Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Bir seyahati unutulmaz kılan yalnızca vardığınız şehir değil, oraya giderken gördükleriniz de olabilir. Avrupa’nın farklı köşelerini birbirine bağlayan bu 7 tren rotası, seyahat etmeye yeni bir perspektiften bakmanızı sağlayacak.
Avrupa’yı keşfetmenin en keyifli yollarından biri, yolculuğun kendisine de zaman ayırmak. Pencereden değişen manzaraları izlemek, şehirler arasında yavaşça ilerlemek ve bir destinasyondan diğerine geçerken Avrupa’nın farklı yüzlerini görmek… Tren yolculuğu, özellikle birden fazla şehri aynı seyahate dahil etmek isteyenler için bambaşka bir deneyim sunuyor. Paris’ten Barselona’ya, Berlin’den Ljubljana’ya uzanan bu rotalar, Avrupa’yı biraz daha yavaş ve keyifle keşfetmek isteyenlere ilham veriyor.
Avrupa’da tren yolculuğu denince akla gelen ilk rotalardan biri Paris. Şehrin ikonik bulvarları, müzeleri, kafeleri ve restoranları, kısa bir seyahati bile dolu dolu geçirmek için yeterli. Paris’i tek başına bir destinasyon olarak keşfedebileceğiniz gibi, buradan trenle Avrupa’nın farklı şehirlerine geçerek seyahatinizi birkaç duraklı bir rotaya da dönüştürebilirsiniz. Özellikle Fransa’nın farklı bölgelerini keşfetmek isteyenler için Paris iyi bir başlangıç noktası.
Kanalları, tarihî sokakları ve güçlü sanat sahnesiyle Amsterdam, Avrupa’da trenle keşfedilebilecek en keyifli şehirlerden. Şehrin müzeleri ve galerileri kadar gelişen gastronomi sahnesi de keşfe değer. Amsterdam’ı birkaç günlük bir şehir kaçamağı olarak planlayabileceğiniz gibi, çevredeki Hollanda şehirlerine trenle geçerek rotayı genişletebilirsiniz. Yolculuğun kısa olması da Amsterdam’ı Avrupa seyahatlerinde kolayca eklenebilecek bir durak haline getiriyor.
Barselona’ya giden yol, şehrin kendisi kadar etkileyici olabilir. Paris’ten yüksek hızlı trenle ulaşabileceğiniz şehir; Gaudí’nin mimarisi, tapas barları, sanat galerileri ve Akdeniz atmosferiyle Avrupa’nın en canlı duraklarından biri. Paris ve Barselona’yı aynı seyahatte birleştirmek, iki farklı şehrin kültürünü tek bir rotada deneyimlemek isteyenler için iyi bir seçenek. Üstelik yolculuk boyunca manzaranın değişimini izlemek de seyahatin ayrı bir parçası.

Fotoğraf: @orientexpress
Rönesans’ın izlerini taşıyan Floransa, sanat ve gastronomiyi aynı seyahatte buluşturmak isteyenler için ideal bir durak. Tarihî meydanları, müzeleri, taş sokakları ve Toskana mutfağıyla bu şehir, yavaşlamaya davet eden bir atmosfere sahip. Floransa’ya Avrupa’nın farklı şehirlerinden trenle ulaşmak mümkün; Paris ve Milano üzerinden ilerleyen bir rota ise yolculuğu birkaç farklı destinasyonla birleştirmek isteyenlere fırsat sunuyor. Floransa’dan devam ederek Toskana’nın küçük kasabalarını keşfetmek de seyahati uzatmanın en güzel yollarından.
Akdeniz kıyısında konumlanan Marsilya, Fransa’nın daha hareketli ve karakterli yüzünü keşfetmek isteyenlere hitap ediyor. Liman bölgesi, sanat galerileri, kafeleri ve deniz kenarındaki atmosferiyle Marsilya, klasik bir Fransa seyahatinden biraz daha farklı bir deneyim sunuyor. Marsilya’dan trenle Güney Fransa’nın diğer şehir ve sahil kasabalarına geçmek de mümkün. Böylece tek bir destinasyonla sınırlı kalmadan Akdeniz kıyısında daha uzun bir rota oluşturabilirsiniz.
Berlin, Avrupa’nın kültür ve yaratıcılık merkezlerinden biri olarak tren rotasına eklenebilecek en dinamik şehirlerden. Müze ve galerilerden bağımsız kafelere, konserlerden gece hayatına kadar şehirde keşfedilecek pek çok şey var. Brüksel üzerinden yüksek hızlı trenlerle ulaşılabilen Berlin’i tek başına ziyaret edebileceğiniz gibi, Orta Avrupa rotasının bir parçası olarak da değerlendirebilirsiniz. Yaz aylarında şehir çevresindeki göller ise Berlin’in daha sakin tarafını keşfetmek isteyenlere farklı bir alternatif sunuyor.
Küçük ama etkileyici bir şehir arıyorsanız rotanızı Ljubljana’ya çevirebilirsiniz. Slovenya’nın başkenti; renkli şehir merkezi, nehir boyunca uzanan kafeleri ve masalsı atmosferiyle Avrupa’nın daha sakin duraklarından biri. Ljubljana ziyaretini özellikle doğayla iç içe bir seyahatle birleştirmek mümkün. Şehirden kısa bir yolculukla ulaşabileceğiniz Bled Gölü, berrak suları ve çevresindeki yemyeşil manzarasıyla rotanın en etkileyici duraklarından biri. Daha uzun bir Avrupa tren yolculuğunu deneyimlemek isteyenler içinse Ljubljana’ya giden yolun kendisi de seyahatin önemli bir parçası.


