15 Ekim 2020

Chanel The Jacket Efsanesi

YAZI: BERİL TÜRKMEN

Giysilerin şıklığı, sağladıkları hareket özgürlüğüyle gelir. Bu sözler, 1910 yılında Chanel’i kuran, kadınların vücudunu yapay ve gerçekçilikten uzak bir siluete hapseden giysilere savaş açan Gabrielle Coco Bonheur Chanel’e ait. Bir sezgiyle başlatıp devrime dönüştürdüğü hareketiyle, kadınların da en az erkekler kadar konforlu giysiler içinde dolaşabilmesi gerekliliğini moda sahnesine kalıcı harflerle kazıdı. 1920’lerin ortalarında, o döneme dek yalnızca erkek gardıroplarında kendine yer bulan tüvit giysileri kadınlarla buluşturdu. “Kadınların, feminenlik vurgusunu yitirmeden takımlar içinde rahat hissedebilmelerini istiyorum” diyerek 1954 senesinde o meşhur tüvit döpiyesi ve dolayısıyla günümüzde hâlâ bir ikon olarak kabul gören “ceket”i tasarladı.

Chanel Fall20

Fotoğraf: Paul Ronald

 

Peki, neydi bu ceketi dönemin muadillerinden ayıran? Ana kalıba dümdüz monte edilen kumaşlarla göğüs hattından çıkarılan pensler, ceketin formunu kaybetmeden yumuşamasını sağladı. Pensler cekette korse etkisi yaratıyordu. Ayrıca ceketlerde ne kadar çok farklı kumaş kullanılıyorsa, o kadar çok dikiş gerekiyor; kumaşları üst üste getirerek yapılan dikişler parçanın sertliğini artırıyor ve hareketi kısıtlıyordu. Aynı şekilde, modelin arkasında, tam ortadan geçen yekpare dikiş sayesinde sırt pensleri de saf dışı bırakıldı ve hareket kısıtlaması ortadan kalktı. Kol, omuz hizasının üzerine taşındı, astarda ceketin dışından görülen kalıbın bire bir aynısı kullanıldı. Zira Matmazel’e göre, tasarımın “içi dışı bir” olmalıydı. Son dokunuş ise pirinçten üretilmiş şerit zincir oldu. Astarın etek ucuna dikilen bu detay, giyen kişi ağırlığını hissetmese bile tasarımın dökümünü ve formunu güçlendirdi.

1983’te modaevinin dümenine geçen Karl Lagerfeld, Coco Chanel’in mirasına duyduğu saygıyı elinden çıkan tasarımlara da yansıttı. 1985’te bir jean ve çizgili üst ile eşleştirdiği “ceket”i kendine has eğlenceli ve oyunbaz üslupla yeniden yorumladı. Her koleksiyonunda nüanslarla değişen, yenilenen bu tasarımı kimi zaman bel hattında, kimi zaman ise kalça hizasına uzatılmış biçimde gördük. Genişledi, darlaştı. Renkleri ve kumaşları zamanın ruhuna kusursuzca adapte olacak şekilde güncellendi. Lagerfeld’in ölümünün ardından 2019’da markanın artistik direktörlüğünü devralan Fransız tasarımcı Virginie Viard da ikonik tasarımı koleksiyonlarının başrolüne koydu. Geçtiğimiz bahar; tuluma, elbiseye dönüştürülmüş, kimi görünümde volanlarla, kimi görünümdeyse payet bezeli biye şeritlerle tamamlanmış ceketler, moda dünyasındaki koltuğunu Viard hükmündeyken de koruyacağını kanıtladı.

Chanel Fall20

Ve şimdi, zihinlerimizde koronavirüsün pandemi olarak adlandırılmasından tam sekiz gün öncesine, moda endüstrisinin kapılarını kısmen kapatmasına çeyrek kala Paris’teki Grand Palais’de gerçekleştirilen 2020 Sonbahar/Kış defilesine dönelim. Viard’ın ceketler için çıkış noktası, Gabrielle Chanel’in atı Romantica’nın jokeyinin giydiği casaque’lar, yani jokey hırkalarıydı. Yıllardır kullanılan ikonik logo baskılı düğmelerin yerini alan zımbalar ise “ceket” için bir ilk. Tasarımın fonksiyonelliğini artıran bu detay, Vogue Amerika yazarlarından, moda otoritesi Hamish Bowles tarafından “cool bir değişim” olarak değerlendirildi; kısacası Viard imzalı “ceket” jüriden yine tam notla geçti. Paris menşeli güncel işleme atölyesi Maison Montex zanaatkarları tarafından tığ işleri, makromeler ve tüylerle dekore edilen ceket, modernizmle flörtünü Sonbahar/Kış koleksiyonunda da hız kesmeden sürdürdü.

Bu derin incelemeden sonra, biraz da “ikon” mertebesinin sebep-sonuç ilişkilerinden bahsedelim. Gözünüzü kapatıp “ceket”in ilk kez sunulduğu 1954’ten bu yana üretilmiş farklı versiyonlarını hafızanızın el verdiğince zihninizde canlandırın (Elbette sayfalarımızdaki görsellerden de faydalanabilirsiniz). Aklınızdan geçen “ceket”lerden herhangi birinin eskimiş ya da demode addedilemeyeceği yadsınamaz bir gerçek. Şimdi de, bu düşsel zaman tünelinden rastgele bir “ceket” yorumu seçin. Zihninizde onu seksi  bir mini elbiseyle ya da maskülen bir jean ve tişört ikilisiyle eşleştirin. Belki de balıkçı yaka bir trikoya eşlik eden pilili midi eteğinizi tamamlamak veya bol kesim tulumunuzu şıklığa terfi ettirmek için kullanırsınız. “Ceket” hiçbir senaryoda ya da rolde sırıtmıyor, değil mi? İşte bu zamansızlık ve adaptasyon gücü, başarılı bir tasarım yaratmanın yegane formülü. Moda dünyasında nice Chanel “ceket”ler görmek temennisiyle…

ETİKETLER: CHANEL , THE JACKET , ROMY SCHNEİDER , PENELOPE CRUZ , SOFİA COPPOLA , BİLLİE EİLİSH , KRİSTEN STEWART , 2020 SONBAHAR/KIŞ