Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nın kalbi Dolomitler lüks, gastronomi ve dağ ruhunun buluştuğu atmosferiyle yeniden sahneye çıkıyor.
İtalya’nın kuzeyi söz konusu olduğunda akıllara önce modanın başkenti Milano, sonra da ünlülerin uğrak yeri Como Gölü gelir. Ancak benim gibi doğada vakit geçirmeyi, spor yapmayı ve yılın her dönemi kayda değer şeyler sunabilen coğrafyalarda olmayı seven biriyseniz, listenizde üst sıralara almanız gereken yer Dolomitler’dir. Bu haşmetli dağlar, Alpler’in alt kolu olsa da kendine özgü jeolojisiyle geri kalan dağlardan tamamen ayrılır. Neredeyse tamamı dolomit taşından oluşan dağlar, soluk gri tonları, tırtıklı yüzeyleri ve sanki yeryüzünün kabuğunu yararak fırlamış gibi duran keskin kuleleriyle insanı kendine hayran bırakır. Öyle ki günbatımında zirvelerin pembe ve turuncu arasında parladığı, bölge halkının “enrosadira” ismini verdiği ışığın gözlemlenebildiği anlar, Dolomitler’in UNESCO Dünya Mirası olmasının sebeplerinden biri kabul edilir.
Bugünlerde ise Kuzey İtalya’nın bembeyaz zirvelerinde dev bir hazırlık var. 2026’nın şubat ve mart aylarında tarihte ilk kez iki şehir hem Olimpiyat Kış Oyunları’na hem de Paralimpik Kış Oyunları’na ev sahipliği yapacak. Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nın bir diğer özelliği de kuzeydeki merkez Milano ve yaklaşık 400 kilometre kuzeydoğuda yer alan Alp tatil beldesi Cortina d’Ampezzo ile bugüne kadar coğrafi açıdan en geniş alana dağılan Olimpiyatlar olması. Oyunların mekanları dağlık arazide 22 bin kilometreden fazla bir alana yayılacak.
Dolayısıyla Olimpiyatlar yaklaştıkça Dolomitler, sadece sporun değil tasarım otellerin, gastronomi kültürünün ve yıl boyunca süren dağ yaşamının yeni sahnesine dönüşmenin de heyecanını yaşıyor. Hatta kış aylarının trend destinasyonlarından biri olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Cortina d’Ampezzo, Val di Fiemme, Valtellina ve çevresindeki pistlerde yüzlerce sporcu yarışırken, bölge birkaç hafta boyunca deyim yerindeyse bir vitrine dönüşecek. Ancak bana sorarsanız Olimpiyatlar yalnızca bir başlangıç. Bu ihtişamlı dağlar oyunlar bittikten çok sonra da ilham vermeye devam edecek.

Aman Rosa Alpina
Dolomitler üç bölgeye ayrılıyor: Lombardiya, Trentino Alto Adige ve Veneto. Her vadinin dili, kültürü ve yaşam temposu farklı. Aynı gün içinde İtalyanca, Almanca ve Ladince duymak mümkün.
Dolomitler’in vitrini ve Olimpiyatların kalbi olan Cortina d’Ampezzo, lüks oteller, şık mağazalar, geniş pistler, hareketli merkezi ve güçlü gastronomi sahnesiyle hem kışın hem yazın çekim noktası. Şehir merkezinde zarif butiklerin ve tarihi kafelerin yan yana dizildiği Corso Italia, Cortina’nın sosyal kalbi olarak günün her saati canlı. Çevresindeki Dolomit zirveleri günbatımında pembeye çalan ışıklarıyla şehre romantik bir fon sunarken, Cortina’nın mimarisi de Alp geleneği ile modern zarafeti birleştiriyor.
Ladin kültürünün merkezi Alta Badia & Val Badia’da San Cassiano ve Corvara çevresi, Michelin yıldızlı restoranlarından dağ kulübelerine geniş bir gastronomi çeşitliliği sunuyor. Dar sokaklarında taş evler ve ahşap balkonlar bölgenin geleneksel dokusunu koruyor; modern oteller ve şef restoranları bu mirasa çağdaş bir yorum katıyor.
Val Gardena & Alpe di Siusi kartpostalı andıran manzaraları, geniş yürüyüş parkurları ve etkileyici kaya siluetleriyle Dolomitler’in en çok ziyaret edilen bölgelerinden. Ortasında yer alan Ortisei, Selva ve Santa Cristina kasabaları hem geleneksel Ladin kültürünü hem de modern dağ turizmini bir arada sunuyor. Alpe di Siusi’nin geniş çayırları ise Avrupa’nın en büyük yüksek yaylası.
Val di Fassa ve çevresinin dağ ve bisiklet sporlarıyla ilgilenenlere uygun zengin bir outdoor altyapısı var. Dolomitler’in en uzun ve zorlu rotalarından bazılarına ev sahipliği yapan bölge, yaz aylarında dağ bisikleti parkurları ve trekking yollarıyla sporcular için gerçek bir açık hava laboratuvarı. Kışın da kayak ve snowboard yapılabilen geniş pistleriyle öne çıkıyor.
Tüm bu noktalar Dolomiti Superski sistemine bağlı. Tek bir skipass ile 12 kayak alanına, 450’den fazla lifte erişebiliyorsunuz. Aynı ağ yaz aylarında yürüyüş ve bisiklet rotalarına açılıyor.

Messner Mountain Museum
Dolomitler’de yapılacaklar listesi, doğa ile kültürün buluştuğu bir keşif yolculuğu adeta. Tre Cime di Lavaredo’nun ikonik üçlü zirvesi, bölgenin unutulmaz manzaralarından birine sahip. Aynı coğrafyada Lago di Braies’in kalabalık cazibesi ile Lago di Carezza’nın daha sakin ama büyüleyici atmosferi, Dolomit göllerinin kontrastını ortaya koyuyor. Spor tutkunları için Sellaronda turu, dört geçidi birbirine bağlayan efsanevi rotasıyla kışın kayakçıların, yazın ise bisikletçilerin vazgeçilmez klasiği. Bölge aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Dolomit zirvelerinin panoramik manzaralarıyla, fotoğraf meraklılarına eşsiz bir sahne sunuyor.
Dağların kültürel yüzü ise Messner Mountain Museum Corones’da karşımıza çıkıyor; Zaha Hadid imzalı mimarisiyle bulutların içinde yükselen bu müze, Alp dünyasını etkileyici bir şekilde anlatıyor. Ladin kültürünü tanımak isteyenler San Martino in Badia’daki Museum Ladin Ciastel de Tor’da bölgenin geleneksel yaşamını keşfedebilir. Yaz aylarında Dolomitler, Maratona dles Dolomites bisiklet yarışı, yürüyüş parkurları, via ferrata rotaları (dağlarda ve dik kaya yüzeylerinde çelik halatlar, demir basamaklar, merdivenler ve kancalarla sabitlenmiş güvenli tırmanış yolları) ve sakin dağ patikalarıyla spor ve keşif dolu bir takvime dönüşüyor. Ayrıca Alpe di Siusi’nin geniş yaylaları ve Val Gardena’nın kartpostal manzaraları, doğa ile iç içe bir tatil arayanlara farklı seçenekler vaat ediyor. Kısacası Dolomitler hem doğa hem kültür hem de sporla bütünleşen çok katmanlı bir deneyim yaşamak için ideal.

Ancora Cortina
Cortina d’Ampezzo’nun en eski yapılarından biri olan Hotel Ancora, 1826’dan beri şehrin hazinesi. Bu yıl Renzo Rosso’nun vizyonu ve tasarımcı Vicky Charles’ın dokunuşuyla bütünüyle yenilenen otel, The Leading Hotels of the World zincirine katılarak alpin geleneği modern zarafetle buluşturuyor. Ahşap paneller, kadife perdeler ve günbatımında altın rengine dönen dağ ışığıyla Hotel Ancora artık bir otelden çok, yaşayan bir tarih kitabı gibi. Şef Andrea Chivetto’nun menüsü ise bölgenin klasik tariflerini çağdaş yorumlarla yeniden yazıyor: Tereyağlı polenta üzerinde yavaş pişmiş geyik eti, pancarlı ravioli (casunziei) ya da Alta Badia peynirleriyle hazırlanmış risotto... Terasta oturup Cortina merkezinin hareketini izlemek bile Dolomitler’in ruhunu hissetmeye yetiyor.
San Cassiano köyünde yeniden doğan Aman Rosa Alpina ise minimalizmle dağ ruhunun kavuşumu sanki: Jean-Michel Gathy’nin tasarımı, Aman markasının zarif çizgilerini Ladin kültürünün sıcaklığıyla bir araya getiriyor. Uzun yıllar üç Michelin yıldızlı St. Hubertus restoranına ev sahipliği yapan otel, bugün Aman çatısı altında bölgenin peynirlerini, yaban mantarlarını ve dağ otlarını rafine bir mutfakta yeniden yorumluyor. “Malzeme konuşsun” yaklaşımıyla hazırlanan tütsülenmiş speck (özel bir jambon çeşidi), dağ otlarıyla servis edilen karides carpaccio ya da peynir tekerinde karıştırılan taze tagliolini, sade malzemeden doğan lezzet harikaları. Yemekten sonra spa’da doğal taşlarla kaplı havuzda yüzmek, karla örtülü çam ağaçlarının ve köy çanlarının sesi eşliğinde Dolomitler’in kalp atışlarını duymak mümkün.
Cortina’nın simge yapılarından Hotel Cristallo, 1901’den beri aristokrat zarafetin adresi. Mandarin Oriental grubu ve Herzog & de Meuron’un işbirliğiyle Art Nouveau detayları korunarak restore edilen otel, 83 odası, iç-dış bağlantılı havuzu ve dağ manzaralı spa’sıyla “Alpine Grand Hotel” kavramını yeniden tanımlıyor. Yeni restoranlarında Uzakdoğu etkili İtalyan menüler, füzyon tatlar ve yerel ürünlerle hazırlanan yaratıcı tabaklar tasarlanıyor. Mandarin Oriental Cristallo, klasik Avrupa zarafetini Asya’nın inceliğiyle buluştururken Cortina’ya yeni bir uluslararası enerji getiriyor.

Dolomitler’de gastronomi, dağların ritmiyle uyumlu bir sofra kültürü. Kış aylarında kayak pistleriyle ünlü olan bölge, yazın yemyeşil vadilerde yürüyüş rotaları, ahşap malga (mevsimlik dağ çiftlikleri) çiftliklerinde peynir yapım atölyeleri ve el sanatlarıyla dolu köy pazarlarıyla bambaşka bir sahneye dönüşüyor.
Ladin, Güney Tirol ve Venedik geleneklerinin birleşimiyle oluşan Dolomit mutfağı, dağların katmanlı yapısı kadar zengin bir lezzet kültürü sunuyor. Casunziei all’Ampezzana (pancarlı ravioli), ev yapımı knödel, taze otlarla marine edilmiş dana carpaccio, kremalı yaban mantar çorbası ve Puzzone di Moena, Alta Badia caprino, Asiago Vecchio gibi peynirlerden oluşan tabaklar mevsimlerin döngüsünü ve yerel üreticilerin emeğini anlatan hikâyeler.
Gastronominin zirvesini arayanlar için Brunico’daki Atelier Moessmer ve Pinzolo’daki Ristorante Grual, dağ malzemelerini çağdaş bir dille yeniden yorumlayan yıldızlı adresler. Bunun yanında San Cassiano’daki St. Hubertus, üç Michelin yıldızıyla Dolomitler’in en prestijli mutfaklarından biri. Corvara’daki La Stüa de Michil, ahşap panelli salonunda Ladin geleneğini rafine bir zarafetle sunarken, Ortisei’deki Tubladel ise rustik atmosferinde bölgenin klasiklerini modern dokunuşlarla yeniden yorumluyor. Daha samimi bir deneyim içinse dağ kulübelerinde sunulan ev yapımı speck ve taze peynirler, Dolomitler’in gündelik yaşamını sofraya taşıyor.
Milano Malpensa ve Bergamo Orio al Serio havalimanları, Dolomitler’e açılan en pratik kapı. Trenle Bolzano veya Trento’ya, oradan da otobüslerle Cortina ve diğer vadilere ulaşmak mümkün. Kışın ve yazın çoğu kişi tek bir merkezde konaklayıp Dolomiti Superski / Supersummer pass ile liftleri kullanıyor. Ancak benim tavsiyem kesinlikle araç kiralamanız, zira otellerin, restoranların ve görmeye değer doğal güzelliklerin birbirlerine uzaklığı azımsanacak gibi değil. Araç kiraladığınız bir senaryoda Münih’ten de birkaç saat içinde Dolomitler’e ulaşmanız mümkün.