17 Ekim 2021

Matın Dışında Yaşamın Özünde

YAZI: ESRA BEBEK

Matın Dışında Yaşamın Özünde Arthur Elgort / Conde Nast

“Matın dışında yoga” bir süredir spiritüel konularla iç içe olan topluluklar arasında kulaktan kulağa aktarılan güncel bir deyim niteliğinde adeta. 

Peki bu dikkat çekici ifade bize ne anlatıyor? 

Yogayı bir an için dar anlamıyla bedensel bir pratik olarak düşünürsek; asanalar, okumayı yeni öğrenen bir öğrenci için kelimelere benzer. Tıpkı bir araya gelen sözcüklerin oluşturduğu cümleler gibi, art arda dizilen asanalar ise bir yoga akışı sunar. 

Kimi zaman bedensel anlamda pratiği ilerleyen kişilerin, tamamen özgün biçimlerde ve kendi zamanlarında zihinsel ve ruhsal açıdan da daha yüksek bilinç seviyelerine yol almaya başladıklarını gözlemleriz. Bu kişiler için öyle biz zaman gelir ki; mat artık bir araç olmanın ötesine geçerek, yaşamda karşılaştığımız bir dev aynasına dönüşür. Bu ayna bizlere, hayatın karşımıza çıkardığı zorlu durumlarda nasıl tepkiler verdiğimizi, bu tepkilerin zaman içinde nasıl değiştiğini gözlemleme şansı sunar. İşte belki de yaşam, tam bu anlarda bize kendimizi daha yakından tanıma şansı verir.  

Bedensel pratiğin ilk zamanlarında, sizi zorladığını düşündüğünüz bir pozun içinde kalırken zihin fazlasıyla devrede olabilir. Bu durum çok normal olmakla birlikte, o anlardaki en büyük yardımcımız, olmazsa olmazımız nefestir. Tek yapılması gereken bizi ana getiren bu yaşamsal fonksiyona odaklanmak ve o duygunun içimizden geçmesine izin vermektir. 

Zaman içinde yogada mat üzerinde öğrendiklerimizi matın dışına aktarmaya başladığımızda; hoşumuza gitmeyen bir durumla karşılaştığımızda veya stres altında hissettiğimizde; tıpkı yoga derslerinde yaptığımız gibi kendimize her şeyin geçeceğini ve o an bize tek yardımcı olacak şeyin nefese odaklanarak duruma kabul vermek olduğunu hatırlatmayı deneyimleriz. Bu deneyimler biriktikçe; iş yerinde yöneticinizle bir tartışma yaşarken, trafikte veya seyahat planlarınız alt üst olduğunda artık içimizde bu durumlara daha fazla kabul geliştirebilir ve merkezimizde kalmayı başarır hale gelebiliriz.

İşte yaşamın önümüze çıkardığı bu zorlu anlarda, yoga bilgeliğini matın dışına taşımaya başlamak için 5 pratik öneri aşağıdaki gibi:

Nefes Alın: Tıpkı yoga dersinde matın üzerinde olduğu gibi, içinizde korku, kızgınlık, hüzün gibi zorlayıcı hislerin yükseldiğini fark ettiğinizde dikkatinizi sadece nefesinize getirmeyi deneyin. Unutmayın, nefes, o an sizi zihnin karmaşasından uzaklaştırarak kaç ya da savaş tepkisi vermekten kurtaracak en değerli kaynağınız.

 

Gevşeyin: Yazıldığı kadar uygulaması kolay olmayan bu aşamada ilk zamanlarda size yardımcı olması için ellerinizi yumruk yapmayı deneyerek, nefes alırken sıkın ve nefes verirken ellerinizle birlikte tüm kaslarınızı gevşetmeyi deneyin. Yaşamda zorluklar olduğu bir gerçek; peki ya bizler o zorlukların içinden geçerken biraz daha esnek ve yumuşak kalmayı seçebilir miyiz? 

 

Hislere Odaklanın: Farkındalığımızı geliştiren en önemli aşamalardan biri de şüpheniz hislerimizi gözlemlemek ve orada olduklarını kabul etmek. Çoğu psikoterapi uzmanının söylediği bir gerçek vardır; sorun hislerimiz değildir, asıl problem bizlerin onları kontrol altına almaya çalışmasından kaynaklanır. Zorlayıcı bir his ile karşılaştığınızda tek yapmanız gereken, onu deneyimlemeye içinizde yer açmaktır. 

 

İzleyin: Özellikle son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle zamanımızın bir kısmını başkalarının yaşamlarını izleyerek geçiriyoruz. Evet çok ilginç ancak, iş kendimizi izlemeye geldiğinde durum her zaman çok da çekici olmayabiliyor. Tıpkı matın üzerinde zorlu pozisyonlarda kalmaya çalışırken, kendinizi, tepkilerinizi izlediğiniz gibi matın dışında da nasıl tepkiler verdiğinizi yargısızca izlemeyi deneyin. Kendinize tanıklık edin, kim bilir sahnede nelerle karşılaşacaksınız.  

 

İzin Verin: Yaşamda kabul ettiğimiz andan itibaren hayatımızı kolaylaştıran şeylerden biri; kendimiz dışındaki kişi ve olayları değiştiremeyeceğimiz gerçeğidir. Bu gerçeğe direnmek yerine kabul edip bizi zorlayan durumları da deneyimlemeye açık olmak ve kendimize her şeyin, zamanı geldiğinde geçeceğini anımsatmak daha anlamlı ve mutlu bir hayatın kapılarını aralar. Tıpkı yoga dersinde en zorlandığımız pozun da beşinci nefesin sonunda dönüştüğü gibi, hayatın bize sunduğu zorluklar da geçicidir. Ünlü filozof Pema Chödrön’un geçiciliğin en zarif tarifini veren şu söyleminin bu durumu açıklarken biçilmiş kaftan niteliğinde olduğunu söylersek yanılmayız: “Unutma ki sen gökyüzüsün, geri kalan her şey ise sadece hava durumudur.”

Matın dışında yoga; hayatın bize sunduklarına karşı direnmeksizin, kabulle yaklaşmayı öğretirken yaşamın akışına uyumlanmamızı kolaylaştırır. İzin verin yaşam içinizden aksın ve öğretisini paylaşsın. Siz sadece o rengarenk tuvalin eşi benzeri olmayan bir tonu olarak hayatı korkusuzca deneyimleyin…

ETİKETLER: YOGA , WELLNESS , SAĞLIKLI YAŞAM