01 Aralık 2020

Besinlerle Barış

YAZI: HAZAL BAYAT

BEslenme

Fotoğraf: Grant Cornett

Vücudumuza giren besini yalnızca doygunluğa ulaşmak için değil, onu odağa alarak tüketeli ne kadar oldu? Yıllarca İstanbul ve New York’ta danışmanlık ve araştırma analistliği yapan Aslı Tür’ün beslenme konusundaki farkındalığının oluşmasında bunun gibi sorular etkili olmuş. On iki sene önce anne olduğunda geliştirdiği otoimmün tiroid hastalığını araştırmaya başlayan Tür, sağlıklı ve doğal gıdanın hem beden hem de hayat kalitesini artırdığını kendi üzerinde yaptığı deneyler sayesinde keşfetmiş.

Keşfin ardından benimsediği yeni yaşam tarzını önce hobi, ardından varoluş şekli ve mesleği hâline getirmiş. “Kendi üzerimde yaptığım deneyler cevap verdikçe daha da araştırıyor, kızımın beslenmesine daha da özeniyordum. Zamanla evimizin tüm gıda tedariği değişmeye, gıdayı biyolojimize uygun hâle getirecek hazırlama teknikleri benimsenmeye başladı.” Alanında önde gelen beslenme terapisi okullarından biri olan NTA’dan tasdikli bir eğitim almış olan Tür, aynı zamanda gastrointestinal sıhhate erişmeye yönelik uygulanan fonksiyonel testlerin yorumlanmasına ve terapiyi bütünlemesine ilişkin eğitimini de Restorative Wellness Solutions’dan almış. Bunların akabindeyse yoluna profesyonel olarak devam etmiş.”

Kişinin gıdalarını içgüdüsel olarak seçip hazırlamasını ve farkındalıkla tüketmesini sağlamayı amaçlayan beslenme terapisine başvuranlar arasında sindirim problemleri, kronik yorgunluk, kalitesiz uyku gibi şikayetleri olanların yanı sıra şikayetleri başlamadan önce önlem almak isteyenler de var. Modern zamanların etkisiyle tüm bedenlerin kronik enflamasyondan ve toksin yükünden payını aldığını söyleyen Tür, bunları dengeye getirmenin aslında çok zor olmadığını belirtiyor: “Herkesin danışmanlığa ihtiyacı olduğunu söylemek bana keskin geliyor; ancak herkesin yavaşlamaya ve fark etmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.”

Minimum üç ay süren beslenme terapisi için katılımcıları ayrı ayrı analiz eden Tür, sürecin herkes için farklı, nihai amacın ise tek olduğunu söylüyor: “İnsanın kendine iyi gelenle gelmeyeni ayırt edebildiği, seçimi bedeninin içinde iyi hissetmek için yaptığı o ince çizgiyi bulmak.” Bu noktaya erişmek için başvuranların 300 soruluk bir anketi ve ucu açık sorular içeren bir formu doldurması gerekiyor. “Verilen cevaplar sayesinde ilk görüşmeden önce analizi yapmış, potansiyel sıkıntı noktalarını belirlemiş oluyorum” diyor Tür, “Bir araya geldiğimizde, doldurulan form üzerinden giderek hikayeyi tam olarak anlamaya, terapi beklentilerini belirlemeye ve analizlerle birleştirip anlamlandırmaya yönelik bir görüşme gerçekleştiriyoruz.” Bugünlerde dijital olarak da gerçekleştirilebilen ilk görüşmeden sonra danışandan Food&Mood Journal isimli bir yemek güncesi tutması bekleniyor. Haftalık ufak uyumlamalar ve destek görüşmeleri şeklinde devam eden sürecin hedefi, danışanın bedeni üzerinde söz sahibi olduğu noktaya gelmesini, orada kalmasını ve ara ara sapsa bile dönülecek yeri bilmesini sağlamak. 

Tür’ün Bebek’teki mekanında ev sahipliği yaptığı yemek ve workshop'lar ise beraber pişirmeyi, yemeyi ve aynı sofrayı paylaşmayı mümkün kılıyor. “Burayı çok güzel bir Açık Masa yemeğiyle, geçtiğimiz Şubat ayında açtım. Dostlarla yeme eylemi etrafında bir araya gelme akımını başlatan Sunday Suppers’ın dünya çapında birçok şehirde bağımsız kişilerin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bir etkinliğiydi bu: Sobremesa Yemekleri. Sobremesa, İspanyolcada ‘yemek bittikten sonra sofrada oturmaya devam edip muhabbet etmek’ anlamına geliyor.” Gıdayla pozitif ilişki kurmanın önemine inanan Tür, bu konsepti aklındakine çok yakın bulunca, Bebek’teki mekana taşımış. “Benim için özenle kurulmuş, doğalın paylaşıldığı, güzel sohbet edilen keyifli bir sofra, birçok katmanda çok iyileştirici.” Elimizi hep birlikte taşın altına koyalım, elimizin enerjisi gıdamıza değsin, sevdiklerimize aksın arzusuyla başlattığı açık mutfak workshop’larıysa önerilerin lafta kalmayıp uygulamaya geçmesini amaçlıyor.

“Duymaya özen gösterirsek, bedenlerimiz semptom ve tepki üzerinden bize çok şey söylüyor” diyor Tür. Tükettiklerinin daha farkında, vücuduna ve dünyaya daha saygılı, yediklerinden daha çok zevk alır noktaya gelmek için vücudu dinlemek ve “ben bu besini bedenime almak istiyor muyum?” diye sormak, atılması gereken ilk adım. 

ETİKETLER: BESLENME , FONKSİYONEL BESLENME , SAĞLIKLI YAŞAM