17 Eylül 2012

Sabahın erken saatlerinde Gram’da

YAZI: DİDEM ŞENOL

İçeri adım atınca mis gibi kurabiye, tarçın, vanilya, kahve kokan dükkanlara hep bayıldım. Sabah erken saatte hazırlığa başlayan, eve yakın, uyku sersemi sabahın köründe adımımı atınca kahve kokusuyla uyanabileceğim ve sıcak brioche’umu marmelada banıp kemirebileceğim bir yerin hayalini geçen sene kurmaya başladım.

 

 

Bu hayali bizim ufak dükkanda gerçekleştirmeyi en başta tasarlamamıştım. Benim heyecanım, Esra, Ceren ve Feyzanın becerisi, Gram’ın hem sabah atıştırmalıkları, hem pastane ürünleri, hem de öğle yemekleri servisi yapmasıyla sonuçlandı.

 

 

Aslında Gram’ın minik yerini bulmamız benim açık mutfaklı ofis hayalimle başladı. Sonuçta dükkan çok şirin oldu olmasına fakat ben bir ofis sahibi olmak yerine iki lokanta arasında mekik dokur oldum.

 



 

Gram’da hazırlıklar sabah yedi gibi başlıyor. Bir gün önceden tutulan hamurlar mayalanıyor. Fırından çıkan sımsıcak ekmekler ve pidelere sandviçler hazırlanıyor. Briochelar fırının yanında sıcaktan kabardıkça kabarıyor.

 

 

Herkesin favorisi olan brownie kalıplara dökülüp fırına veriliyor, tart hamurunun ön pişirilmesi, kurabiyelerin porsiyonlanması derken saat sekiz buçukta hepsi vitrinde görücüye çıkıyor.

 

 

Feyza vitrine yerleşen ilk etapla rahat bir nefes alıp öğle servisine kadar incirli cheesecake’i, sakızlı al götür kekleri, türk kahveli bezeleri pire edasıyla hazırlayıp öğle servisinde sahneyi Esra ve Ceren’e bırakıyor.

 

 

Bana da gidip gelip hepsinin ucundan tatmak, kızlarla sohbet edip, yeni fikirlerimi onlarla paylaşmak kalıyor.

 

Fotoğraflar: Orhan Cem Çetin

ETİKETLER: TATLI , YEMEK , VOGUE GURME , TARİF , HAZIRLIK , SANDVİÇ , BROWNİE , CHEESECAKE , ŞEF