Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Her sanatçının üretim pratiği başka bir yerden başlıyor. Kimi mekanın hafızasını ve aidiyet duygusunu takip ediyor, kimi doğaya ve değişen manzaralara bakıyor. Bir fikrin sanata dönüşme yolculuğunu günümüzün genç, başarılı sanatçılarından dinliyoruz.
Benim için yeni bir iş, genellikle henüz tamamladığım bir öncekinin devamından doğuyor. Birbirini kesintisiz besleyen bu ilham sürecinde benzer malzemelerden yola çıksam da her yeni çalışmada malzemenin ve içinde bulunduğum ânın bana yol göstermesine izin veriyorum. Uzun süredir üzerine odaklandığım çanak formu başlangıçta bana rehberlik ediyor; ancak her bir çanağın sergilediği karakter ve geçirdiği süreç bambaşka bir yöne evriliyor.
Seramikte her zaman malzeme, sanatçı, ortam koşulları ve deneyim arasında dörtlü bir denge var. Bu denklemde en kritik unsur bana göre deneyim; çünkü sürprizlerin oranını kontrol altına alabilmek doğrudan onunla mümkün. Parça elinizden çıktıktan sonra yaklaşık 24 ila 48 saat boyunca fırına emanet kalıyor. Bu süre zarfında fırın rejimini doğru yönetip optimum sonucu yakalamak ciddi bir ustalık gerektiriyor. Fırınınızı iyi tanımak, malzemenin kimyasına hakim olmak ve süreçte acele etmemek, kötü sürprizleri en aza indirmenin temel yolu. Bu yüzden formu fırına koyduğumda kontrolü tamamen kaybetmiş gibi hissetmiyorum; zira o hassas denge oranını kurabilmek zaten sürecin özünü oluşturuyor.
Seramiğin karakterimi biçimlendirdiği aşikar; hatta onunla çok iyi bir takım arkadaşı olduğumuzu söyleyebilirim. Malzemeyi tanıdıkça bana ne anlatmak istediğini daha iyi çözümler hale geldim. İlk başlarda bir güç savaşı gibi görünen bu ilişki, zamanla birbirinin derdinden anlayan iki dostun ortaklığına dönüştü. Seramik bana her çalışmada sabrı öğretti; ben de doğru zamanda doğru müdahaleyi yapmayı öğrendim. Şimdilerde malzemenin kimyasal bileşenleri ve teknik detayları ilgimi daha çok çekerken, ben de onun karakterine biraz daha dokunabildiğimi hissediyorum.
Bu motifler günlük hayatımda da severek yer verdiğim, yaşam alanımda bulundurmaktan keyif aldığım değerler. Ancak üretim sürecime gelince motiflerin bire bir aktarımından ziyade, onların taşıdığı soyut ve duygusal katmanları kile tercüme etmeye çalışıyorum. Asıl amacım bu değerleri koruyan ve kuşaktan kuşağa aktaran gelenekleri, hafızayı ve kültürümüzü, kendi form dilim üzerinden çağdaş sanatın içerisine taşımak.
Atölyeye ilk girdiğim dönemde bir ustam, "İlk beş seneyi unut; her gün yaptığın işi saymayı bırak ve sadece tekrar et" demişti. O beş yıl boyunca sayısız çanak ve form ürettim. Kimisi atölye kapısından çıkmadan yeniden çamura dönüştü, kimisi ise yıllar sonra arşiv sergilerim için kıymetlendi. Bir işe baş koymak, sebat etmek ve bıkmadan üzerine gitmek ancak derin bir sevgiyle mümkün. Kas hafızası da tekrarla geliştiği için, biçimi sürekli yinelemek o işin dilini ana dili gibi konuşmayı sağlıyor. Ölçmeden gereken gramajı göz kararıyla bilmek, dokunmadan çamurun kıvamını hissetmek ve piştikten sonraki gerginliğinden fırın sürecini okuyabilmek... İşte sezgiler, ancak böyle bir zanaat disiplininin ışığında parlamaya başlıyor.
İşlerimin nasıl okunmasını istediğimi netleştiren ve pekiştiren bir deneyim oldu. Kendi ülkemde ve kültürümde pek çok sembolü ekstra bir açıklamaya gerek kalmadan aktarabiliyorum. Ancak yurtdışında, ele aldığım konuyu çok daha dikkatli, katmanlı ve doğru bir çerçevede sunmalıyım ki iletmek istediğim duygu ve algı izleyiciye eksiksiz ulaşabilsin.
Tamamlanan parça elimden çıktığı an, atölyenin içinde bile kendi bağımsız varlığı olan bir bireye dönüşüyor. Sürecin başındaki his ile sonundaki durum arasındaki ilişki, bebekliğini bildiğiniz ama artık karşınızda yetişkin olarak oturan bir çocuğu izlemek gibi. Hele ki parçayı karma bir sergi atmosferinde izleyiciyle buluşmuş halde gördüğümde, tüm o üretim ve yaratım sürecimin somut bir portresiyle karşı karşıya olduğumu hissediyorum.