Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Matthieu Blazy, Chanel 2026-27 Sonbahar/Kış Haute Couture Koleksiyonu’nda masalları giysilere işlerken, Gabrielle Chanel’in sembolleri yeni yüksek mücevher koleksiyonu Signes & Symboles’de ışığa kavuşuyor.
Aslında bir madalyonun iki yüzü bu: Masallar hayal gücünden beslenir, hayal gücü gerçeklerden… İnsan aklı, mantığına sığdıramadığı en sıradışı hikayede bile hakikatin izlerini arar; hayatın dünyevi akışına uydurabileceği dersler çıkarmanın peşinde koşar. Chanel’in 2026-27 Sonbahar / Kış Haute Couture Koleksiyonu defilesinde ayakkabı topuğuna dolanmış sarmaşıkları, uyuyan ayı biçimindeki minaudière çantaları, ördekten kuğuya dönüşen düğmeleri huşu içinde izlerken yüreğimiz masalların ipine tutunuyor belki, ama gerçekler de gözümüzün önünde: Moda Aktiviteleri Sanat Direktörü Matthieu Blazy’nin Chanel için tasarladığı ikinci koleksiyonda Jack’in fasulyeleriyle couture’un yükselişini, Altın Saçlı Kız’ın “tam uygun” arayışıyla Chanel’in kesim disiplinini, Hansel ve Gretel’in şeker evindeki tehlikeyle couture’un kusurlu güzelliğini, Korkuluk’un rafyalarıyla gündelik malzemelerin couture’a uyarlanışını anlatıyor.

Ve bunu öyle büyüleyici bir ortamda yapıyor ki: Sanki Grimm masallarının karanlık ormanları Grand Palais’nin içine taşınmış. Dev sarmaşıklar podyum boyunca kıvrılıyor, dikenli bitkiler couture’un keskin hatlarını çevreliyor, aşırı büyümüş çiçekler salonun her köşesini işgal ediyor... Bitki motifleri dekorun ötesinde couture’un disiplinli yapısına karşı masalın vahşi ve kontrolsüz doğasını temsil eden bir kontrast. Fondaki kuş cıvıltıları ve doğa sesleri eşliğinde kendimizi iyiden iyiye ormanda gibi hissettiğimiz sırada, araya giren bir kadın sesinin hayatın sıradan komutlarını fısıldamasıyla irkiliyoruz. Yatağı topla, pijamanı giy, bulaşığı yıka, rujunu sür… Böylece salon hem büyülü hem gündelik, hem rüya hem gerçek bir sahneye evriliyor. Seyirci, couture’un ihtişamına tanıklık ederken aynı anda masalın cazibesini ve gündeliğin akışını duyumsuyor; Grand Palais’de koleksiyonun özü, yani masal ile yaşamın iç içe geçişi görsel ve işitsel bir bütünlükle somutlaşıyor.
Chanel 2026-27 Sonbahar / Kış Haute Couture Koleksiyonu’nda masallar ve gerçeklerle bezeli evrenin tohumunu atan, Blazy’nin Gabrielle Chanel’in kütüphanesinde rastladığı, peri masallarıyla dolu Les Fées, Contes des Contes adlı kitap. Kitabı bulduğunda “Acaba Gabrielle Chanel’in hayatı bir masal mıydı diye düşünmeye başladım” diyor Blazy. “Ve kendime sordum: Haute couture atölyeleriyle birlikte, tıpkı bir kitap gibi hikaye anlatan giysiler yapabilir miyiz?”

Adım adım gidelim: Blazy’nin Gabrielle Chanel’in hayatının bir masal olup olmadığını sorgulaması boşuna değil. Annesinin ölümünden sonra yetimhanede büyüyen; dikiş dikmeyi yetimhanede öğrenen bir çocuk Gabrielle. Genç yaşta şarkıcılık yaptı, “Coco” lakabını aldı, ardından aristokrat çevrelerle tanışarak Paris’te küçük bir şapka dükkanı açtı. Yoksulluktan Paris’in en güçlü moda vine uzanan yolculuğu, bir masal kahramanının kaderini değiştirmesinden farksızdı. Küçük siyah elbise, Chanel No.5 parfümü ve ikonik tüvit takımlar masalının büyülü objeleri oldu. Chanel’in hayatı, zorluklardan doğan bir özgürleşme ve dönüşüm hikayesi; moda tarihine kazınmış kişisel bir mitoloji.
Ancak görünen o ki “tıpkı bir kitap gibi hikaye anlatan” giysilerle yetinmedi Blazy. Hikayelerdeki “kurgu” bağını, modanın hakikiliğine düğümlemeyi de başardı. Çünkü koleksiyon fantezinin beklenmedik doğasından ziyade, gündelik hayatın serüvenleriyle iç içe. Giysiler podyumda büyüleyici bir masal anlatmakla kalmıyor, kadınların hareketine, yaşamın akışına uyum sağlıyor. İnce tüvit takımların kesimleri, astarlara yerleştirilen motifli şeritler, omuzlarda hafifçe yükselen yapı, korse yapısını belirleyen iç konstrüksiyon couture’un mahremiyetine dokunup giyilebilirliği öne çıkarıyor. Blazy, couture’u hayal gücünün sahnesi dışında günlük hayatın ritmine eşlik eden bir yol arkadaşı olarak yeniden tanımlıyor. Ve masalın büyüsü ile yaşamın gerçekliğini aynı giyside buluşturan bir koleksiyon çıkıyor ortaya.

Gözlerimiz yeniden podyumda şimdi: Defilenin açılışında, guipure dantelinden işlenmiş ve ince ipek tül katmanlarıyla hafifletilmiş bir Chanel takımıyla sahneye çıkan model, elinde Gabrielle Chanel’in kütüphanesinden alınan Les Fées, Contes des Contes kitabını taşıyor. Ardından gelen tüvit takımlar, Chanel’in DNA’sına sadık. Ceplere gizlenmiş nakışlı küçük notlar ve zincire asılmış gündelik eşyalar, couture’un sırlarını ele vererek giysilerin formunu şekillendiriyor. Yakaların çizgisi, etek boylarının düzeni, kumaşların katman katman yığılması kadim terzilik geleneğinin incelikli imzaları… Blazy, dokuma ve nakış ustalığını katmanlama ve aplikelerle taçlandırıyor; gündelik nesneleri soylu malzemelerle yan yana getirerek couture’un sınırlarını genişletiyor. Bu yaklaşım, “tamir et ve yeniden kullan” fikrini haute couture’un zirvesine çıkarıyor: couture yalnızca yeni bir yaratım değil, aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan bir hafıza. Böylece koleksiyon, Chanel’in köklü mirasıyla birlikte çağdaş bir sürdürülebilirlik ve gündelik hayatla uyum fikrini de kucaklıyor.
Koleksiyonun gündüz takımları Chanel’in vazgeçilmezi tüvitlerle işlenmiş; kesimlerdeki disiplin, omuz çizgilerinin netliği ve etek boylarının dengesi terzilik ustalığını yansıtıyor. İnce müslin katmanlarıyla hafifletilmiş gece elbiseleri ise ihtişamı gündelik hareketle buluşturuyor. Rafya püsküllerle bezenmiş siluetler, sıradan malzemelerin couture’a uyarlanışını gösterirken, guipure danteller ve ipek astarlar giysilerin derinliğini pekiştiriyor. Her parça, hem teknik açıdan kusursuz bir işçilik hem de gündelik hayata uyum sağlayan bir giyilebilirlik sunuyor.

Defilenin ertesi günü izleme şansı bulduğumuz, Chanel’in yeni yüksek mücevher koleksiyonu Signes & Symboles de 2026-27 Sonbahar/Kış Haute Couture Koleksiyonu’nun masalsı simgelerini değerli taşların ışığıyla buluşturuyor. Signes & Symboles, Gabrielle Chanel’in evrenindeki dört temel sembolden doğuyor: kamelya, yıldız, güneş ve aslan. Başka bir deyişle Blazy’nin masalları dikiş iğnesiyle yazdığı yerde, mücevher tasarım stüdyosu bu sembolleri taşların diliyle yeniden yorumluyor.
85 parçadan oluşan koleksiyon, göğsü kaplayan geniş plaka kolyelerden ince şerit kolyelere, farklı biçimlere uyarlanabilen yüzük ve broşlara kadar uzanan bir çeşitlilik sergiliyor. Tasarımlarda hem geometrik saflık hem de renklerin cesur kontrastı ön planda. Chanel’in mirasını çağdaş mücevher diline aktarmak ise safir, yakut, zümrüt ve elmastan müteşekkil “değerli dörtlü”nün tasarrufunda. Örneğin Imprimé Lion kolyesinde 20.66 karatlık safir kısım pırlantalarla kaplı heykelsi bir aslan başına bağlanırken; Lion Millénaire yüzüğü bir yüzünde yakut, diğer yüzünde oniks üzerine işlenmiş pırlanta aslan başı ile muzip bir oyun oynuyor.

Koleksiyonun bir diğer gözdesi ise tılsım mücevherler. Gabrielle Chanel’in “her şey bir işaret ya da semboldür” anlayışını hatırlatan parçalar, muska gibi taşınabilecek tılsımlar halinde tasarlanmış. Sarı safirlerle kaplı Talisman Graphique kolyesi güneşin yakıcılığını anımsatıyor; Talisman de Symboles kolyesi ise kamelya, yıldız, güneş ve aslan motiflerini altın ve pembe safirlerle bir araya getiriyor. Renkli taşların titreşiminden yayılan duygu, gündelik hayatla uyumlu bir dinamizm. Finalde Chanel’in en sevdiği çiçek kamelya, Symbole CaméliaRose yüzüğünde hayat buluyor. Pembe safirlerle çevrelenmiş pırlanta yapraklar, merkezdeki 10.32 karatlık elmasın etrafında ihtişamla dönüyor. Aynı şekilde Symbole Saphir yüzüğü, 25.45 karatlık safirin otoritesini çevresindeki taşların ışığıyla birleştiriyor.
