26 Aralık 2015

Modanın Mucize Çocuğu Alexander Wang

YAZI: İNAN KIRDEMİR

"Başarının farkında olmak, insanın yeteneğini köreltir. Başarılı olmak için, başarıyı yok saymak gerekir." Modanın mucize çoçuğu Alexander Wang, kendi başarısını müthiş bir alçak gönüllülükle, yukarıdaki cümleyi kurarak yorumluyor. O, ihtişam kumaşını sadelikle işleyen, düz ve yalın çizgilerin hakimi olmasına rağmen, her zaman moda evinde bir misafir gibi hissetmekte kararlı. Yerleşik düzene geçmeyi reddediyor. Yeni fikirlerle tasarımdan tasarıma, koleksiyondan koleksiyona göç etmek, Alexander Wang’in yaratıcı vizyonunun kaynağı.

Alexander WangFotoğraf: Indigital

Yola San Francisco’dan çıkan mucize çocuğun ilham valizinin en önemli parçası Tayvan. Yarı Amerikan, yarı Tayvanlı üç çocuklu bir aileninin oğlu o. Tıpkı ABD ve Çin’in arasında kalan Tayvan gibi, Alexander Wang’in duru ifadesi de arada kalmışlığın bir sonucu. Minimalistliğin az ve öz felsefesinin ilk giriş dersinde, ön bilgi olarak yalınlığın sadeliğin netlik kazanabilmesi için kalabalığın arasından en belirgin, en şeffaf çizgilerin altını çizmek gerekir. 2004 yılında, kendi adını bir markaya dönüştüren Wang, bu dersi kanaat notuyla değil, üstün yeteneğiyle geçiyor. 15 yaşında, ilk koleksiyonunu kardeşinin düğününde tanıtması yetenek seviyesinin orta derecelerde kalmadığını kanıtlıyor.

Alexander WangFotoğraf: Alexander Wang

Hepimiz biliyoruz ki, yetenek onaylanmış kağıttan bir belge gerektirmiyor. Bu yüzden kayıtlarda Alexander Wang’in yeteneğini belgeleyen bir mezuniyet diplomasının olmaması şaşırtmasın. 2002’de New York’un en prestijli tasarım okulu Parsons School of Design’daki eğitimini durduran Wang, Marc Jacobs, Derek Lam, Teen Vogue ve Amerikan Vogue’u gibi sektör devleriyle çalışmaya başlayarak, yeteneğini tecrübeye dönüştürmekten geri kalmıyor.

Cinsiyetsiz bir modaya uyanmak isteyen Wang’in 2004’te çıkardığı ilk unisex koleksiyonunda ailesinin emeği büyük. Abisinin finans danışmanlığını üstlendiği, ablasının hukuk alanında destek verdiği ve aile bağlantılarıyla Çin’de gerçekleştirilen üretim süreci sayesinde, tam iki yıl sonra New York Moda Haftası kapsamında Sonbahar/Kış 2007 kadın koleksiyonunu tanıtan Wang’in Anna Wintour’un keşif radarına girmesiyle, 200 bin dolarlık Vogue/CFDA Fashion Fund ödülünü kazanması, tasarımcının kariyerinin dönüm noktası. Kadın koleksiyonuyla Anna Wintour’un onayını alan Wang, 2011’de T by Alexander Wang markasıyla çıkardığı erkek koleksiyonuyla da GQ tarafından en iyi erkek tasarımcı seçildi.

Alexander WangFotoğraf: @alexanderwangny

Nicolas Ghesquière gibi güçlü bir direktörün 15 yıllık Balenciaga tahtına oturmak, kimine göre gözü karalık, kimine göre ise cesaret. Alexander Wang, kesinlikle cesaret hapı yutan özgür ruhlardan. 2012 yılında Nicolas Ghesquière’in Balenciaga krallığının başına geçen Wang’in Sonbahar/Kış 2013 koleksiyonu beğeni ve onayla karşılansa da, Nicolas Ghesquière’in yerini doldurup dolduramayacağına dair endişeler tam anlamıyla silinmedi. Bu endişeleri olgunlukla karşılayan Wang cephesinde hiçbir zaman paniğe mahal yok. Günümüzde ulaşılabilirliğin formülünü erken çözen Wang, 2014’te H&M ile gerçekleştirdiği 61 parçalık özel koleksiyonla, özgür tasarım dünyasının kapılarını geniş kitlelere açarak, Balenciaga’da hissedilen emniyetsiz rüzgarı biraz olsun dindirdi.

Wang, öğrencilik hayatında aldığı Parsons School of Design’dan ayrılma kararını, bu yıl Balenciaga’da uygulayınca tarih tekerrürden ibarettir sözü ister istemez akıllara geliyor. 2015’in en çok konuşulan moda olayları arasına giren bu ayrılık, yine de onu olumsuz etkilemiyor. Kendisine günde 20 e-posta göndererek, fikirlerini, kararlarını gözden geçiren tasarımcı, günün sonunda bir tek kanıya varıyor: “İnandığın her şeyin peşinden git.“

 

ETİKETLER: ALEXANDER WANG , T BY ALEXANDER WANG , BALENCİAGA , PARSONS SCHOOL OF DESİGN , ANNA WİNTOUR