Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sosyal medyanın stil ikonlarından Izzi Allain, konforla cesareti aynı anda taşıyan oyunbaz bir estetik yaratıyor. Onun dünyasında moda, kurallardan çok ruh haliyle şekilleniyor ve sevdiği şehirlere yaptığı seyahatlerden izler barındırıyor.
Instagram’da ya da TikTok’ta Izzi Allain’le, namıdiğer Izzi Poopi’yle karşılaştığınızda ilk hissettiğiniz şey; fotoğraflardan taşan bir enerji, abartısız ama bulaşıcı bir coşku... Izzi’nin stili, klasik influencer estetiğinin cilalı sınırlarında dolaşmıyor; daha çok sezgisel, canlı ve biraz da beklenmedik bir etki yaratıyor. Kendisinin de tarzını anlatmak için seçtiği üç kelime bu hisle bire bir örtüşüyor: “Spontane, oyunbaz, rahat.” 27 yaşındaki Fransız-Kanadalı influencer, şu sıralar Montreal ile New York arasında mekik dokuyor. Tam da hayal ettiği gibi.
Üstelik yılın en sevdiği döneminde, moda haftalarının gerçekleştiği mart ayındayız. New York’tan Milano’ya, oradan Paris’e uzanan bu yoğun tempo onun için yalnızca bir takvim değil stilinin doğal ritmi. Şovlar, şehirler ve farklı atmosferler arasında gidip gelirken, gardırobu da aynı hareket halini taşıyor.

Izzi’nin stil yolculuğu ise tek bir çizgiye sığmıyor. Aksine, sayfasında biraz aşağı kaydığınızda bile her dönemin başka bir karakteri var: maksimalist bir dönem, rengarenk bir dönem, trendlerin peşinden koştuğu bir dönem... “Her stili denedim” derken kahkaha atıyor. Bugün geldiği noktada ise tüm bu denemelerin onu daha rafine bir stile taşıdığı hissediliyor: Eğlenceli bir sürpriz barındıran ama mutlaka rahat ve zahmetsiz duran görünümler.
Modaya ilgisi çocukluktan geliyor. Annesinin onu küçükken özenle giydirdiği günleri, birlikte eğlenerek kombin yaptıkları anları hatırlıyor. Sonra özel okul üniforması devreye giriyor. Ama üniformasız günlerde Izzi’nin sahnesi açılıyor: “Günler öncesinden alışveriş yapardım. Çok cool görünmek istiyordum.” Instagram hesabını açması da bu yüzden tesadüf değil. Başlangıçta sayfasını bir portfolyo gibi düşünüyor; hedefi Quebec’te bir moda dergisinin kreatif direktörü olmak. Bu hayal onu gerçekten moda dünyasının içine çekiyor, prodüksiyon ve kreatif ekiplerde deneyim kazanıyor. Influencer kimliği ise sonradan, neredeyse doğal bir şekilde geliyor.

Şehirler Izzi’nin stilinde büyük rol oynuyor. Seyahat ederken planlama daha da derinleşiyor çünkü onun için bir gezi, iyi görünümler olmadan eksik kalıyor. Hava durumunu, şehrin enerjisini hatta sokakların ruhunu hesaba katıyor. Paris’te ve Kore’de yaptığı vintage alışverişler, onun için adeta “o şehri gardırobuna taşımak” gibi. Montreal’de büyümek ise ona dört mevsimi aynı yıl içinde yaşamayı öğretmiş; katmanlama refleksi biraz da buradan geliyor.
Giyinirken her şey tek bir parçayla başlıyor. “O gün bana seslenen parçayı seçiyorum” diyor. Bir palto, bir eldiven ya da basit bir tişört... Sonrası açıklaması zor bir içgüdü. Izzi’nin zihninde kombin yapmak matematikle değil çekim alanlarıyla ilerleyen bir süreç. Alışveriş alışkanlıkları da çağının ruhuna uygun: online scroll saatleri. SSENSE, Net-à-Porter, FWRD... Izzi, ekran başında uzun uzun düşünerek seçmeyi seviyor. Fiziksel mağazalarda hissettiği baskı ise bazen yanlış satın alımlara dönüşebiliyor. Gardırobunun vazgeçilmezleri sorulduğunda cevabı net: Topuklular ve deri ceketler. “Bir jean ve tişört bile ayakkabı tercihinizle tamamen değişiyor, bambaşka bir görünüme kavuşuyor” diyor. Deri ceket ise o zahmetsiz cool dokunuş. Saçı içine alıp ceketi kapattığınızda, görünüm bir anda yükseliyor.

Bir kombini daha şık göstermenin en kolay yolu? Izzi için cevap çok pratik: Kıyafetleri titizlikle ütülemek. “O kadar önemli ki” diyor. “Küçük bir detay ama görünümü anında daha pahalı hissettiriyor.” Stil kurallarıyla arası ise oldukça özgür. Kahverengiyle siyahı karıştırmamak gibi tabular ona hiç mantıklı gelmiyor. “Dünyadaki bütün renkler bir araya gelebilir” diyor, “yeter ki siz beğenin.” Aksesuar tarafında ise klasik mücevher tutkusu yok. Ama şapkalar, eldivenler, halhallar, bele bağlanan flanel gömlekler ve tabii ki güneş gözlükleri... Izzi’nin dünyasında aksesuarlar asla fazla durmuyor.

- “Bence zamansız bir parçaya yatırım yapmak çok önemli. O yüzden büyük harcama yaparken koyduğum kural şu: Parçanın mutlaka benzersiz bir yönü olmalı.”
- “Sade bir kombini yükseltecek en önemli parça renkli ya da dokulu şık bir topuklu ayakkabı.”
- “Kişisel tarzını bulmanın en güzel yolu; aynanın karşısında, tek tek parçaları deneyerek ilerlemek ve nasıl hissettiğine bakmak.”
- “Moda kurallarına bağlı kalma; tüm renkler, doğru şekilde kombinlendiğinde senin de hoşuna gidiyorsa bir araya gelebilir.”
- “Eğer hazırlanmak için çok vaktin yoksa, üzerine bir deri ceket al, saçını içine sıkıştır, renkli bir ruj sür ve kapıdan çık!”

Sosyal medya ona bir oyun alanı vermiş ve belki de onu bu kadar izlenir yapan şey tam olarak bu. “Çılgın kıyafetlerimi giyecek bir yerim yoktu” diyor. Online dünyada ise bir bahaneye ihtiyacı kalmamış. Latex bir elbise ya da ahşap bir korse... Izzi, moda sınırlarını zorlamayı seviyor çünkü modaonun için yaratıcı bir özgürlük alanı. Bugün hedefi daha da geniş: Röportajlar yapmak, yeni projelere açılmak hatta çocukluk hayali olan oyunculuğu denemek... Ama özü değişmiyor ve modanın sınırlarını zorlamaya devam ediyor.
Izzi Poopi’nin stili, tam da bu yüzden asla tamamlanmıyor; sürekli hareket eden, oynayan, dönüşen bir enerji. Rahat bir jean’in altına güçlü bir topuklu, vintage bir parça üzerine beklenmedik bir aksesuar... Hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey Izzi’nin dünyaya bıraktığı neşeli bir imza oluyor.

