Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Birbirinden çekinmeyen ama bir araya geldiğinde güçlü bir enerji yaratan renklerle çalışmayı seven ressam Aslı Sayan ile konuştuk.
Aslı Sayan, “Benim için sanat biraz oyun, biraz farkındalık ve çokça sevgidir” diye tarif ediyor sanata yaklaşımını. Resimlerinde kurduğu dinamik ve oyunbaz evrenler, parlak bir renk cümbüşünün ortasında beliren sevimli figürler yaratıcılığının köklerinin çocukluğun sebepsiz neşesine uzandığını hissettiriyor. Duygularını ve dünyaya bakışını hayvan figürleriyle yorumladığı son resim serisi Love and Animals’da da kalbinize masumiyetin iyimserliğiyle dokunan bir dünya var: “Hayvan figürleri hem doğayla kurduğum bağa hem de herkesin içinde yaşayan o çocuğa bir gönderme. Aslında çocukluğumuza baktığımızda dünya daha renkli, daha neşeli ve daha özgür değil miydi? Ben eserlerimde biraz o hissi hatırlatmak, izleyiciyi o duyguyla yeniden buluşturmak istiyorum.”
Love and Animals’ın olmazsa olmazı canlı renkler; çünkü “enerjisi büyük ölçüde hayvanlardan ve renklerden geliyor.” Sanatçının renklerle kurduğu cesur ilişki aslında yıllar içinde şekillenmiş. Üniversite yıllarında hocalarının özellikle renk kullanımına dikkat çektiğini, ona sık sık “Renkler senin en büyük imzan olacak” dediklerini anlatıyor. “Belki de bu yüzden renkleri cesur kullanmak zamanla benim dilime dönüştü, çünkü renklerin izleyiciye doğrudan bir duygu geçirdiğine inanıyorum.”

Renklerin doğrudan izleyiciye geçirdiği o duygu, iyimserliğe yüklediği anlamla da yakından ilişkili. Sayan umut ve neşenin sıradan bir iyimserlik tezahürünün ötesinde bilinçli bir tavır olduğunu söylüyor: “Bence günümüz dünyasında umut ve neşe üretmek çok bilinçli bir duruş. Her gün olumsuz haberlerle karşılaştığımız bir dünyada iyiliği, sevgiyi ve umudu hatırlatmak aslında önemli bir sorumluluk.” Sayan’ın renklerle kurduğu ilişki çoğu zaman sezgisel bir akışla şekilleniyor. Her yeni iş, bir duygunun sesine kulak vermekle başlıyor. Paletler sezgisel olarak ortaya çıkarken, yıllar içinde oluşmuş bilinçli bir renk dili de bu sürece eşlik ediyor. Önce içindeki duyguyu dinliyor; o an anlatmak istediği hikaye hangi renkleri çağırıyorsa süreç oradan başlıyor. Bu yaklaşım özellikle Love and Animals serisinde güçlü bir görsel ritim yaratıyor. Peki sanatçının işlerini tek bir renk paletiyle tanımlamak gerekse? “Sanırım canlı, cesur ve enerjik bir palet olurdu. Parlak kırmızılar, güçlü maviler, sıcak sarılar, canlı pembe ve turuncular… Birbirinden çekinmeyen ama bir araya geldiğinde güçlü bir enerji yaratan renkler.”
Renkli ve enerjik bir işin bir mekana girdiğinde o alanın atmosferini dönüştürebileceğine inanan Sayan’a göre böyle bir eser mekanın ruhunu da etkiliyor. “Bir eserin müzede ya da galeride görülmesinin yanı sıra insanların günlük hayatının bir parçası olması beni çok heyecanlandırıyor. Sanatın bazen hayatın içinde, fark etmeden ama sürekli iyi bir duygu bırakan bir eşlikçi olabileceğini düşünüyorum. Eğer bir eser her gün bakıldığında hâlâ bir şey hissettirebiliyorsa, küçük bir enerji ve neşe bırakabiliyorsa, benim duygularım karşı tarafa geçmiş demektir.”
