20 Eylül 2013

Alicia Keys & Reebok Classics

YAZI: ECE ÖĞÜTOĞULLARI

Reebok Classics & Alicia Keys ortaklık ve tasarım işbirliği bu sezonda devam ediyor. Alicia'nın parlak renkler, süet ve deri dokunuşlarıyla yenilenen modelleri, sınırlı sayıda üretilen koleksiyonu oluşturuyorlar. 

İlhamını sokak kültürüne olan hayranlığından, sahnede yaşadığı görkemli anlardan ve eklektik stilinden aldığını belirten Keys, Reebok Classics tasarım ekibiyle çalışmaktan oldukça memnun. Koleksiyonun yaratıcı becerilerini moda alanında ortaya koymasına olanak sağladığını düşünüyor. 

S: Neden Reebok markasıyla işbirliği yapmayı tercih ettiniz?

C: Reebok ile çalışmanın, benim için doğal bir uyum olacağını hissettim. Çünkü kendimi bildim bileli bu markanın bir fanı oldum. 5411’lerim (Freestyle’a böyle diyorduk çünkü fiyatı New York’ta vergi dâhil 54 dolar 11 cent’ti) ilk gençlik yıllarımda ayrılmaz bir parçam olmuştu. Bilekli bu ayakkabılar üzerinde kendimi müthiş hissediyordum. Zamana karşı koyan, dayanıklı markalardan biri olan Reebok, kendimle çok rahatça eşleştirebildiğim bir marka. Reebok’ı geleceğe taşımak konusunda oldukça heyecanlıyım.  

S: Ortaklıktaki rolünüz nedir?

C: Tamamen kendime ait, sınırlı sayıda üretilen koleksiyonum çerçevesinde Reebok Classic ile işbirliği yapıyorum. 2012 Sonbahar/Kış sezonunda bu işbirliğine başladık ve şimdi Sonbahar/Kış 2013’e ait tüm kampanya fotoğraf çekimlerini tamamladık. Yani bugüne kadar üç koleksiyon hazırladık ve her biri çok daha iyi oluyor. Bu gerçekten ortak bir süreç. Reebok Classic tasarım ekibiyle benim favori Classic siluetlerimi belirlemek için arşive bakarak ve ardında koleksiyona yeni ve taze bir soluk getirecek renklere ve tasarım öğelerine çalışarak işe başladım. Sonbahar/Kış 2013 içinse, Freestyle’ı güncellemeyi tercih ettim ki, bu benim için tüm zamanların en iyi Reebok ayakkabısı. Giymekten büyük keyif aldığım sneaker’ları yaratırken oldukça eğleniyorum ve bunları paylaşıyor olmaktan da son derece heyecan duyuyorum.

S: Koleksiyonları hazırlarken tasarım ilhamını nereden alıyorsunuz?

C: Benim eklektik bir stilim var ve bunu sneaker’lar üzerine yansıttığımdan emin olmak istedim öncelikle. Benim için ilham her yerden geliyor; New York’un sokaklarından, dinlediğim müzikten, modadan, arkadaşlarımdan, yani benim etrafımdaki dünyadan. Bu sadece giyilebilir değil, aynı zamanda cool, kendine güvenli ve olabileceğinin en iyisinde hissetmeni sağlayacak bir şeyler yaratmakla ilgili. Bu anlamda benim için önemli olan üç önemli nokta için çabalıyorum; sokak, stil ve sahne.

S: Yaratıcı süreçten zevk alıyor musunuz?

C: Yaratıcı olmak bence her insanın içinde vardır. Yıllar içinde ben kendimi müziğimle ve stilimle ifade ettim ve şimdi bu yaratıcılığı alıp tamamen yeni bir şey üzerine uygulayabiliyor olmak çok eğlenceli. İlk elden tüm süreci görmek ve tek bir ayakkabı elde etmek için ne kadar iş ve uğraş gerektiğini anlamak da çok heyecan verici. Şunu söylemeliyim ki, ne zaman Reebok Classic ekibiyle sahnenin öbür tarafına geçsem ve hayal edebileceğinizden fazla materyali gözden geçirip incelesem (bu durumda seçim yapmak da oldukça zor oluyor) kendimi şeker dükkânına girmiş bir çocuk gibi hissettim.  

S: Neden Freestyle modelini güncelleştirmeyi tercih ettiniz?

C: Freestyle’ları giymeye çocukken başladım. 5411’ler ilk ayakkabılarımdı ve beni tekrar alıp o dertsiz, tasasız günlere götürüyorlar. Bu siluet o zamanlar sokaklarda çok itibarlıydı ve bugün hala öyle olması da çok hoşuma gidiyor. Benim o günlere bakışımı tanımlıyorlar ve bugüne de geçmişte oldukları kadar capcanlı bir şekilde ulaştılar. Onlara tamamen yeni, eşsiz ve Reebok’ın daha önce yapmadığı bir değişiklik getirmek istedim. Ben topuklu sneaker’ları çok seviyorum, herhangi bir kıyafete günlük bir şıklık kazandırmada mükemmeller. Dolayısıyla benim yaptığım da, Freestyle ve topuklu sneaker arasında bir melez oluşturmak gibi oldu aslında ve bununla son derece gurur duyuyorum! Reebok’ı yeni zirvelere ulaştırıyor, bu Freestyle’ın bir sonraki jenerasyonu gibi.

S: Sonbahar/Kış 2013 Reebok Classic X Alicia Keys Koleksiyonu’ndaki favorileriniz neler?

C: Ben hepsine aşığım! Koleksiyonda yer alan çok sevimli, koyu ve hoş bir mavi renkteki krokodil baskı ve kauçuk dış tabanlı Freestyle topuklularına bayılıyorum. Kırmızı yanıp söner detaylı klasik siyah model de sonbahar için oldukça ideal. Koleksiyonda ayrıca hayranlık uyandıran haki ve taba rengi tasarımlar var. Bahsedebileceğim o kadar çok şey var ki; ben ortaya çıkardığımız her şeyi gerçekten çok seviyorum.

S: Eşiniz Swizz Beatz, Reebok Classic’le yakın çalışıyor. Bu durum markayla çalışma kararınızda etkili oldu mu?

C: Swizz Reebok’la çalışmaya birkaç yıl önce başladı ve markaya gerçekten inandı.  O çok önsezili ve inandıkları üzerine de gider. Tabii o zamandan beri de, benim çok beğendiğim, en yeni Reebok’ları bana getiriyor, yepyeni bir çift sneaker’a hiçbir kadın hayır demez! Ama bunun ötesinde, biz ikimiz de Reebok’la büyüdük ve Reebok bizim stil geçmişimizde önemli bir yere sahip. Swizz markaya inanılmaz bir sevgiyle bağlı. Zaman zaman bana arşivlerden bulduğu farklı modelleri gösteriyor. Onun tutkusunu görmezden gelmek imkânsız, hele de aynı evde yaşıyorsanız! Ben de karşıma böyle bir fırsat çıkınca, elbette kabul ettim!

S: Kaç çift sneaker’ınız var?

C: Bir kızın asla yeterince ayakkabısı yoktur!

S: Sneaker’larınızı ne zaman giyiyorsunuz?

C: Her gün! Yanlış anlamayın, ben de sıradan, herhangi bir kız gibiyim. Topuklularımı çok seviyorum, ama provalar sırasında, spordayken, dışardayken ve şehrin yakınlarındayken ayakkabı tercihim sneakerlar. Anne olmak hayatıma tamamen yeni bir boyut getirdi ve etrafta koşturabilmek için başka bir yol yok. Oğlum Egypt’in arkasından topuklu ayakkabılarla koşmam imkânsız!

S: Stil sizin için her zaman önemli mi oldu?

C: Çocukken annemin dolabını karıştırır, beğendiklerimi giyerdim. Bir kolumda 20 tane bilezik, ayağımda yaklaşık beş numara büyük ayakkabılarla geziyordum. Bir şeyleri karıştırıp kullanmayı geçmişten beri deniyorum; gerçi şimdi, 7 yaşındaki halime göre bunu biraz daha iyi yapabildiğimi düşünüyorum  Küçük bir çocuk aslında şıklığın sadelikte gizli olduğunu bilemez. Stil yine de, yalnızca iyi görünmekle ilgili değil. Bu kendini ifade etmekle ilgili ve benim kimliğimin bir parçası. Bu, tam olarak benim Reebok koleksiyonuma getirmeye çalıştığım şey.

S: Stil ilhamınızı nereden alıyorsunuz?

C: Moda Haftası boyunca düzenlenen şovlara katılmayı çok seviyorum ve özellikle Paris Moda Haftası’ndan ilham alıyorum; koleksiyonlar çok şık. Fransız kadınların gerçekten zarif bir havaları var. Bunun yanında, 40 ve 50’lere dönüp bakmayı da seviyorum; saç şekilleri inanılmaz ve kadınlar çok göz alıcı!

S: Top üç stil öneriniz nedir?

C: 1: Az ama öz: Tek bir parça, kıyafeti bambaşka bir havaya sokabilir; ikiyse mahvedebilir!

    2: Cool birkaç çift sneaker olmadan asla seyahat etmeyin! Herhangi günlük bir kıyafet, iyi bir çift sneaker’la stile bürünebilir.

    3: Hatırlanması gereken en önemli şeyse şu; dünyadaki en iyi kıyafetleri giyebilirsiniz ama içinde iyi bir ruha sahip olmalısınız. Çünkü bu, dünyayı sallamaya hazır görünmenizi sağlayacak en önemli şey.

S: En büyük başarınız nedir?

C: Hayatım boyunca bu anlamda birçok kez mutluluğa eriştim. Yaptığım müzikle inanılmaz bir tanınırlığa ulaştım. Ama şunu söylemeliyim ki, oğlum Egypt benim en büyük başarım oldu.

S: Kariyerinizde size yardım eden tek bir şey nedir diye sorsak?

C: Kariyerimde bana yardım eden tek şey, başarıya olan tutkum derim. Çok erken yaşlardan itibaren “yapamam” kelimesi benim kelime dağarcığımda yer almıyor. Yedi yaşımdayken, şarkı sözü yazmak için birkaç saat prova yapıyordum ve ilk gençlik yıllarımda da şarkı yazmaya başladım. Annem bana çok inanıyordu ve benim bu ilgimden şaşmamam için bana çok yardımcı oldu. Beni piyano derslerine götürdü ve beni yaratıcı yollara teşvik etti. Bana gerçekten inandı. Şu an olduğum yeri her zaman ona borçluyum. Ayrıca şunu da biliyorum ki; çok çalışma ve bir yola kendimi gerçekten adayarak her şeyi başarabilirim ve hayallerimin gerçek olduğunu söyleyebilecek kadar da şanslıyım. 

S: Eğer müzisyen olmasaydınız, ne yapıyor olurdunuz?

C: Müzisyen olmasaydım öğretmen olmak isterdim. Bir insanın hayatında doğru zamanda olmanın inanılmaz etkileyici olduğunu düşünüyorum. 

S: Ne yapmaktan hoşlanırsınız, sizi ne gülümsetir?

C: Ailemle zaman geçirmeyi çok seviyorum. Oğlumun yüzünü her gördüğümde, kalbimde bir gülümseme oluşuyor.

S: Sizin için tüm zamanların klasik müzik idolü kim?

C: Sayılamayacak kadar çok… Stevie Wonder, Nina Simone, Aretha Franklin, Prince… Tamam, burada duruyorum!

S: Sizin için bir şeyi ne klasik yapar?

C: Benim için bu bir ruha sahip olmakla ilgili. Tüm büyük klasik sanatçılar, şarkılar, müzisyenler o ruha sahip ve ortaya çıkardıkları işlerde de bunu hissedebiliyorsunuz.

S: Kariyer anlamında müziğe nasıl giriş yaptınız?

C: Ben okulu seven ama şarkı söylemeye âşık olan çocuklardandım. Liseyi bitirdiğimde şanslıydım ki iki seçeneğim vardı; üniversiteye gidebilirdim veya müzikte ilerleyebilirdim. Muhtemelen her ikisini de aynı anda yapabilirdim ama böyle olsaydı, ikisinden birinde gerçekten iyi olabileceğime inanmıyorum. Ben gerçekten bir konuya odaklanmak istedim ve müzik benim tutkumdu. Dolayısıyla bu yolu seçtim. Şimdi, yaşım ilerledikçe de şunu fark ettim ki; hayatımdaki yeni tutkular, yeni projeler daha iyi bir müzisyen ve daha iyi bir sanatçı olmama yardımcı oluyor.

S: Çalışan bir anne olarak iş-yaşam dengesi kurabilmeyi kolay buluyor musunuz?

C: Ben hiçbir zaman geniş kitlelerce tanınan, gözler önünde olan bir insan olmayı istemedim, aslında bu benim iş yaptığım sektörde gerçekten zor. Kameralardan uzakta daha geri planda olmaya meyilliyim. Demek istediğim, evet davetlere gidiyorum, evet kırmızı halı üzerindeyim ama hiçbir zaman şöhret tarafından yönetilen biri olmadım. Yaratıcılığa olan tutkum beni yönlendirdi. Bunun normallik anlamında bir şeyleri koruyabilme açısından da önemli olduğunu düşünüyorum; özellikle de şu an, çünkü bir oğlum var. Onun büyümesini ve hayatta kendi yolunu çizmesini, hangi yönde ilerlemek istediğine kendisinin karar vermesini istiyorum, anne-babası tarafından gözünün korkutulmasını veya yönlendirilmesini değil.

S: Bu yoğun hayat temposu içinde fit kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

C: Antrenman yapmak aslında bana yardımcı oluyor. Yoğun bir programım ve gün içinde yapmam gereken birçok şey var. Bu anlamda, tüm bunları halletmem için egzersizler bana daha fazla enerji ve esneklik sağlıyor. Bana göre bu tamamen motivasyonla alakalı bir durum. Antrenman anlamında da ben çeşitliliği seviyorum; yoga, pilates yapıyorum, ağırlık çalışıyorum, koşuyorum ve yüzüyorum.

S: Favori şehriniz hangisi? Alışveriş için hangi şehir listenizin bir numarasında?

C: New York tabi ki! Olmasa nerede olurdum! Seyahat ettiğimde, Paris ve Londra’da alışveriş yapmayı çok seviyorum. Bu iki şehir gerçekten iyi bir stile sahip.

S: Yorgunluğunuzu nasıl atıyorsunuz?

C: Ailemle birlikte! Kapalı kapılar ardında oldukça düzenli bir tempomuz var, gayet normal bir aileyiz ve ben bu şekilde çok mutluyum!

Alicia Keys'in işine olan tutkusu ve yüksek enerjisi ile yenilenen Reebok Freestyle modellerine Reebok mağazaları ve satış noktalarından sahip olabilirsiniz.

ETİKETLER: REEBOK , ALİCİAKEYS , REEBOKCLASSİCS , SNEAKER