21 Nisan 2015

Milano Tasarım Haftası 5. ve 6. Gün

YAZI: DİLEK ÖZTÜRK

Tortona ve Savona’da kaçırdıklarımı görmek amacı ile rotama başlıyorum. (Ki daha sonra bu bölgede her sene olduğu gibi çok şey kaçırmadığımı anlayacaktım). Via Tortona ve Via Savona arasında gidip gelmeden önce, Via Savona üzerindeki Design Library’de kahvaltı yapıp, buradaki haritadan gideceğim sergilere karar veriyorum. Inventario dergisinin son sayısını almak ve her tasarım haftasında yeniledikleri poster tasarımlarını görmek için aynı yol üzerinde İtalyanların köklü yayınevlerinden Corriani Edizioni’ye de uğruyorum.
 
Design Library Milano
 
 
Danimarka’da çalışmalarını sürdüren Norm Architects’in Ex.t için tasarladığı banyo ve ev mobilyası koleksiyonu ile Tortona’ya başlıyoruz. İskandinav geleneği basitlik ve minimalizmi yansıtan banyo mobilyası, aksesuar ve objeler, tasarım haftalarında tekrar tekrar karşımıza çıkan ürünler arasında. Danimarkalı tasarım stüdyosu, Ex.t ile işbirliğini “soft minimalizm” olarak tanımlıyor. Norm Architects, bu yeni koleksiyon için heykelsi objeler tasarlamayı amaç edinirken, bir yandan da banyo ve ev mobilyası sanayisi için hafif ve erişilebilir bir seri önermiş. Bu sebeple de 1920 ve 30’ların modernist tarzını referans almışlar. Bu açıklamayı dinledikten sonra, banyo lavabosunun altındaki Eames sandalye ayakları biraz kabul edilebilir oluyor. Yoksa ilk bakıştaki fikriniz, tasarımda uyarlamanın bu kadar açık yapılamayacağı.
 
 
Norm Architects
 
Sonra Tortona’daki en büyük sergi alanlarından birine “Superstudio Piu”ya geçiyoruz.
 
Super Studio Piu
 
Bu sene yine Superstudio bahçesinde tanıdık yüzler vardı. Geçtiğimiz sene Polonya’daki Gdynia Design Days’te tanıştığım tasarımcı Izabela Boloz’un Intersections isimli kent mobilyalarından oluşan çalışmasına rastlıyorum. Heykelsi formdaki ahşap oturma üniteleri, birbirinin içine geçerek kamusal alanda kullanıcıyı anlık oyunlara davet ediyor.
 
Intersections, Izabela Boloz
 
“Tacloban Prevails” sadece bir mobilya serisinden öte, son yıllarda görmeye alışık olduğumuz, eskiyi değerlendirme furyasından nasibini alırken, bunu sosyal bir amaca da bağlıyor. Haiyan Tayfunu, Filipinler’i vurduktan sonra, evler yıkıldı, şehirler yok oldu. Proje, tayfunun alıp götürdüğü ve parçaladığı gemi, mobilya, ağaç parçaları ve bina kolonlarını yeniden değerlendirilerek bir seri oluşturulmasına odaklanıyor.
 
Tacloban Prevails
 
Digital Habits, kullanıcı ile daha kolay ve hızlı etkileşim kuran ürünler üzerine çalışmalarını Milano’da sürdüren inovatif bir teknoloji firması. Digital Habits’in Superstudio’daki Cromatica projesi, ses, aydınlatma, yansıma gibi fonksiyonları bir araya getiren akıllı ürünlerden oluşuyor. 
 
Digital Habits
 
2008 yılında iki kız kardeş tarafından kurulan dsigned by tasarım stüdyosunun sergilediği Tablet T masa serisi, antibakteriyal ve neme dayanıklı bir malzeme olarak bilinen Corian® DuPont™ kullanılarak, hem iç hem de dış mekânda kullanılmak üzere üretilmiş. Masanın metalik konstrüksüyonu için paslanmaz çelik, bakır ya da pirinçten kullanılabilir. Masayı kişiselleştirmek için de ayaklarında masif ahşap kullanılabiliyor.
 
Tablet T
 
Superstudio’dan çıktıktan sonra karşısındaki FRANCE DESIGN sergisinde gidiyorum. Serginin ilk bölümü gelecek vaad eden 25 Fransız tasarımcının çalışmalarına ayrılmış. Camille Riboulleau’nun polipropilenden tasarladığı sandalye ve Benjamin Graindorge’nin Corpus isimli hem masa, hem yatak ve kanepe olabilen çok amaçlı mobilya ünitesi dikkat çekiyor.
 
Camille Riboulleau
 
Binanın üst katındaki Designers Block, hem oturup çalışmak için, hem de genç tasarımcıların işlerini sergileyen bir alan sunuyordu. Bu alanda Isabel Farchy’nin, üzerini seramik ile kapladığı ahşap sehpa ve tabureleri, Hayley Beckley’in saf ipekten tasarladığı aksesuarlar ve benim favorim Lucas Munoz’un taş sandalyesi görülmeye değerdi.
 
Isabel Farchy
 
 
Lucas Munoz
 
Via Tortona’daki iki büyük sergi mekânını gezdikten sonra 34 numaradaki God Save The Food’un zencefilli havuçlu meyve suyu ve paninisi için mola veriyorum.
 
 
Sonrasında ilk günden beri gitmek istediğim Wallpaper sergisine doğru yola çıkıyoruz. San Gregorio bölgesinde olan sergi, bu sene Handmade’s, Afghanmade’s, d3 Dubai Design District/Middle Eastern Delights (Orta Doğu’ya yaklaştıkça lokumluktan öteye geçemiyorsunuz) başlıkları dışında Kvadrat, Gufram ve Emeco gibi firma işbirlikleri ile toplamda altı farklı mekânda yer aldı.
 
Afghanmade sergisi, Wallpaper editörleri tarafından seçilen Christophe Pillet, Nani Marquina, Jaime Hayon, Scholten & Baijings, Francesco Rota gibi tasarımcıların tasarladıkları ve Afganistan’da üretilen halılardan oluşuyordu. Tasarımcıların modern çizgileri, renk ve desen bakımından yerel örneklere kıyasla oldukça farklı oldukları için Afgan üreticileri zorlamış olsa gerek.
 
Bu senenin Handmade teması, “Eat Me! Drink me! Tell me what you love!”, dünyaca bilinen tasarımcıların farkı kültür ve coğrafyalardaki gastronomik alışkanlıklar üzerine yorumlarına odaklamıştı.
 
Konstantin Grcic’in “Grill Loyal”, Kritina Dam ve Gaia&Gino’nun “Equinox” şeker kavanozu, Peter Ivy’nin Japon viski seti, Lex Pott ve Nomess Copenhagen’in “Spring” makasları, Garth Roberts ve Segno Italiano’nun yemek ısıtma üniteleri ve köklü İtalyan mermer firması Marsotto’nun Egg Collective işbirliğinde ürettiği Cake Stand isimli çalışmaları sergideki favorilerim arasındaydı.
 
Wallpaper sergisinin kapanmasına 10 dakika kala mekândan çıkıp, Palazzo Tessuti’ye, tasarım haftasının benim için en iyi sergisine gidiyoruz: Rethinking The Modular. 
 
Modülarite bugün ne demek? Bundan elli yıl önce mimar Fritz Haller ve mühendis Paul Scharer’in USM içn tasarladıkları modüler mobilya koleksiyonu mu? Bu sorular çerçevesinde sergi dört ana mekâna bölünmüş: Ritm, Müdahale, Strüktür ve Bağlantı. Modüler düşünmenin 1960’lardan günümüze kadar gelen süreçteki gelişimini, mimari, mobilya, obje, sistem ve düşünce biçimi başlıkları altında inceleyen sergide, dünyada öncü 7 tasarım okulu bir araya gelip mimarlık ve tasarımda modülariteyi yeniden düşündü. Kollektif işlerin yanı sıra sergi, Volker Albus, Archigram, Yona Friedmann, Fritz Haller, Trix & Robert Haussmann, Hans Hollein, Nathalie du Pasquier, Ettore Sottsass, Superstudio ve Matteo Thun gibi usta mimar ve grupların çalışmalarına da yer verdi.
 
 
Yona Friedmann
 

 

 

ETİKETLER: MİLANO TASARIM HAFTASI , 5. GÜN , SERGİ