22 Ocak 2015

2015 Paris Erkek Moda Haftası Başladı

YAZI: CAN REMZİ ERGEN

Seksüalite toplum içindeki tabusunu kaybettikçe erkek modası da çeşitliliğini kutluyor diyor moda kuramcısı Hywel Davies. Türkiye’yi diğer ülkelerle bir tutmak hata olur belki ama geçtiğimiz 10 seneye bakarsak Türk erkeğinin moda ile imtihanının ve de dış görünüşü ile ilgili yaşadığı değişimin aşikar olduğunu hepimiz kabul ederiz. Erkekler nasıl göründükleri hakkında daha farkındalar, ve belki de cinsiyet hakkında daha rahat.  Erkek giyimine yirminci yüzyılın son çeyreği boyunca, modern tarihin hiçbir döneminde harcamadığı kadar para harcadı. Erkek modası için tasarımın en iyileri dünyaca bilinen en büyük şirketler haline geldiler. Erkek modası kadın modasıyla yarışıyor. Zaman böyle bir şeye ilk defa tanıklık ediyor. Alan Flusser 2002’de yayımlanan kitabının önsözüne bu şekilde başlarken henüz Erkek moda haftası Londra’da gerçekleşmiyordu bile. Erkeklerdeki davranış değişikliği,  erkeğin kendini kıyafetiyle daha çok ifade ediyor olması  ve de konformizmden uzaklaşılması günümüzün gerçeği. Erkeği artık sadece monokromun temsil  etmediği bir çağda yaşıyoruz. 

 

 

Valentino defilesi de bugün bunu destekledi. Konformist olmayan akımlarlardan koleksiyonu için aldığı ilham, Ballet Russes renkleri, geometrik şekiller içine girmiş en canlı renkler. Valentino Kreatif direktörleri Maria Grazia  Chiuri ve Pierpaolo Piccioli her sezon yaptığı gibi Valentino’nun gelenekselliğinin içine gelecek koymuş. Maria ve Pierpaolo kusursuz dikişçiliğin üzerine koyduğu blok renkler ile – koleksiyonun bu kadar renkli olmasıyla birlikte giyilebilirliğinin da o kadar yüksek olması çok rastlanır değil-  o bahsettikleri ‘yeni erkeği’ yaratmışlar.

 

 

Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli de erkeğin ve erkek giyiminin  son on yılda çok  değiştiğini ve günümüzde de değişmekte olduğunu söylüyor, ortaya yeni bir erkeğin çıktığından bahsediyorlar. ‘Geçmişi ve belki uçarı gözüken bugünü giyiminde birleştiren kişi’, işte bu onların yeni erkek tanımı. Defilenin hemen sonrasında Saint Honore’deki Valentino butiğinde Carlos Souza’nın daveti vardı. Souza kitabını Vogue Türkiye için imzaladı.

 

 

Christophe Lemaire misafirleri karşılayan koltuklara bir yazı bırakmıştı. Bugünden itibaren Christophe Lemaire, LEMAIRE olacak. Lemaire Hermes koltuğunu Nadege Vanhee-Cybulski’ye bırakırken artık kendi projelerine odaklanmak istediğini söylüyordu. Bu sezonun defilesiyle isteği hayat buluyor.

 

 

Geçtiğimiz sezon ‘koleksiyonum için bahsedebileceğim bir ilham kaynağı yok, kumaşın kıvrımı, kesimdeki detay ilhamımın ta  kendisi diyordu. Bunları söyleyince o, onun Hermes’in kreatif direktörü olmasındaki sebebi daha iyi anlıyor insan. Rafine bir çizgi ve şaşmayan renkler. LEMAIRE gelecek sezonda insanın yüzüne çarpar bir yenilikle gelir mi bilinmez ama işçiliğiyle ve de kumaşı katlamadaki ustlığıyla yine şaşırtacağı kesin. Hayırlı olsun LEMAIRE!

 

Ackermann’ı anlamak için kat kat kumaş, vücudun üzerinde akan, dalgalanan kıyafetler gerekiyor. Konu kumaş katlamaya geldiyse oradan hangi ismin çıkacağı kesin. O bir şair, sadece şiirini kumaş üzerinde yazmayı tercih ediyor. Bol yünlü kumaşları ve kadifeleri kat kat birleştiren, vücudun üzerinde akan atkıları kullanan yine kendisi. Gerçi  Haider Ackermann geçen sezon olduğu gibi  pek bereketli davranmıyor kumaş kullanımında, bu sefer yarattığı Dandy özüne daha yakın, ince ve dar kesimli. Renk konusunda  da daha canlı tonları seçmiş, toprak renklerden uzaklaşmasının sebebi vermek istediği rokoko estetiği gibi gözüküyor.

 

 

Monokrom artık erkeği temsil eden renk değil dediysek de meselenin monokromun nasıl uygulandığıyla da ilgili olduğunu unutmamak gerek. Balenciaga’nın son erkek koleksiyonu monokrom ile yepyeni bir erkek yaratıyor. Alexander Wang’in moda endüstrisinde bu kadar başarılı olmasının nedenlerinden biri olarak gösteriliyor kendi stiliyle efsanevi moda evininin bakış açısını çok doğru bir ayarda harmanlayabilmesi. Bugün Balenciaga atölyesinde tasarımlara baktığımda Cristobal Balenciaga’nın Cocoon ceketini gördüm. Volüm Wang’in de en büyük düsturlarından biri. Koleksiyonu tanıtan  Balenciaga ekibi  ‘Wang mineral renkleri kullandı bu sefer’ diyor. Gücünü doğadan aldı. Katalog çekimini de New York’da çimden bir fonda yapmışlar. Yani Balenciaga da bu sezon doğaya kaçmış  #dogayakacis

 

 

O zaman bütün bu söylenenlerin üzerine Paris Erkek Moda haftasının ilk gün özeti olarak yeni erkek, doğaya da kaçmayı sevendir diyebilir miyiz? 

ETİKETLER: PARİS MODA HAFTASI , MODA , TASARIM , DEFİLE , CHRİSTOPHE LEMAİRE