08 Temmuz 2016

Haute Couture Dünyasının Anlatttığı Aykırı Masallar

EDİTÖR: İNAN KIRDEMİR

Haute couture artık o bildiğimiz, peri masallarından çıkıp gelen, zarif ve kırılgan haute couture değil. Paris Couture Haftası’na yakından baktığımızda, Christian Dior'un ya da Yves Saint Laurent’in 60’lardaki feminen silüetlerinin dışına çıkan bir couture sanatıyla karşılaşıyoruz. Modern ve dijital dünyayla beraber anlatılan hikayelerin de seyri değişiyor ve bu devrin kahramanları tüm zamanlardan daha farklı. 

Geleneksel couture dünyası, yeni couture'ü fazlasıyla sürrealist ve radikal bulabilir ama diğer yandan couture'ün hikaye anlatma sanatı olduğunu sürekli hatırlamalı. Haute couture, mütemadiyen trend belirlemekle meşgul olamaz, olmamalı. Zaten Maison Margiela, Jean Paul Gaultier ve Viktor & Rolf gibi modaevleri haute couture'ü tamamıyla tasarımcının vizyonuna, hayal gücüne ve kişisel kumaş lezzetine bıraktı.

Paris Couture Haftası da, 2016 Sonbahar/Kış defilelerini sunarken Paris'in geleneksel hatta muhafazakar yapısında köklü degişimleri başlatacak koleksiyonlara ev sahipliği yaptı. Vetemens'ın couture dünyasına hazır olup olmadığını sorgularken, haute couture'ün sınırlarının cesaretle eşzamanlı genişleyeceğini bu kadar kesin ve net tahmin edememiştik. 

ETİKETLER: HAUTE COUTURE , PARİS , VETEMENTS , JEAN PAUL GAULTİER , MAİSON MARGİELA , VALENTİNO