Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Beyaz kasabalar, zeytin ağaçları ve denizle çevrili bir coğrafya... Puglia’da nereye gidilir, nerede yemek yenir? Detaylı önerilerle hazırladığımız bu gezi rehberiyle bölgenin en iyi duraklarını keşfedin.
Güney İtalya’nın topuk kısmına yerleşen Puglia, ilk bakışta bir destinasyondan çok bir ‘ruh hâli’ gibi. Adriyatik ve İyonya denizleri arasında uzanan bu bölge; beyaz badanalı kasabaları, zeytin ağaçlarıyla kaplı sonsuz tarlaları ve zamansızlık hissiyle sizi yavaşlatan bir coğrafya. Burada plan yapmak önemli ama asıl mesele o planın içinde kaybolabilmek. Bu rehberi bir yapılacaklar listesi olarak değil, ritmi olan bir akış olarak düşünün.
Puglia’da deneyim, çoğu zaman bir tabakta tamamlanıyor. Her günün hafızada kalmasını sağlayacak restoranları da listenize almayı unutmayın.

Fotoğraf: Alamy
Yolculuğa bölgenin başkenti Bari’den başlamak en kolayı. Ama Bari’de uzun uzun kalmak yerine kendinizi hemen kıyıya bırakmak isteyeceksiniz. Arabanızı kiralayın ve yaklaşık 30 dakika uzaklıktaki Polignano a Mare’ye doğru yola çıkın.
Polignano, dramatik kayalıkların üzerine kurulmuş, aşağıda turkuaz bir denizin çarptığı bir kasaba. İlk bakışta kartpostal gibi ama biraz yürüdükçe detaylarıyla sizi içine çekiyor. Dar sokaklarda yürürken duvarlara yazılmış şiirlerle karşılaşmak, ansızın açılan manzaralar ve her köşede başka bir ışık… Burada yapılacak en iyi şeyi bulmak basit: Yürümek, yüzmek ve uzun bir öğle yemeğine oturmak. Özellikle çiğ deniz ürünleri (crudo) ve limonla servis edilen ahtapot, bölgenin imzası gibi.
Günün sonunda günbatımını izlemek için sahile inin. Işık, taşların rengini değiştirirken kasaba başka bir tona bürünüyor. İşte o an Puglia’nın temposunu gerçekten hissetmeye başlıyorsunuz.
Günün finalini biraz teatral bir deneyimle yapmak isterseniz, bu mekan tam sizlik. Kayaların içine oyulmuş bir mağarada, denizin hemen üzerinde yemek yiyorsunuz. Menüden çok atmosfer için gelinen bir yer ama deniz ürünleri gayet güçlü. Gün batımına rezervasyon yapın; ışık, deneyimin yarısı.

Fotoğraf: Alamy
İkinci gün, Puglia’nın iç kesimlerine doğru ilerleme zamanı. Sabah erken saatlerde Alberobello’ya gidin. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu kasaba, trulli adı verilen konik çatılı taş evleriyle tanınıyor. Alberobello turistik olabilir ama erken saatlerde gittiğinizde hâlâ o masalsı hissi yakalamak mümkün. Trulli’lerin arasında yürürken mimarinin sadece estetik değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu fark ediyorsunuz.
Ardında Locorotondo’ya geçin. Çoğu kişi Alberobello’da daha uzun kalırken, aslında Puglia’nın ruhunu en iyi hissettiren bu yeri kaçırabiliyor. Çiçeklerle süslenmiş balkonlar, sessiz sokaklar ve neredeyse kusursuz bir düzen… Her yer çok zarif.
Öğleden sonra rotayı Ostuni’ye çevirin. Tepede konumlanan bu kasaba, uzaktan bakıldığında tamamen beyaz bir siluet gibi görünüyor. Güneş ışığıyla birlikte bu beyazlık göz kamaştırıcı bir hâle geliyor. Ostuni’de yapılacak en iyi şey yine kaybolmak. Dar sokaklarda dolaşın, küçük butiklere girin ve akşam yemeği için bir teras bulun. Gün batımında şehrin altın tonlara bürünmesi, Puglia’nın en unutulmaz anlarından biri.
Taş duvarların içine oyulmuş odalarda yemek yemek, Ostuni deneyimini derinleştiriyor. Menü sade ama kusursuz: Orecchiette, burrata ve yavaş pişmiş etler mekanın öne çıkan lezzetleri arasında.

Fotoğraf: Masseria Moroseta Restaurant
Puglia’yı Puglia yapan şeylerden biri de masseria kültürü. Eski çiftlik evlerinin restore edilerek butik otellere dönüştürüldüğü bu yapılar, bölgenin kalbini temsil ediyor.
Bir gününüzü mutlaka bir masseria’da geçirin. Sabah kahvaltısında taze ricotta, yerel zeytinler, ev yapımı ekmeklerin tadına bakın. Öğleden sonra havuz başında ya da zeytin ağaçlarının arasında yürüyüş yapın. İsterseniz burada yemek workshop’larına katılabilirsiniz. Orecchiette makarnasının nasıl yapıldığını öğrenmek, bölgenin kültürüne dokunmak gibi.
Mekanda yemekler günlük ve mevsimsel ürünlere göre hazırlanıyor. Zeytinyağı kendi üretimleri, sebzeler ise doğrudan bahçeden geliyor. Mutfak anlayışı basit ama özenli. Akşam yemeğini tercih edebilir ve mümkünse burada konaklayabilirsiniz. Bu deneyimi kısa tutmamak en iyi seçenek.

Fotoğraf: Alamy
Son gününüzü Lecce’ye ayırın. ‘Güney’in Floransa’sı’ olarak anılan bu şehir, barok mimarinin en etkileyici örneklerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Lecce’de taş, adeta bir sanat formuna dönüşüyor. Kiliselerin cepheleri, balkon detayları, heykeller mükemmel bir işçilikle şekillendirilmiş. Şehri izlemek için küçük kafelerde oturun, bir espresso söyleyin ve etrafı izleyin.
Dönmeden önce mutlaka pasticciotto deneyin. İçinde krema olan bu küçük tatlı, Puglia’nın sade ama etkileyici mutfağının güzel bir özeti gibi.
Geleneksel mutfağı modern bir dokunuşla sunan ama bunu abartmayan bir yer. Ricotta dolgulu makarnalar ve yerel şaraplar öne çıkıyor. Avluda bir masa bulursanız, Lecce’nin akşam enerjisini gerçekten hissedersiniz.
Eğer Puglia’nın yavaş ve estetik tarafını deneyimlemek istiyorsanız, burası neredeyse kusursuz bir başlangıç noktası. Beyazın en sade tonları, minimal mimari ve zeytin ağaçlarıyla çevrili bir sessizlik. Sabah kahvaltıları uzun, akşam yemekleri törensel gibi. Tasarım meraklıları için de ayrı bir ilham kaynağı.
Taş duvarlar, geniş bahçeler ve doğayla iç içe bir yaşam sunuyor. Potenti’delüks, gösterişte değil sadelikte saklı. Şarap ve zeytinyağı deneyimi de güçlü. Eğer biraz daha izole, daha sakin bir deneyim arıyorsanız ideal.
Ostuni’nin merkezinde, tarihî bir sarayın içinde konaklamak… Paragon 700, barok ihtişamı modern bir tasarım diliyle buluşturuyor. Tavan freskleri, heykeller ve çağdaş dokunuşlar bir arada. Şehrin içinde olup aynı zamanda izole hissettiren nadir yerlerden. Spa ve bahçe alanı da büyük artı.
Eğer denize yakın olmak önceliğinizse, bu otel iyi bir denge kuruyor: modern konfor ve Puglia ruhu. Kum rengi tonlar, sade odalar ve doğrudan plaja açılan bir atmosferi var. Masseria kadar otantik değil ama daha konforlu ve rahat bir deneyim sunuyor.
Puglia için en ideal zaman mayıs, haziran ve eylül. Temmuz ve ağustos sıcak ve kalabalık olabiliyor. Bari’ye uçup araba kiralamak en iyi seçenek. Çünkü bu rota spontane keşiflerle güzelleşiyor. Konaklama tarafında büyük oteller yerine butik oteller ve masseria’lar deneyimi tamamen değiştiriyor.


