Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Uluslararası çizgi dünyasının en güçlü isimlerinden M.K. Perker ile Pilot Galeri’de devam eden performatif sergisi LIVE vesilesiyle konuştuk.
Şu günlerde biraz sergi dolaşayım deyip de yolunuzu Cihangir’deki Pilot Galeri’ye düşürürseniz, duvarlardaki boş çerçeveler karşısında kısa bir an şaşkınlığa kapılabilir, hemen sonra bu boş çerçevelerin absürd birer çağdaş sanat eseri olduğunu düşünebilirsiniz. ABD'de 6.24 milyon dolara satılan duvara bantlanmış muz(!) eseri vb. örnekler aklınıza üşüşse de yürümeye devam edin. Ta ki geniş salonda bir masada oturmuş, dikkatle çizim yapan M.K.Perker’i görene kadar.
Eserleri The New York Times, The Wall Street Journal, The New Yorker ve Mad Magazine gibi prestijli mecralarda yayınlanmış bir çizer M.K.Perker. Kendisi Uluslararası İllüstratörler Derneği’nin ilk ve tek Türk üyesi; üstelik Çini mürekkebi ve tarama ucu sanatının ülkemizdeki az sayıdaki temsilcilerinden biri. Nilay Örnek’in Nasıl Olunur? podcast’ine konuk olduğu bölümde anlattığı üzere, teyzeleri onu 14 yaşındayken Gırgır dergisine götürerek çizimlerinin görülmesini sağlıyorlar; 16 yaşındayken de ilk karikatürü aynı dergide yayınlanıyor. Yani başarılarını okuduğunuz zaman zihninizde beliren “yaş almış sanatçı” imgesinin aksine oldukça genç olmasının sebebi, çok erken bir yaşta çizgi dünyasının içine dalması.
Kişisel geçmişimdeyse, M.K.Perker’i ilk olarak, her pazar günü acar muhabir Ece’nin maceralarını takip ettiğim hafta sonu gazetesi vesilesiyle tanıdım. Kasım 2013’ten beri yayınlanan Ece, en uzun soluklu Türk çizgi dizilerinden biri. “Ece dışarıdaki hayatla eş zamanlı değişiyor. Yaşı hep aynı kalıyor, yaptığı iş de öyle. Ama hayat gibi, bizim gibi, o da ertesi gün başka birisine doğru evriliyor” diyor M.K.Perker, Ece’nin neden bu kadar sevildiğini sorduğumda.
M.K.Perker, 28 Şubat’a kadar her gün 11.00-18.00 saatleri arasında Pilot Galeri’deki masasına kurulacak ve boş çerçevelere yerleşecek olan eserlerini çizecek. Ben ziyaret ettiğimde 3 çerçeve dolmuştu bile. M.K.Perker kızıyla birlikte, müzik eşliğinde çizimlerini yapıyordu. Bu performatif sergi, galeriyi alıştığımız bir sergi mekanı olmaktan çıkararak bir deneyim alanına dönüştürüyor aslında. Perker ile LIVE sergisini ve çok daha fazlasını konuştuk.

M.K.Perker, LIVE, Pilot Galeri. Fotoğraf: Dilan Saray
O zamanlar Gırgır dergisi bir TV kanalı ya da TV programı kadar popülerdi. Derginin yayınlandığı cuma günleri bütün ülke Gırgır’da ne yayınlandıysa onun hakkında konuşurdu. İlk karikatürüm yayınlandığında Barcelona A takımında sahaya çıkmışım gibi hissettim.
Çok haklısınız, Türkiye’de çizginin katalizörü mizah dergileridir. Ama sadece çizgi değil, genel anlamda ‘komedi’nin de. Bizden çıkan isimleri düşününce bu sonuca rahatlıkla varıyoruz. Gani Müjde’den Cem Yılmaz’a, Altan Erbulak’a... Günümüzde, bu durum artık yok.
New York her sanatçıyı nasıl olumlu etkilerse ben de bundan payımı aldım. Alan Ginsberg’in kahve içtiği bir cafede güne başlamak, Lichtenstein’in her öğle yemeğini yediği Diner’da yemek yemek, Bob Dylan’ın ‘şapka gezdirerek’ müzikten ilk parasını kazandığı Washington Square Park’ta öğleden sonra yürüyüşünü yapmak ve o sırada Chuck Close’a rastlamak, benim gibi sürekli ilham alabilen birisi için bulunmaz bir deneyimdi. Geri dönme nedenim teknolojinin çok gelişmiş olması. Artık o an nerede olursam olayım, hem orada hem burada olabiliyorum.
Evet oldu. ABD’de de özellikle Instagram öncesi, 'M.K.' kısaltmasından dolayı kadın olduğumu düşünenler oldu çünkü M.K. İngilizce’de akla ilk 'Mary Kate’i getiriyor. Ece, en uzun soluklu Türk çizgi karakterlerinden bir tanesi oldu. Çünkü Ece dışarıdaki hayatla eş zamanlı değişiyor. Yaşı hep aynı kalıyor, yaptığı iş de öyle. Ama hayat gibi, bizim gibi, o da ertesi gün başka birisine doğru evriliyor.
İnsanlar ben çizerken izlemekten hoşlanıyorlar. Bunu daha önce birçok yerde ama özellikle imza günlerinde çok deneyimledim. Ben de bundan sıkılmıyorum ve çizerken, bir yandan da izleyenlere angaje olabiliyorum. "Bu ikisini nasıl bir araya getirebilirim" diye birkaç yıl düşündükten sonra bu fikri oluşturdum. Ama bu ‘oluşma’ aşamalarıyla geldi bana. Sonunda şimdiki formatına ulaştım.
Zaten uzun zamandır öyle aslında; yani sosyal medyanın giderek yaygınlaşmasından beri. Ama bunlar sadece kaydedilmiş performanslar ve hepsi tek bir çizime odaklanıyordu. Çoğunda da sanatçının kendi çalışma alanında gerçekleşiyor bu performanslar, yani ‘public’ performans değiller. Ama bir serginin tamamının bu şekilde oluşması, daha önce olmadı.
Bu çalışma bence, "Performans + Eser = Sergi" değil. Ben şöyle tanımlıyorum: "Performans + Sergi = Eser". Bu yüzden, birleştirdiğim bu iki kategoriye de eşit derecede önem veriyorum. Bundan dolayı, işlerin oluşması aşamasına çok uzun zaman ayırdım ve bir yılı aşkın süre boyunca ön hazırlıklarını yaptım. Yani eskizler ve final kurşun kalemleri. Şöyle bir analojiye gidebilirim: Bestelerin hepsini tamamladım ve şimdi sahnede icra ediyorum.

The Kiss, M.K.Perker, 2026
Adını ağzımızdan düşürmediğimiz ve büyük hayranlık duyduğumuz hiçbir yaratıcı/sanatçı gün içinde bundan daha az çalışmamıştır emin olun. Düzenli ve istikrarlı bir çalışma düzeni dışarıdan ‘disiplin’ olarak tanımlanıyor haklı olarak ama benim hissettiğim, tutku.
Yapay zeka için, bugüne kadarki tüm sanat tarihi bir ‘data’dır. Yapay zeka ile üretilen her iş, bir başka sanatçının eserinden farklı yüzdelerle çalınarak yapılıyor. Hırsızlığın yeni ve daha ‘fancy’ tanımlaması bu. Ne bunu yapması, ne de bununla yapılanı izlemesi bana çekici geliyor.
İlhamı gece bulanlardanım ama kesinlikle sabah insanıyım. Güne ve çalışmaya erkenden başlarım.
Çok doğru bir tespit bu. Çizim yaptığım zamanlar dışında ben de aynı dertten muzdaribim ama çalışırken pek bir şikayetim olmuyor. Ama şöyle şeyler olabiliyor: Mesela çalışırken müzik dinliyorum ve diyelim o anda Dizzy Gillespie çalıyor. “Aaa, dur bakayım Dizzy Gillespie ne zaman ölmüştü yaa” falan deyip sonra da yarım saat jazz ile ilgili makaleler okuduğum oluyor.
Tartışmasız bir şekilde bütün jenerasyonlardan daha yüksek bir ilgi ve meraka sahip olduklarını gözlemliyorum.

Hem de seve seve: Sıradan Zaferler, Manu Larcenet; Ghost World, Dan Clowes; Sandman, Neil Gaiman.
Okan çok hayran olduğum bir aktör ve çok sevgili bir arkadaşım. Richard’ın oluşma aşamalarındaki çoğu ön çalışma ve toplanmada vardım ama benim katkım dekorda kullanılan birkaç deseni hazırlamak oldu.

He’ll Be Seeing You Shortly, M.K.Perker, 2026
LIVE tamamlanınca çizgi roman deadline’larıma geri döneceğim. Okuyucuları Eylül 2026 gibi iki yeni çizgi roman albümüm bekliyor olacak.
M.K. Perker’in performatif sergisi LIVE, Pilot Galeri’de 27 Ocak – 28 Şubat arası her gün 11.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.