Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri”, Borusan Contemporary’de 19 Eylül’de ziyarete açılıyor. Öncesinde sanatçı ile bir araya geldik.
1954’te İtalya’nın Carpi kentinde doğan İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri, yapılı ve doğal çevreyi; perspektif, ölçek, odak, renk ve ışıkla oynayarak yeniden düzenlediği fotoğraflarıyla tanınıyor. Barbieri’nin fotoğraflarını incelerken, ilk birkaç saniyede bildiğiniz, tanıdığınız bir manzaraya baktığınızı düşünürken, sonraki birkaç dakikayı “bildiğinizi sandığınız” üzerine düşünmekle geçiriyorsunuz. Minyatür maketlere benzeyen kent panoramalarına bakarken akla şu soru geliyor: Bir fotoğraf her zaman gerçeği mi gösterir? Barbieri için sorunun cevabı çok doğal bir şekilde “hayır.”
Barbieri, Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Zaman Mekân Geometri ile 19 Eylül’den itibaren Borusan Contemporary’de olacak. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği sergi, sanatçının kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getirirken, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserleri de izleyiciyle buluşturuyor. Sanatçının iki yüzlü tanrı Janus’a benzettiği İstanbul’u konu alan bir eserinin de olduğu sergi öncesinde, kendisiyle üretimi ve görme biçimleri üzerine konuştuk.

Olivo Barbieri
İşlerimi 1978’de sergilemeye başladım. Başlangıçta Doğu ve Batı arasındaki çağdaş kentte yapay aydınlatmayla ilgileniyordum. 1990’ların sonlarına doğru, fotoğrafın birebir “gerçeğin portresi” olduğu yönündeki söylemleri duymaktan yorulunca, temsil edilen görüntünün hikayesinin nerede başladığını adeta yazılı bir sayfayı okur gibi anlamamı sağlayan bir görsel sistem geliştirdim. Ancak kısa süre içinde, görünenin ölçekli bir modele, bir makete dönüştüğünü fark ettim. Helikopterleri kullanarak site specific_ serisine başladım ve altmıştan fazla metropolü ve megakenti fotoğrafladım. site specific_, çağdaş kentin biçimi üzerine bir araştırmadır.
Fotoğraf, hiçbir zaman gerçekliğin görüntüsünü kaydetmeye ya da belgelemeye yarayan bir araç olarak ilgimi çekmedi. Beni ilgilendiren şey, Neolitik Dönem'den yapay zeka çağına, imgeler.
2003 yılında helikopter kullanmaya başladım. Böylece, değişken bir bakış açısı kullanarak, zorunlu bakış açılarından kaçındım.
Hafıza, çalışmalarımın merkezinde yer alıyor. Temsil edilen şeyin nesnel bir görünümünü sunmayı değil, onu hatırlama biçimimizi şekillendiren kültürel katmanları aktarmayı amaçlıyorum. İmgelerin imgesi üzerine çalışıyorum.

Olivo Barbieri, Efes Türkiye, 2023, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu
Time Space Geography, Türkiye’deki dokuz arkeolojik alanı ele alarak site specific_ projesini ideal bir biçimde zenginleştiriyor; Türkiye’nin geçmişte ne denli büyük bir gelecek barındığını görsel olarak ortaya koyuyor.
2011 yılında yeni bir yaklaşımla site specific_ISTANBUL 11 çalışmasını gerçekleştirdim; sergide de bu çalışmadan bir eser yer alıyor. Görüntünün içinde buluşma noktaları ve kırılma alanları oluşturdum. İstanbul, Doğu’ya veya Batı’ya açılan kapı olarak kabul edilebilecek, büyülü ve eşsiz bir şehir. Antik ve çağdaş kentin şeklini alan, iki yüzlü tanrı Janus’a benzetebileceğim, son derece önemli bir figür.
Fotoğraf hiçbir zaman gerçeği göstermedi. Tarih boyunca yalnızca, önceden belirlenmiş bakış açıları ve kavramlar doğrultusunda gerçekliğin imgesini temsil etti. Şimdi ise bunun tam tersi bir süreç yaşanıyor: Bir zamanlar bir fotoğrafik görüntüye eşlik etmesi için bir metin, yani bir açıklama yazılırken, bugün bir görüntü üretmek için önce bir metin, yani bir prompt yazılıyor. Sanat alanında ise resimsel figürasyona hiç beklenmedik bir dönüşe ya da figürasyonun tamamen ortadan kalkışına tanıklık edeceğiz.
Fotoğraf, insan bedeninin sınırlı kapasitesini genişleten bir tür protez araç gibi işlev görür. Fotoğrafik aygıtın bu niteliği geçtiğimiz yüzyılda Marshall McLuhan gibi filozoflar ve medya teorisyenleri tarafından incelenmiş ve fotoğraf, yalnızca kayıt tutan basit bir araç olarak değil, insanın yapay bir uzantısı olarak ele alınmıştır. 2007 yılına kadar, beraberinde getirdiği tüm kısıtlamalarıyla analog araçlar kullandım ve onları sınırlarına kadar zorladım: Çok uzun pozlamalar, doygun renkler... Dijitalin sonsuz olanakları var; ancak biz farkında olmadan, istemediğimiz kararları verme eğiliminde. Analog ve dijital, birbiriyle kıyaslanamayacak iki farklı mecra.

Olivo Barbieri, Capri, 2013
Hem doğal hem de yoğun biçimde insan eliyle dönüştürülmüş manzaralar, aynı anda hem çekici hem de ürkütücüdür. Bildiğimiz bir şeyi anlamadığımızda ortaya çıkan ilk tepkiler hayranlık ve yabancılaşmadır.
Bakmak çoğu zaman eğlenceli bir eylemdir. Görmek ise görüntüden anladıklarımızın ya da hatırladıklarımızın bir tür tercümesidir. Eğitici olma iddiam yok. Arzum; izleyicinin ilgisini çekmek ve onu, anlamadığı ve hemen çözemediği bir şeyle cezbedilmektir. Sonuçta, her bir görüntüyü üretmek için izlediğim süreç budur.

Olivo Barbieri, site specific_HOUSTON 12
İki önemli proje üzerinde çalışıyorum. Bunlardan biri, Brezilya’nın São Paulo kentine dair yeni bir seri. Bu seri, 2013 yılında ürettiğim işlerle bir diyalog kuruyor. İnsan bazen kendi adımlarının izini yeniden sürmeli. Diğer proje içinse henüz konuşmak için çok erken.
Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” 15 Ağustos 2027 tarihine kadar Borusan Contemporary’de ziyaret edilebilir.