Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Emily in Paris’in çekildiği destinasyonlardan Megève’i kışa hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğü sıcak bir yaz hafta sonunda ziyaret ediyoruz ve yaşanan değişimi, kasabanın en ünlü ailelerinden Sibuet’lerden dinliyoruz.
Küresel ısınmanın etkilerinden ve aşırı sıcaklardan bunalanların deniz tatili yerine dağa çıkmayı tercih etmeye başladığı bir dönemde, uzun bir hafta sonu kaçamağı için Megève’deyim. Havaalanında beni karşılayan şoförün Türk olması sebebiyle uçaktan iner inmez koyu, biraz da tanıdık bir sohbetin içinde buluyorum kendimi. “Türkler sürekli burada” diyor İbrahim, doğup büyüdüğü yeri anlatırken. “Çoğu Türkün burada evi var, yaz-kış geliyorlar. Sizi bıraktıktan sonra kalabalık bir misafir grubunu karşılamaya gideceğim.” Bahsettiği isimler, hepimizin bildiği, Türkiye’nin kalburüstü aileleri. Şaşırmıyor değilim. Kışın kayak yapmaya gidenleri anlıyorum ama yazın insan neden Megève’e gider veya neden burada ev sahibi olmak ister diye düşünürken, etrafı keşfettikçe sebebini daha iyi kavrıyorum.
Megève, Fransa’nın güneydoğusundaki Alpler’de, Mont Blanc masifinde yer alan dünyaca ünlü bir kayak kasabası. 1920’lerde Rothschild ailesi tarafından İsviçrelilerin St. Moritz’ine Fransız bir alternatif olarak yaratılmış. Bölge; La Giettaz bağlantılı alp disiplini pistleri, kar parkları ve kros kayak parkurlarıyla meşhur. Rustik-şık dağ evlerini, ultra lüks otellerini, pahalı designer butiklerini ve Michelin yıldızlı restoranlarını saymıyorum bile. Ulaşımın faytonlarla sağlandığı, araç trafiğine kapalı tarihi merkezindeki 13. yüzyıldan kalma Saint-Jean-Baptiste Kilisesi ve arnavutkaldırımlı ortaçağ sokakları tam fotoğraflık. Yazın yeşil ormanlar ve çayırlar arasından geçen ve panoramik manzaralar sunan Mont d’Arbois’ya kadar uzanan patikalar huzur verici. Megève tüm bunlarla yeterince ziyaretçi çekerken son dönemde popülaritesinin daha da artmasını biraz da “Emily”ye borçlu. Zira Netflix’in sevilen dizisi Emily in Paris’in 4. sezonunun Last Christmas adlı bölümü burada çekildi. Emily Cooper’ın şık Alp kaçamağına Megève ve en ünlü otellerinden Les Fermes de Marie ev sahipliği yaptı; Emily’nin Mont Blanc masifinin karlı yamaçlarındaki ilk kayak denemesi ilgiyle izlendi. Les Fermes de Marie’nin ve benim de kaldığım Lodge Park’ın sahibi, kasabanın en köklü ailelerinden Sibuet’lerin ikinci kuşak temsilcisi Marie Sibuet ile tanışır tanışmaz, bu tatlı çekim anısını ve Megève’in kayak dünyasındaki yerini soruyorum. “Megève diğer pek çok kayak destinasyonundan farklı” diye anlatıyor doğup büyüdüğü ve tanıtımına bir turizmci olarak önemli katkılarda bulunduğu kasabadan bahsederken. “Kış destinasyonlarının çoğunda kayaktan başka yapacak bir şey yoktur. Örneğin Courchevel’de sadece kayak yapabilirsiniz. Kış bitince her şey kapanır. Megève öyle değil. Burada 365 gün hayat var. İnsanların yıl boyu yaşadığı, hayat dolu bir kasabadan bahsediyoruz. Geleneksel bir tarım bölgesinin dünyanın en popüler turizm merkezlerinden birine dönüşmesini izlemek her zaman heyecan vericiydi. Lüks alışveriş, gastronomi, binicilik, bisiklet, doğa sporları derken her mevsim tatil yapabileceğiniz bir yer burası.”

Maisons & Hôtels Sibuet koleksiyonunun kurucuları, Fransız girişimci Jocelyne ve Jean-Louis Sibuet çiftinin kızı Marie Sibuet, anne-babasının 1980’li yıllarda ilk otellerini açarak başlattıkları aile işini kardeşi Nicolas ile birlikte yönetiyor. Ailenin 30 yılı aşkın süredir benimsediği ve Alpler’den Provence’a ve Karayipler’e uzanan otelleriyle temsil ettiği misafirperverlik anlayışı bir yaşam tarzı olduğu kadar özgün bir stil de sunuyor. Altı lüks butik otel, kiralık villa ve chalet’ler, restoranlar, şarküteriler, Pure Altitude adını verdikleri kozmetik markası ve üzüm bağlarını kapsayan koleksiyonun amacı, misafirlerin kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmesini sağlamak. “Çünkü kaldıkları otel, hayalini kurdukları o yer aslında; dekorasyonunu yapsalar bu eşyaları seçerlerdi, bu türden bir atmosfer yaratmayı arzu ederlerdi. İşte biz hep bu duyguyu yakalamaya çalışıyoruz” diyor Marie Sibuet. İlk olarak 1989’da, geçen kış “Emily”nin de kaldığı Les Fermes de Marie ile serüvenin temellerini attıklarından, hemen ardından, 1994’te ikonik Hotel Mont-Blanc’ı devraldıklarından, 1996’da ise kısa sürede Megève’in en şık sığınağına dönüşen Lodge Park’ı açtıklarından gururla bahsediyor. “Les Fermes de Marie daha rustik, tam anlamıyla bir dağ oteli. Lodge Park ise daha modern, özellikle kışın tüm Megève’in gelip kuyruk oluşturduğu barıyla, açık ve kapalı havuzlarıyla, longevity spa’sıyla ve bölgedeki en iyi etlerin, “bouchelier” yani et sommelier’leri tarafından servis edildiği Beef Lodge restoranıyla daha çok bugünün gezginine hitap ediyor.” Bu ihtişamda, otelin 2024’te geçirdiği kapsamlı renovasyonun etkisi büyük. Baştan aşağı yeniden yaratılan Lodge Park, 49 odalı bir otelden 29 süitli bir otele evrildi. “İnsanlar artık daha geniş odalar, daha rahat yaşam alanları istiyor” diyen Sibuet, çok beğenilen dekorasyon içinse “Bir Ralph Lauren mağazasına girmişsiniz gibi” yorumunda bulunuyor ve ekliyor: “İngiliz kulübü şıklığı ile Kanada ve İskoç dağ evi esintilerini bir araya getiren bir atmosfer oluşturmaya çalıştık. Spor-şık ama aynı zamanda elegan. Antika objeler ve eşyalar, Afrika seyahatlerinden trofe’ler, özel dokuma kumaşlarla o çok sevdiğimiz ev hissini burada da yaratmak istedik. Çoğunlukla koyu ve sıcak tonlar, kahverengiler ve doğal dağ renklerini kullandık. Eskitilmiş deriler, koyun postları, bolca ahşap ve yün dokumalar tercih ettik.” Koleksiyona bu kış iki yeni özel chalet ekleneceğini de belirtiyor. “Bu kışın yeniliği olarak hizmete girecek, otelin hemen yanındaki chalet’ler mahremiyet arayan ama otel hizmetlerinden de yararlanarak konforlu bir tatil geçirmek isteyenleri bekliyor.”
Lodge Park’ın en önemli özelliklerinden biri de sadece Megève’in değil Avrupa’nın sayılı longevity spa’larından birine sahip olması. 1000 metrekarelik bir alana yayılan Pure Altitude Longevity Spa, bölgenin ilk biohacking odaklı uzun yaşam laboratuvarı olma özelliğini taşıyor. Vücudun özel kabinlerde aşırı düşük sıcaklıklara maruz bırakılarak yenilenmesini hedefleyen Tüm Vücut Kriyoterapisi, yüksek basınç altında saf oksijen solunumu sağlayarak dokuların derinlemesine oksijenlenmesini destekleyen Hiperbarik Oksijen Kabini, kırmızı ışık terapisi kullanarak cilt altındaki kolajen üretimini tetikleyen Fotobiyomodülasyon (CeraLight Fit®) gibi pek çok yenilikçi terapinin uygulandığı Pure Altitude’da ileri teknolojinin yanı sıra doğal bakımlar da var. Jocelyne Sibuet tarafından tamamen Megève’in yerel bitki özleri ve Alpler’in doğal minerallerinden yaratılan Pure Altitude kozmetikleriyle uygulanan imza masajlar özellikle kışın kayak öncesi ve sonrası büyük rahatlama sağlıyor.
Kısacası, Megève kışa hazır. Ve burada kayak yapmasanız bile yapacak başka pek çok şey bulabilirsiniz.


