Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Roma’da randevuyla ziyaret edilen ultra şık bir atölyede, hızlı modaya karşı dimdik ayakta duran eşsiz bir Alta pelletteria örneği…
Hikaye Roma’da başlıyor. Avrupa ve Ortadoğu’da en seçkin otellere mimarlık hizmeti verirken, aradığı lüksü bir türlü bulamadığını fark eden Aleksandra Badura, asırlara dayanan Alta pelletteria’yı yani İtalyan yüksek deri işçiliğini kullanacağı bir çanta koleksiyonu oluşturmak üzere yepyeni bir yolculuğa çıkıyor. Butik konseptini reddederek Roma’da sadece özel randevuyla ziyaret edilen ultra şık bir atölye kuran ünlü mimar; en seçkin malzemelerden, sıradışı formlar sergileyen, bir eşi daha olmayan kişiye özel çantalar yaratıyor. Parçaları dünyanın dört bir yanına ulaşırken koleksiyonuna her yıl yeni tasarımlar ekleyen Badura’yı Roma’daki atölyesinde ziyaret ettik; elmasın farklı kesimlerinden Fransız Polinezyası’ndaki lagünlere ve Afrika’nın kuşlarına uzanan tasarım kodlarını, Alta pelletteria’yı ve hızlı modaya karşı mücadele veren özel tasarım felsefesini konuştuk.
Markam Badura by Aleksandra Badura ile olan yolculuğum, bunun bir haute maroquinerie’ye dönüşeceğini henüz kavrayamadığım çok eski günlerde, Roma’da başladı. Benzersiz objeler, güzel bir işçilikle üretilmesinden öte tartışmasız şekilde özgün bir karakter taşıyan parçalar beni her zaman büyülemiştir. Kişiye özel tasarım fikriyle iç içe büyüdüm: özel olarak sizin için üretilen bir şeyin bambaşka bir değer taşıdığını, kişiliğinizi yansıttığını çok erken yaşlarda anladım. Bu işe başladığım dönemde mimarlık yapıyordum ve işim gereği Ortadoğu, Londra ve Paris arasında yoğun bir şekilde seyahat ediyordum. Her yerde olağanüstü bir lüks görüyor, yine de hayalimdeki çantayı bir türlü bulamıyordum. Bu yüzden onu kendim tasarlamaya karar verdim.
Tanıdığım bir terzi beni Roma’da kırk yılı aşkın süredir tamamen el yapımı çanta üreten bir zanaatkarla tanıştırdı. Onu geleneksel anlamda “ikna etmem” gerekmedi. Ortak bir dili konuştuğumuzu fark ettik. Ben net ve teknik açıdan zorlu bir vizyon ortaya koydum, o ise deriye ve yapısal tasarıma dair olağanüstü bir bilgi birikimi kattı. İlk parça, ikonumuz Ladylike bu etkileşimden doğdu. Vizyon ile Roma’nın zanaat bilgisi arasındaki benzer diyalog, bugün de markanın kalbinde yer almaya devam ediyor.

Mimarlık bana oran, yapı, denge ve her şeyden önemlisi işlev açısından düşünmeyi öğretti. İç mimarlık ise farklı malzemelerin, renklerin ve dokuların nasıl bir arada var olabileceğini ve bir duyguyu nasıl yaratabileceğini gösterdi. Benim için güzellik ve işlevsellik ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır; güzel tasarlanmış bir mekan, içinde yaşayan kişiye uygun olmalıdır. Ben de bir el çantasına tam olarak aynı şekilde yaklaşıyorum. Detaylara gösterilen bu titiz özen, müşterilerimizin markamız hakkında en çok takdir ettiği tanımlayıcı özelliklerden biri haline geldi. Tasarımın, çantaların yapısının ve hafifliğinin ötesinde ne kadar işlevsel ve sezgisel bir biçimde düzenlenmiş olduklarına genellikle şaşırıyorlar. Benim için lüksün temel parçası şudur: Bir nesne sizden kendisine uyum sağlamanızı beklememelidir. Sizin nasıl yaşadığınızı anlamalıdır.
Koleksiyonlarımız deri, doku ve renk kombinasyonlarının bir araya getirilmesiyle şekillenir. Bir el çantasını asla tek bir yüzey olarak görmem; her malzemenin kendi karakterine sahip olduğu ve her unsurun diğerleriyle güzel bir şekilde bir arada var olması gerektiği mimari bir kompozisyon olarak görürüm. Doğa, bu birlikteliklerin en olağanüstü örneklerini sunar. Fransız Polinezyası’ndaki lagünleri düşünün: Turkuazın zümrüde, koyu maviye ve neredeyse şeffaf bir suya dönüştüğü yerleri, bir mercan kayalığındaki tropikal balıkların renklerini veya kağıt üzerinde imkansız görünebilecek kombinasyonların mutlak bir uyumla bir arada var olduğu Afrika kuşlarının tüylerini. Pırlantalara her zaman hayran olmuşumdur, çünkü onların güzelliği yapılarından doğar. Süslemeye ihtiyaç duymazlar. Parlaklıkları; kesim yüzeylerinin hassasiyetinden, orantılarından ve her yüzeyin ışıkla etkileşime girme biçiminden gelir. Pırlanta kesim geometrisi her Badura çantanın üretiminde temel bir model. Panelleri, çizgileri, orantıları ve bazı parçalarda farklı renkler, dokular ve malzemeler arasındaki diyaloğu bile belirler. Sona eklenen dekoratif bir motif değildir, nesnenin bizzat kendi mimarisini belirler.

Koleksiyonumu tekil modellerden oluşan bir katalogdan ziyade, bir kadına hayatının çok farklı anlarında eşlik etmek üzere tasarlanmış parçalar barındıran eksiksiz bir deri eşyalar evreni olarak görmeyi seviyorum. Markanın kalbinde ikonumuz olan Ladylike yer alıyor: Formlu, mimari ve feminen. Briolette, pırlantayı daha farklı yorumluyor: Damla kesimde de olduğu gibi yüzeyleri tüm form boyunca devam ediyor ve bu sayede çanta alışılagelmiş bir ön veya arka yüzü olmaksızın 360 derecelik bir bütünlükle tasarlanıp tamamlanıyor. Ardından tasarım dili daha yumuşak ve daha oyuncu bir hal alıyor. Lucky Bucket Bag Mini; hareket, püskül ve deri, renk ile dokunun beklenmedik kombinasyonlarını bir araya getiriyor. BiBi Tote son derece yumuşak, hafif, esnek ve katlanabilir yapısıyla sıradışı bir derinin doğal hareketini sergilemesine olanak tanıyor. Candy ailesi, günlük Candy ve Candy Soft Envelope modellerinden daha kompakt yapıdaki Candy Minaudière’e uzanan seçenekleriyle gündüzden geceye zahmetsizce geçiş sağlarken, Étoile Mini gece şıklığı dünyasına adım atıyor.
Aslında Badura, Roma’da İspanyol Merdivenleri ve Via Borgognona’ya yakın geleneksel bir butikle başladı. Zamanla, eşi benzeri olmayan bir nesnenin daha kişisel bir yolla keşfedilmeyi hak ettiğini anladım. Badura atölyesine girdiğinizde mekan artık size aittir. Koleksiyonu keşfetmek, malzemelere dokunmak ve her bir parçanın arkasındaki yapıyı ve zanaat bilgisini anlamak için vaktiniz vardır. Gerçekleşen sohbet, sadece önceden belirlenmiş bir ürünü sunmak yerine kişinin etrafında şekillenen bir şeyler geliştirmeye yani kişiye özel bir tasarım sürecine doğal bir şekilde evrilebilir. Benim için lüksün yeniden kişiselleştiği yer tam olarak burası.

Badura, tek ve eşsiz parçalardan oluşan bir koleksiyon olarak doğdu. Her bir parça; deri, renk ve doku kombinasyonuyla tek bir yorum halinde var olur ve birebir aynısı tekrar üretilmez. Ultra-lüks tam olarak budur. Benzersizlik zaten nesnenin özüne işlenmiştir. Sipariş üzerine üretim ise bundan sonra gelir. Bir müşteri bir Badura modeline âşık olabilir ve malzemeler, renkler, iç astarlar ve detaylar aracılığıyla kendisi için yeni bir yorum oluşturmamızı isteyebilir. Örneğin, çantanın içini kısmında kullanılacak derinin tonunu seçmek, Badura deneyiminin oldukça kişisel bir parçasıdır; çünkü çantayı her taşıdığında o astarı görecek ve takdir edecek olan yalnızca sizsiniz. Tek ve eşsiz parçalarda, benzersizliği yaratıyoruz. Dijitalleşme erişimi anlık kılabilir, ancak zanaatkarlık çabuk elde edilen bir şeye dönüşmemelidir. Dijitalleşme mesafeleri ortadan kaldırır, atölye ise derinlik yaratır.
En büyük zorluk, gerçek zanaatın var olmasına imkan tanıyan koşulları, yani zamanı, bilgiyi, kuşaktan kuşağa aktarımı ve üretmenin değerine duyulan saygıyı korumak. Alta pelletteria dediğimiz yüksek deri işçiliği ve bu ürünleri şekillendiren seçkin zanaatkarlık gelenekleri hızlandıramayız. Usta bir zanaatkar, yazıya dökülmesi zor bir zekayla çalışır: Derinin gerilimini anlamak, bir malzemenin ne kadar zorlanabileceğini bilmek ya da birkaç milimetrenin tüm çantanın dengesini nasıl değiştirebileceğini görmek gibi. İkonik modelimiz Ladylike, versiyonuna bağlı olarak yaklaşık altmış ayrı parçadan oluşabilir. Ancak çanta tamamlandığında müşteri altmış ayrı bileşeni değil çabasız görünen tek bir bütün nesne görmelidir. Zanaatkarlığı korumak, geçmişi bir müzede muhafaza etmekle ilgili değil. Bu bilgi birikimine bir gelecek sunmakla ilgili.

Sanırım diyalog çok basit bir soruyla başlıyor: İnsanların ilk önce çantayı mı fark etmesini istersiniz, yoksa sizi mi? Büyük ve köklü modaevlerinin ikonik parçaları elbette çok değerli; önemli bir tarihi, tanınabilirliği ve kültürel bir anlamı taşırlar. Badura ise farklı bir şey sunar. Bizim çıkış noktamız bireysel. Gerçek lüksün kişiliğinizin yerini almak yerine onu güçlendirmesi gerektiğine her zaman inandım. Badura ile tanınabilirlik; orantı, yapı, malzemeler ve geometri aracılığıyla tasarım dili üzerinden sağlanırken, her bir parça kesinlikle kişisel kalmaya devam eder. Zira DNA tutarlıdır, ifade ise kişiye özeldir.


