Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Hem ilham kaynakları hem de yaratıcı modelleriyle öne çıkan DeMellier, Cult Gaia, Staud ve Dragon Diffusion markalarının çantalarını yakın markajımıza aldık.
Bir çantanın arzu nesnesine dönüşmesi için üzerinde astronomik bir fiyat etiketi ya da belli bir logo olması şart mı? Mireia Llusia-Lindh, DeMellier’i bugünkü kimliğine kavuştururken biraz da bu sorunun peşinden gitti. Barcelona doğumlu, Harvard Business School mezunu Llusia-Lindh; Burberry ve LVMH gibi şirketlere danışmanlık yaptıktan sonra 2017’de Londra’da DeMellier’i kurdu. DeMellier’in başarısında; markanın, keskin ama katılaşmayan formlarla, ölçülü metal detaylarla ve büyük logolardan uzak duran tasarımlarla şehir gardırobuna kolaylıkla dahil olabilmesinin payı büyük. The New York modeli bunun en iyi örneği. Geniş gövdesi ve kemer detayıyla klasik tote fikrini bir üst atmosfere taşıyan model, zamanla DeMellier’in en güçlü tasarımlarından birine dönüştü. Vancouver ve Montreal gibi modeller de markanın şehir isimleri etrafında şekillenen sözlüğünü genişletirken, yepyeni Brooklyn modeli de New York’un başarısını daha yapılandırılmış bir siluetle devam ettiriyor.
DeMellier’in asıl gücü gündelik hayatta gerçekten kullanılabilecek bir çantayı oran, deri ve işçilik üzerinden daha rafine hale getirmesinden geçiyor. Avrupa’da üretilen koleksiyonlarda sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen deriler kullanılıyor; her ürünün satışından elde edilen gelirin bir bölümü çocukların aşı ve tedavilerine aktarılıyor. Emily Ratajkowski'den Rosie Huntington-Whiteley’e uzanan kullanıcı listesi ise markanın birbirinden farklı gardıroplara girebildiğini gösteriyor.

Fotoğraf: @cultgaia
Cult Gaia için her şey çiçekten yapılan taçlarla başladı. Jasmin Larian Hekmat, markayı 2012’de Los Angeles’ta kurduğunda ilk ürünleri festival kültürünün de yükselişte olduğu yıllara denk gelen el yapımı saç aksesuarlarıydı. Ardından gelen yarım ay biçimindeki bambu Ark Bag ise it-bag olarak “Instagram çantası” haline gelerek Cult Gaia’nın sembolüne dönüştü. Ark’ın başarısının temelinde işlevden önce form geliyor. Bu yaklaşım bugün de Cult Gaia’nın tasarım dünyasının merkezinde. Ark’ın doğa, kadın bedeni ve mimariden aldığı ilhamlar çantalarda kıvrımlı saplara, beklenmedik geometrilere, boncuklara, incilere ve heykelsi metal parçalara dönüşüyor. Bazen bir kafes, kimi zaman deniz kabuğu, kimi zaman da küçük bir heykel formunda görünüyor. Ark’ın yolu zaman içinde hazır giyim, ayakkabı, mayo ve diğer aksesuarlarla kesişti.
Bugün Pearl gibi boncuk ve inci odaklı modellerden daha heykelsi gece çantalarına kadar uzanan koleksiyon, Ark’ın başlattığı oyunu sürdürüyor. Yüksek moda dünyasında “Çanta başka neye benzeyebilir?” sorusunu sormayı tercih eden tasarımcı çoğu zaman bir kombinin tamamlayıcısından çok, bütün görünümün başrol oyuncusu olan çantalar tasarlıyor.

Fotoğraf: @staud.clothing
Sarah Staudinger ve George Augusto’nun 2015’te kurduğu Staud fazla efor sarfetmeden şık, güncel ve renk kullanmaktan çekinmeyen bir dünyada yaratıldı. Staudinger kendi markasında, vintage sevgisini Kaliforniya’nın rahatlığıyla bir araya getirirken kısa sürede çantalarıyla Z kuşağının dikkatini çekti. Lakin markanın kırılma noktalarından biri 2018 yılında tasarlanan Shirley Bag oldu. Şeffaf PVC dış gövdenin içine yerleştirilen deri kesesiyle model, dönemin her anlamda görünür olma takıntısını yenilikçi bir fikirle yakaladı. Ardından gelen Moreau, Moon ve Tommy ise Staud’un geniş bir model seçkisine sahip olacağının kanıtıydı. Özellikle 2019’da tanıtılan boncuk işlemeli Tommy Bag, bugün markanın hâlâ en eğlenceli çantalarından biri. Bu model, meyvelerden manzaralara, hayvanlardan soyut desenlere uzanan sayısız yüzey görünümü sayesinde klasik omuz çantasını bir tuvale dönüştürüyor. Moon’un kavisli geometrisi ve Alec’in daha sade deri gövdesi ise aynı koleksiyon içinde Staud’un farklı karakterlere geçebildiğini kanıtlıyor. Staud dünyasında retro mayo, renkli triko, kroşe elbise ve ciddi bir deri çanta yan yana geldiğinde birbirini tamamlıyor. New Balance ve Birkenstock gibi markalarla yapılan işbirlikleriyse markayı spor ve gündelik giyime taşıyor.

Fotoğraf: @dragon.diffusion
Dragon Diffusion’a uzaktan bakıldığında örgü bir sepet çanta görüyor olabilirsiniz. Ancak yakından baktıkça görülüyor ki hasır sandığınız yüzey aslında el işçiliğiyle örülen ince deri şeritlerden oluşuyor. Markanın 1985’ten beri neredeyse değişmeden koruduğu bu detay oldukça kıymetli. Craig Wright’ın kurduğu Dragon Diffusion’ın ilham noktası geleneksel sepet örgüsünü deriye uyarlamak. Wright’ın geliştirdiği teknik bugün Hindistan’ın Chennai kentindeki zanaatkarlar tarafından uygulanıyor. Deri şeritler farklı örgü biçimleriyle birbirine geçirilirken ortaya kusursuz derecede standart ürünler çıkması amaçlanmıyor. Tam tersine, el işçiliğinin bıraktığı küçük farklılıklarla her çantaya ayrı bir ruh üfleniyor. Santa Croce, Rosanna ve Nantucket gibi modeller bu nedenle sezonunu aşıp hâlâ göz önünde oluyor. Çanta formları çoğunlukla tote, sepet ya da omuz çantası gibi son derece tanıdık arketiplerden oluşuyor. Yüzeydeki örgünün yoğunluğu, derinin tonu ve çantanın oranlarıysa değişiklik gösteriyor. Kullanıldıkça yumuşayan ve rengi derinleşen deri de tasarımın zamanla değişecek bir eşya olarak düşünülmesini sağlıyor. Çantaların içine yerleştirilen küçük madalyonlara markanın gizli imzası diyebiliriz. Marka koleksiyonları her sezon sıfırdan yeni bir kimlik yaratmak yerine aynı zanaati farklı boyut, renk ve örgülerle yeniden ele alıyor.