Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


1960’ların özgürlük vaadi, 1990’ların grunge romantizmi ve TikTok çağının kaçış arzusu aynı elbisede buluşabilir mi?
1990’larda Helmut Lang’ın ya da Calvin Klein’in minimalizminden uzak duranlar için başta grunge vardı, sonra Anna Sui’nin kolaj dünyası. Biraz vintage, biraz rock biraz da 60’ların yatak odası stili gibi look’ları. Ve 90’ların it girl’leri arasında endüstrinin iki yeni genç yıldızı; bağımsız sinemanın yükselişteki yüzleri aynı zamanda modayı ve kıyafetleri de bir araç olarak kullanıyordu. Sofia Coppola ve Chloë Sevigny’den bahsediyorum. Coppola, 1994’te CFDA ödüllerine katıldığında Sui’nin bir babydoll elbisesini taşıyordu. Sevigny’i cool kız statüsüne yerleştiren look’lar arasında da babydoll elbiseler vardı. Neredeyse 30 yıl sonra, pandeminde New York sokaklarında pusetle dolaşırken üstünde yine beyaz bir babydoll elbise taşıyordu.
İlk albümüyle 17 yaşında yıldızlaşan Amerikalı pop şarkıcısı Olivia Rodrigo, 12 Haziran’da yeni müziği You Seem Pretty Sad for a Girl So in Love’ı yayımladı; albümünün kapağında da, şarkılarını tanıtmak için çıktığı TV programları ve canlı performanslarında da babydoll elbiseler tercih etti. Hatta geçen ay Barselona’daki Teatre Grec’te yeni single’ı Drop Dead’i seslendirirken çiçek desenli, kısa ve kabarık bir babydoll elbise giymişti. Yeni döneminin ve müziğiyle uyumlu stilinin referansları arasında 90’ların punk yıldızlarından örnekler verdi. “Kathleen Hanna ya da Courtney Love’a benziyorum diye düşündüm. Onlar benim kahramanlarım.” Bunun sebebi bir grup insanın Rodrigo’nun kıyafetlerini fazla seksi ve kışkırtıcı bulmasıydı. Ama zaten babydoll elbiseler tarih boyunca her zaman eleştirilere sebep olmuştu. İlk bakışta saflık, yaz tatili ve eski fotoğraf albümlerini çağrıştıran bu siluetle moda tarihinde ilk kez İkinci Dünya Savaşı sırasında tanışmıştık. 1940’larda Amerikalı iç giyim tasarımcısı Sylvia Pedlar tarafından yaratılan kısa gecelikler, savaş yıllarındaki kumaş kısıtlamaları nedeniyle ortaya çıkmıştı. Pedlar bu tasarımların babydoll olarak anılmasından pek hoşlanmıyordu ama isim tuttu. Kısa, bol kesimli, göğüs altından genişleyen bu siluet birkaç yıl içinde iç giyim kategorisinin dışına taşmaya başladı. Yüksek modanın radarına girmesi çok sürmedi, 50’lerin sonuna geldiğimizde Cristóbal Balenciaga bu silueti haute couture’a taşıdı, 60’ların “Swinging London” döneminde de sadece süpermodeller Twiggy ve Penelope Tree’nin değil aynı zamanda mini etekleriyle de özgürlüğün patlamasına yol açan tasarımcı Mary Quant’ın favorisi oldu.

Fotoğraf: Getty Images
Şimdi, elbette Rodrigo bir başına babydoll elbiseleri popülerleştirmedi. Son birkaç yıldır TikTok’un favori trendlerinden olan koket estetiğinin de etkisi var. Chloé’den Simone Rocha’ya birçok podyumda gördük, 2026 İlkbahar/Yaz koleksiyonlarında da… Neredeyse bir feminist manifesto olan Miu Miu koleksiyonunu Miuccia Prada; “kadınları, emeklerini, deneyimlerini ve mücadelelerini görünür kılmak üzerine bir fikir” şeklinde özetlemişti. Bugün Rodrigo bir elbise sebebiyle eleştiriliyorsa bu koleksiyon da kıyafetin kendisi de zamanın ruhu hakkında çok şey ifade ediyor. Sadece romantik değil politik bir araç… Babydoll silueti aynı zamanda Ann Demeulemeester ve Celine koleksiyonlarında da karşımıza çıktı. Beyaz danteller ve çiçeklerle bezeli bu mini elbiseleri Doc Martens’lerle tamamladığınızda gerçekten 90’ların asi it girl’leri gibi oluyorsunuz. Masumiyetle isyan, çocuklukla yetişkinlik arasında salınan bu siluet, modanın en tartışmalı yaz klasiği olmaya devam ediyor.