Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sanat tarihi, kahve kültürü ve mimarisiyle öne çıkan Viyana’nın, gezmesi 48 saate sığabilecek müzeleri, ikonik kafeleri, alışveriş durakları ve konaklama adresleri.
Viyana, tarihi boyunca Avrupa’nın sanat ve kültür merkezi olmayı başarmış bir şehir. Art Nouveau ruhunu taşıyan mimarisi, Freud’un adım attığı sokakları ve Mozart’ın bestelerine ilham veren atmosferi, hafızalarda özel bir yere yerleşiyor. Before Sunrise’da bir mekandan çok karaktere dönüşen Viyana’yı ziyaret etmek ve şehrin bir parçası olmak için 48 saat yeterli olabilir. Habsburg Hanedanı’ndan kalan sarayları, sanat adresleri, lokal alışveriş durakları ve yeme-içme noktalarıyla Viyana, unutulmaz bir seyahat deneyimi sunuyor.

The Kiss, Gustav Klimt (1862-1918), Viyana, 1907-1908 Fotoğraf: @belvederemuseum
Klimt’ten Van Gogh’a birçok ünlü ressamın eserleri Viyana’daki müzelerde sergileniyor. Özellikle The Kiss’in sergilendiği Belvedere Müzesi, şehrin en uğrak sanat mekanlarından biri. Bu kadar seçenek içinde Viyana'daki müzelerin hepsini gezerek şehrin ruhunu deneyimlemek pek de mümkün olmuyor. Bu nedenle Belvedere, Albertina, Hofburg, Schönbrunn ve Kunsthistorisches (Viyana Sanat Tarihi Müzesi) gibi duraklar arasından ilginizi çekenleri seçerek daha işlevsel bir zaman planlaması yapabilirsiniz. Ancak Albertina Müzesi’nin, Opera Binası’nı gören meşhur terası, atlanmaması gereken lokasyonlardan.
Viyana yalnızca müzeleri ve sanat eserlerinin zenginliğiyle değil, kültürel etkinlikleriyle de dünya çapında adını duyuruyor. Özellikle kasım ayının sonunda şehir, balo sezonunun açılışıyla klasik ve sofistike bir atmosfere bürünüyor. Bu atmosfer, festival sezonu şubat ayında sona erene kadar devam ediyor ve Viyana Devlet Operası da balolara ev sahipliği yapıyor.

Fotoğraf: German Larkin / Vogue
İmparatoriçe Elisabeth ve İmparator I. Franz Joseph’in de izleyicileri arasında bulunduğu Mozart’ın Don Giovanni’siyle açılmış olan Opera Binası, bugün balo sezonu dışında da şehrin sanat yaşamının merkezinde yer almaya devam ediyor. Dünyanın en büyüleyici opera binalarından biri sayılan Viyana Operası'nda bir bale veya opera gösterisi izlemeden şehirden ayrılmamak gerekiyor.

Fotoğraf: Café Central
Viyana’da yeme-içme genellikle bir kültür olarak algılanıyor. Bir kahve içerek saatlerce vakit geçirilebiliyor, kahvaltılar uzuyor ve yemekler, sohbetlerin eşlikçisi olarak görülüyor. Kahveyle Osmanlı Dönemi’nde tanışan Viyanalılar için bugün bu kültür, artık bir içecekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Mekanlar bu kültürü yaşatırken şehrin mirasını da temsil ediyorlar. Café Central sadece titizlikle korunan iç tasarımıyla değil, geçmişte Stalin, Hitler, Kafka ve Freud gibi isimlerin müdavimi olmuş olmasıyla da dikkat çekiyor. Café Sperl ise Before Sunrise filminde yer almasıyla öne çıkarken Café Mozart, ünlü bestekarın adını taşıyan tatlı ve kahve çeşitleriyle de biliniyor.

Fotoğraf: @gotacoffeevienna
Bu adresler Viyana’nın klasik ve şık ruhunu yansıtırken, daha lokal bir deneyim için yönü şehir merkezinden Schönbrunn bölgesine çevirmek gerekiyor. GOTA, geçtiğimiz yıl en iyi kahve dükkanları sıralamasında dünyada üçüncü ve Avrupa’da birinci seçilerek kahve konusundaki yetkinliğini kanıtladı. Bu yıl da yedinci sırada konumlanan mekan, sıcak iç tasarımı, arkadaş canlısı hizmeti ve geniş kahve seçkisiyle, uzayan kahvaltılar için ideal.
Söz konusu Viyana mutfağı olunca, şnitzel için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Figlmüller tek adres gibi görünse de Café Central, Plachutta ve ef16 da geleneksel lezzeti sürdüren mekanlardan.

Fotoğraf: Bocca Lupo
Viyana’da alışveriş için merkezden uzaklaşmak istemeyenlere, zincir mağazalar ve lüks markaların yer aldığı Kohlmarkt ve Kärntner Straße pratik bir çözüm sunuyor. Ancak şehrin genelinde, ara sokaklardaki butiklerde veya ikinci el dükkanlarında canlı bir vintage kültürü sürdürülüyor. Bootik 54, Avrupai ve Amerikan vintage stilini bir araya getirirken Bocca Lupo, lüks markaların bulunması zor parçalarını sunuyor.

Fotoğraf: © Hotel Sacher
Şehrin mimari tarzı, otellerin iç tasarımında da kendini göstermeye devam ediyor. Viyana Opera Binası’nın karşısında konumlanan Hotel Sacher, tarihî dekoratif dokunuşlarla, şehrin rafine atmosferini odalarına taşıyor. Michelin Key sahibi otel, şık, sakin ve özel bir konaklama deneyimi vadediyor.