03 Nisan 2015

34. İstanbul Film Festivali Başlıyor

YAZI: CAN REMZİ ERGEN

IKSV tarafından düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali 200’ü aşkın filmle kendini sinefillerin koynuna bırakmaya hazırlanıyor. Bu akşam Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak açılış töreniyle başlayacak ve 16 gün sürecek maraton, dünya festivallerinden kült filmlere, sinemada insan haklarından Türk filmine birçok kategoride filmi sinemaseverlerle buluşturacak. Zeki Demirkubuz ve Reha Erdem gibi Türk sinemasının en büyük isimleri bu süre boyunca meraklılara sinema dersleri verecek. 
 
Conducta / Hal ve Gidiş, Ernesta Daranas
 
Festival, Küba'da gişe rekorları kıran Ernesta Daranas yönetmenliğinde Conducta / Hal ve Gidiş ile açılıyor. Küba’nın bu yılki Oscar adayı olan Hal ve Gidiş, sorunlu bir öğrenciyle onunla ilgilenen öğretmeninin hikâyesini anlatıyor. Hal ve Gidiş, Havana ve Malaga festivallerinden de En İyi Film Ödülü kazandı.
Eğer sinema ile moda arasındaki ipten yürüyenlerdenseniz de festival kapsamında ajandalarınıza not etmeniz gereken iki film var: Saint Laurent ve Meleğin Yüzü. Gelin bu iki filme daha yakından bakalım. Ama ondan hemen önce hatırlatalım, yoğun bir etkinlik listesi sunan festivalin detaylarına iksv.org adresinden ulaşabilirsiniz.
 
Saint Laurent 
Aynı yıl içinde iki büyük prodüksiyonla adına film çekilmesi her tasarımcıya kısmet olmaz. Belki de bu Yves Saint Laurent’in sade(ce) bir tasarımcı olmamasından kaynaklanıyordur. Bay modageçerstilbakikalır dünya sinemasında altın çağını yaşıyor. Fransız devleti tarafından Oscar’a adaylığı anons edilen, dünyanın en büyük holdinglerinden Kering tarafından finansmanı sağlanan, günümüz popüler aktör ve aktrislerinin rol aldığı bir filmden bahsediyoruz.
 
Saint Laurent, Bertrand Bonello
 
Yves Saint Laurent ve Saint Laurent tasarımcıyı konu alan iki filmin isimleri. Festival kapsamında İstanbul’a gelen film ise ikincisi. Sinema çevrelerinde övgüyü toplayan da yine 34. İstanbul Film Festivali kapsamında izleyici ile buluşacak olan. Jordan Mintzer iki filme dair şunları söylüyor: ‘Yves Saint Laurent’in yönetmeni Lespert, tasarımcının hayatına dair bütüncül bir resim vermeye çalışırken yolda önemli bir şeyi kaybediyor: modanın sanat kısmını. YSL’nin camiada bir dahi olduğunu hepimiz film süresince fazlaca duyuyoruz ancak kimse tam olarak onun moda endüstrisine ne kattığını söylemiyor. Film maalesef bunu gösteremiyor’. 
‘Bonello’nun Saint Laurent’i ise modanın özü ile ilgili önemli şeyler yakalıyor. Yves Saint Laurent’in sanat, müzik ve çevresindeki insanlardan nasıl ilham aldığına tanık oluyoruz’. Bonello’nun alkışları toparlamasının tek nedeni bu değil tabii, Gaspard Ulliel’in oyunculuğu, filmin sinematografisi, yönetmen vizyonu, filmin başarısına dair konuşulan başlıklar arasında. 
 
Meleğin Yüzü
Michael Winterbottom, ‘Her yerde Cara var’ tezini Meleğin Yüzü filmi ile pekiştiriyor. Film moda çevrelerinde Delevigne’in oyunculuk kariyerine resmi olarak başladığının göstergesi olarak yorumlandı. EW tarafından ‘2015 Yılının Parlayan Yıldızları’ arasında gösterilen Cara Delevigne bu filmin ardından John Green’in uyarlamasıyla da beyazperdede karşımıza çıkacak. Film hakkında duymak isteyenler böyle buyursun, eğer filmi ilk defa sinemada izlemek istiyorsanız sizi bir sonraki paragrafa alalım:?İtalya'da vahşice öldürülen Meredith Kerchner'in katilinin ev arkadaşı Amanda Knox'un olduğu iddia edilir. Knox'un güzelliği medyada 'melek yüzlü katil' olarak anılmasına sebep olur. Amanda bir süre boyunca hapishanede yatar ve temyiz sonucu beraat eder. Amerika’ya yerleşir, sevgilisiyle nişanlanır ve gazeteciliğe başlar. Bir kitap anlaşması yapar ve bundan  4 milyon doları aşkın bir para kazanır. Araştırma Amerika Birleşik Devletleri’nde insanların Knox’un suçlu olduğına dair bir algıda olmadığını göstermektedir. Ölen Meredith Kerchner’in ismini ise hatırlayan yoktur.
 
The Face of Angel / Meleğin Yüzü, Micheal Winterbottom
 
Moda dünyasından gelen birinin modadan tamamen bağımsız bir konuyu ele alan ve çok farklı dinamikler barındıran bir yapıtta yer alması ise Delevigne’e ve yeni başladığı oyunculuk kariyerine ayrı bir değer katıyor.
Filmlerdeki kostümlerden tutun, moda filmlerine, moda dünyasının ağırlamayı sevdiği sinema insanlarından, moda dünyasından sinema dünyasına hediye giden kişiliklere, moda ve sinema endüstrileri çok fazla ve farklı ilişki biçimini içinde barındırıyor. Son yıllardaki popülerlikleri ile gündemden düşmeyen moda belgeselleri de bunun cabası. Bakınız: Diana Vreeland- The Eye has to Travel, Dior and I, Valentino- The Last Emperor, The September Issue, Bill Cunningham New York, Mademoiselle C ve daha niceleri. Diğer taraftan bu iki film kapsamında dikkat çekilmesi gereken bir nokta da şu: Saint Laurent filminde karşımıza çıkan isim Chanel’in yüzü Ulliel, Meleğin Yüzü’nde karşımıza çıkan kişi ise Burberry ve DKNY olmak üzere birçok markaya modellik yapan Delevigne. 
 
 

ETİKETLER: SAİNT LAURENT , CARA DELEVİNGNE , SİNEMA , İSTANBUL FİLM FESTİVALİ , CONTEMPORARY İSTANBUL