Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.
Moda haftaları, seyahatler ve bitmek bilmeyen bir tempo... Coco Schiffer’ın hayatı sürekli hareket halinde. Ancak gardırobu bunun tam tersine; sade, işlevsel ve zamansız parçalar üzerine kurulu.
Sosyal medyanın yükselen isimlerinden Coco Schiffer’ın günlük yaşamı, New York’un kaotik atmosferinin özeti gibi. Valizi her an kapının yanında hazır durumda. Moda haftalarının çılgın temposunda bile takvimi Sicilya’dan Güney Fransa’ya uzanan seyahatlerle dolu. Bir yandan içerik üretiyor bir yandan marka işbirliklerini yönetiyor. İşin ilginç tarafı, sosyal medyada sadece birkaç yıldır aktif. Öncesinde perde arkasında kalmayı tercih etmiş hep: Los Angeles’ta yaklaşık on yıl boyunca influencer ve yetenek yönetimi alanında çalışıp “junior manager” olarak başladığı kariyerinde direktörlüğe kadar yükselmiş. 2024’te kendi platformunu kurmaya karar verdiğinde ise hareketli hayatıyla tezat yaratan stilini daha geniş kitlelere sunmaya başlamış. Zira adaşı Coco Chanel’in “Moda değişir, ama stil baki kalır” sözünü anımsatırcasına Coco’nun stili trendlerin peşinden koşmaktan çok, hayatına gerçekten uyum sağlayan parçalar etrafında şekilleniyor.

Başarılı influencer moda yolculuğunu anlatırken geçmişteki denemelerini gülerek anıyor. “Stilimi bulma deneyimim uzun bir yolculuktu. Aklına gelebilecek her dönemden geçtim ve hepsini denedim; kanıtları hâlâ Facebook sayfamda mevcut.” Eski hatalarını ya da şu an beğenmediği kombinleri silmeyi hiç düşünmemiş; hepsi şimdi tebessümle hatırladığı anılar ve cesaretinin kanıtları. Arayışının sona erişi ise Los Angeles’tan New York’a taşındığı zaman dilimine rastlıyor. New York’un hareket halindeyken bile şık kalabilen tavrı, ona kendi stiliyle ilgili bir aydınlanma yaşattığında trendlerden ziyade işlevselliğe yatırım yapmayı öğrenmiş. Kapsül gardırop fikri o günden beri stil anlayışının merkezinde.

Modaya olan ilgisinin temelinde, modanın iki farklı yüzüne ayna tutan anneannesi ve babaannesi var. Babaannesi için moda cesur renklerin, desenlerin ve aksesuarların kesiştiği bir nokta; anneannesi ise kaliteyi, iyi dikişi ve zamansız parçaları sevenlerden. Ancak moda algısında ağır basan tarafın anneannesi olduğu açık çünkü Coco bugün hâlâ onun dolabından çıkan vintage Burberry blazer’ı unutamadığını söylüyor. Belki de vintage’a olan düşkünlüğünün sebebi biraz bu. “Benim için vintage sadece estetik bir tercih değil aynı zamanda hikayesi olan objeler” diyor. Uzun süredir de anneannesinden gelen etkiyle vintage blazer ceket koleksiyonu yapıyor.

Coco’nun estetik kurgusunda “New York’un enerjisi ile Paris’in rafine tavrı” buluşuyor; etkileyici stilinin meşalesini New York’ta yaksa da Paris’in ikonik zarafetinin cazibesine kapılmaktan da alamıyor kendini. İyi kesimli pantolonlar, güçlü temel parçalar ve sade görünen ama özenle düzenlenen kombinler imzası haline gelmiş. Stil seçimleri konusunda biraz daha detay vermesini istediğimde, kurduğu cümle iki şehrin karışımına göz kırpıyor: “Minimalist-maksimalist, terzi işi ve aksesuar bağımlısı.” Çünkü gardırobu çelişkilerle ördüğü kemendi nazikçe sadeliğin boynuna dolayıp kemerler, şapkalar, yüzükler ve beklenmedik detaylarla sıradanlık tuzağına düşmekten kurtulduğu bir oyun sahnesi.

Oyun sahnesinin yükünü hisleri çekiyor: O gün rahat mı olmak istiyor, güçlü hissetmek mi yoksa dikkat çekmek mi? Ona göre doğru sorular sorulduğunda kombin zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor. “Tabii nereye gideceğim de önemli. Eğer saatlerce ayakta olacaksam ona göre giyiniyorum” diye eklemeyi de ihmal etmiyor. Ne de olsa modern hayatın güzellik vurgusu biraz da fonksiyonellikte gizli. Alışveriş yaparken de benzer bir mantıkla hareket ediyor. Plansız satın almalar yerine gardırobundaki eksikleri tamamlamak ilk hedefi. Yeni bir seyahat planı, çözülmesi gereken bir stil problemi ya da gardırobunda eksik olduğunu düşündüğü bir parça…

Hayal ettiği görünümü kafasında canlandırmak için Pinterest’te gezinmeyi sevenlerden Coco. Ne alacağına önce orada karar veriyor. Konu sevdiği markalar olunca aidiyeti oldukça yüksek. “Düzenli alışveriş yaptığım birkaç marka var ki, mahallemde mağaza açsalar muhtemelen orada yaşarım.” Yatırım parçalarını sorduğumda ise tam da beklediğim cevabı alıyorum: vintage parçalar. O da birçok kadın gibi tam bir vintage tutkunu. Hızlı değişen “must have” parçalardansa her döneme ait olanlara odaklanıyor. Coco’ya göre sizi gerçekten yansıtan özel bir parça satın aldığınızda pişmanlık duymanız pek mümkün değil. Beyaz tişört, siyah çanta, loafer ve iyi kesimli siyah pantolonlar gardırobunun vazgeçilmezleri. Özellikle siyah, kaliteli ve iyi kesimli bir pantolonun modanın gelgeç aklına direnebileceğine inananlardan: “Terzilik söz konusu olduğunda iyiyi kötüden ayırt etmek son derece kolay.”

Sosyal medyanın hızlı tüketim kültüründe içerik üretirken trendlerden uzak durmaya çalışması elbette çok gerçekçi değil. Dönemin sevilen parçalarını kendine özgü yöntemlerle kurguluyor. Asıl yaratıcılığını ortaya koyduğu alan ise aksesuarlar. “Çoğu insan kıyafetlerinden sıkıldığını düşünüyor ama aslında onları aynı şekilde kombinlemekten sıkılıyorlar. Kıyafetlerimi sürekli tekrar giyebilmemin sebebi temel parçaları aksesuarlar, oranlar ve katmanlamayla değiştirebiliyor olmam.”

Günlük bir görünümü anında yükseltmek için verdiği ilk tavsiye, kemer takmak. Bir kemer, iki kemer ya da daha fazlası... Coco’ya sorarsanız kemerler modada hak ettiği değeri hâlâ görmüyor. Etkinliklerde tek bir prensibi var: Kimsenin giymediği bir şeyi giymek. Zebra desenli bir ayakkabı, Pillbox şapka, kolları kaplayan bilezikler... “Sohbeti başlatan bir parça, ortamın yıldızı olmanızı sağlayacak. Maksat eğlenmek, o yüzden cesur olmanın hiçbir zararı yok” diyor. Özgünlüğünü kaybetmediği sürece modada denemelere açık. Bir de “logo karmaşasına düşmeden.”
Sonunda vardığı nokta ise oldukça net: Stil sahibi görünmenin sırrı daha fazla kıyafet satın almak değil kendi oranlarını ve siluetlerini tanımak. Hangi kesimlerin sizi en iyi hissettirdiğini öğrendiğinizde giyinmek çok daha kolay hale geliyor. Ve tabii Coco’nun eklediği gibi, iyi bir kemer her zaman işleri biraz daha kolaylaştırabilir.

-“Gardırobunuzu yeniden keşfetmek istiyorsanız önce aksesuarları değiştirmeyi deneyin. Bazen aynı parçalar bambaşka bir hikaye anlatabilir.”
-“Beyaz bir tişört, kaliteli bir çift loafer ve logosuz siyah bir çanta; zamansız bir stilin en güçlü başlangıç noktalarından.”
-“Aceleyle hazırlanırken belinize bir kazak, ceket ya da kemer bağlayın. Görünüme anında hareket ve boyut kazandırır.”
-“Şapkalar, yüzükler, eşarplar ve kemerler... Stilinizi kişiselleştiren detaylar çoğu zaman kıyafetlerden daha etkili olabilir.”
-“Daha şık görünmek için önce kendi vücut oranlarınızı tanıyın. Size en iyi hissettiren siluetleri bulduğunuzda giyinmek çok daha kolaylaşır.”
