat ve moda anlayışını nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sermek. Sergi, zamanının en popüler ve aykırı mecmuaları i-D ve Dazed and Confused gibi mecralara bakarak bu yayınlarda yer alan görsel ve yazınsal dili inceliyor, yani bir anlamda tarihsel sosyoloji metodolojisini kullanarak modanın yerleşik kurallarını reddeden bir komünitenin tahlilini yapıyor. Örneğin Corinne Day, Nigel Shafran ve Juergen Teller’ın ürettiği fotoğraflar, kusuru ve doğallığı adeta göze sokarak anaakım güzellik anlayışına meydan okurken Barbara Walker, Sarah Lucas ve Tracey Emin gibi kavramsal sanatçıların anarşik tavırları kültürel normları sorgulayan ve varoluş biçimlerini çeşitlendiren yeni bir arayışı temsil ediyordu.

Yinka Shonibare, The Swing (after Fragonard) 2001
Londra ve Manchester’dan alt kültürü ve gece hayatını odağına alan film ve fotoğraflar ile dönemin acid house kültürünün doğuşunu belgeleyen Dave Swindells ve Tony Davis’in işlerinin yanı sıra, çağdaş sanatla moda arasındaki ayrımı belirsizleştiren önemli tasarımcılar da serginin ana hattında yer alıyor. Alexander McQueen’in teatral ve provokatif defileleri, Hussein Chalayan’ın deneysel ve düşünsel tasarımları modanın yalnızca giyinmekle yetinmediğini kanıtlıyor; Vivienne Westwood ve John Galliano gibi tasarımcılar farklı dönemlerden ve kültürlerden ödünç aldıkları referanslarla stil, sınıf ve ulusal mitolojiyi sorgulayan koleksiyonlara imza atıyor.
1990’ları geçmiş ile gelecek arasında asılı duran bir eşik olarak yeniden düşünmeye davet eden sergi, sanatın ve modanın bu on yılı nasıl tanımladığına dair yeni bir perspektif sunuyor. Tate Britain Direktörü Alex Farquharson’a göre, bu dönem deneyselliğin, aşırılığın ve özgürce savrulmanın dönemiydi. Farquharson, ekonomik açıdan bakıldığında, Britanya ve dünyanın büyük bölümünün 1990’ların başlarında bir durgunluk yaşadığını ve resmî olarak 1993’te sona eren bu sürecin ardından ekonominin, yaklaşık 15 yıl sürecek istikrarlı bir büyüme dönemine geçtiğini söylüyor. “Durgunluktan büyümeye geçişte yaşanan bu dönüşüm, kültürel bir yeniden doğuş için ideal koşulları yarattı. Ekonomik kriz, çağdaş sanat için neredeyse hiç ticari pazarın olmadığı bir dönemde sanatçılara ve tasarımcılara üretmek ve işlerini sergilemek için ihtiyaç duydukları alanları sağladı. Londra’da boş depolar ve eski sanayi yapıları düşük maliyetlerle hatta zaman zaman ücretsiz olarak kullanılabiliyordu. Genç Britanyalı Sanatçıların (Young British Artists, YBA) ilk sergileri de bu tür boş alanlarda gerçekleştirildi.”

Eileen Perrier, İsimsiz, Afro Hair and Beauty Show, 1998
Sanatçı Damien Hirst’ün öncülüğünde, YBA sanatçıları terk edilmiş binaları dönüştürüyor, duvarları beyaza boyuyor, eserlerini minimalist bir anlayışla yerleştiriyor, basın bültenleri hazırlıyor ve önde gelen sanat dünyası aktörlerine davetler gönderiyordu. 90’ların başında Londra’da yeni galeriler açılıyor, ülkedeki birlik ve özgüven duygusu kültürel alanı şekillendiriyor, sanatın farklı disiplinleri kesişiyor ve birbirini besliyordu. Kültürel yakınlaşma, fiziksel olarak da gerçekleşiyor; sanatçılar, tasarımcılar ve müzisyenler farklı mekanlarda bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunuyor ve üretiyordu. Böylece moda ve sanat, kültürel değişimin lokomotifi olurken, karakteristik etkisi sonraki on yıllara nüfuz etti.
Tate Britain’da düzenlenen The 90s: Art and Fashion sergisi 8 Ekim 2026-14 Şubat 2027 arasında ziyaretçilere açık olacak.